> Engeloji

Translate

5 Ocak 2014 Pazar

O SES TÜRKİYE'NİN ÇİĞDEM'İ


Star TV'de yayınlanan ve yapımcılığını Acun Ilıcalı'nın yaptığı "O Ses Türkiye" yarışmasında kol değneğiyle gelen bir yarışmacı görünce ilgi ve merakla izledim. Genç kadın, şarkısı söylerken 4 jüri üyesi de çok beğenip, butona basıp döndüler. Hepsi; Ebru Gündeş, Hadise, Murat Boz ve Gökhan Özoğuz da Çiğdem Bezci'yi kendi takımına almak istedi.

Şarkısını bitirince Çiğdem gözyaşlarını tutamadı. "Bu mutluluk gözyaşları... Çok mutluyum. Ayakta durmakta zorlanıyorum..." deyince Ebru Gündeş ona "Neyin var?" diye sordu. Bunun üzerine Çiğdem ilginç hayat hikayesini anlattı. Yaşadıklarını öğrenen jüri üyeleri ve seyirciler duygusal anlar yaşadı....  Çiğdem, geçirdiği bir trafik kazası sonucunda sağ bacağını kaybetmiş ve kol değneği ile yürüyor.

Yarışmada anlattıklarından ve medyada yazılanlardan anladım ki Çiğdem'in film gibi bir hayat hikayesi var. Çiğdem Bezci, kazadan önce mankenlik ve şarkıcılık yapıyormuş... İbrahim Tatlıses ile aynı sahneyi bile paylaşmış... Hatta kazadan bir süre önce bir film teklifi bile almış... 2009 yılında Antalya'nın Alanya ilçesinde nişanlısının kullandığı otomobilin kaza yapması sonucu çok ağır yaralanmış... Ölümden dönmüş...


Kaza da vücudunda 19 kırık oluşmuş ve sağ bacağını diz kapağının üzerinden kaybetmiş... Bu kazadan sonra bir yıla yakın bir zaman nişanlısı onun başucundan hiç ayrılmamış, ona çocuklar gibi bakmış... Çiğdem, bir gelecekleri olmayacağını düşünerek ona ayrılmak istediğini söylese de nişanlısı onu bırakmamış... Bu tür durumlarda nişanlı, hatta evli olanlar bile kaçıp giderken, nişanlısı onun hep yanında olmuş... "İyi günde, kötü günde..." lafına uygun davranmış... Anlıyoruz ki sevgileri engel tanımamış... 

Çiğdem, kendini toparladıktan ve hastaneden çıktıktan sonra da evlenmişler... Hamile kaldığında da çok büyük sağlık sorunları yaşamış... Ama çok şükür ki sağlıklı bir çocukları olmuş... Çiğdem, O Ses Türkiye yarışmasında "Oğlumuz Kutsal Haktan dünyaya geldiğinde yeniden doğdum. Şimdi ise şarkılarımı sizlere söylemek istiyorum..." diyerek sözlerini tamamladı. Sonrada elbisesinin eteğini kaldırarak protez bacağını gösterdi...

Çiğdem Bezci, Ebru Gündeş'in takımında olmak istemiş, onu seçmişti. O Ses Türkiye yarışması devam ediyor. Çiğdem bu yarışmayı kazanır mı kazanmaz mı bilinmez... Ama yarışmaya damgasını vurdu. Çiğdem, bu kazayı geçirmeyip engelli olmasaydı da bu yarışmaya katılır, sesi çok güçlü ve güzel olduğu için jüri üyeleri döner ve hepsi de kendi takımında olmasını isterdi. Ancak sıradan bir yarışmacı olur, bu kadar dikkat çekmezdi. Pek çok engelli de her şeye rağmen hayatın devam ettiği gerçeğini göremezdi...

ALİYE YÜCEL

29 Aralık 2013 Pazar

BUNGEE JUMPİNGİN BÖYLESİ...


Bungee jumping, kişilerin yüksek bir yerden aşağıya atladıkları ve esnek bir halatla yukarıya çekildikleri çok heyecan verici bir etkinliktir. Seyrederken bile insanın yüreği ağzına gelir... Bungee jumping yapanların yaşadığını duyguları düşünmek bile insanı heyecanlandırıyor. Adrenalinde doruk noktası olan bu etkinliği bir de tekerlekli sandalyede yaşayan biri yaparsa ne kadar şaşırtıcı olur değil mi?

Bungee jumping, ekstrem bir spor, sınırsız bir heyecan ve eğlence için yapılıyor. Yapanların adrenalinin doruğu olarak tanımladığı bu etkinliği Riley Martin, tekerlekli sandalyeyle deniyor. Tekerlekli sandalyedeki kişilerin çeşitli sporlar ve dans etkinlikleri yaptığını biliyor ve görüyoruz. Ancak bungee jumping yapmak çok cesurca...

Kanadalı Riley Martin, geçirdiği bir trafik kazası sonucu genç yaşta felç oluyor. O günden sonra da hayatını tekerlekli sandalyede sürdürüyor. Bir gün bir arkadaşı ona bungee jumping yapanların videosunu gösteriyor. Böylece Riley Martin, macera severlerin tutkusu olan bungee jumpingi denemek istiyor. Martin, 21 yaşında iken tekerlekli sandalyesiyle bungee jumping yapmaya karar veriyor. Kanada'nın Britanya Kolumbiyası eyaletinde yaklaşık 170 metre yüksekliğinde bir köprüden tekerlekli sandalyesiyle atlıyor.


Riley Martin, bu atlayışın fotoğraflarını da bir sosyal paylaşım sitesinde paylaşıyor. Bu fotoğraflar görenlerin çok ilgisini çekiyor. Ona pek çok soru soruyorlar... En önemli soruda "Bu atlayışı neden tekerlekli sandalyede yaptığı..." oluyor. Riley Martin bunun cevabını şöyle veriyor: "Tekerlekli sandalyede hayatımı sürdürdüğüm için bunun daha kolay olacağı söylendi... Ben de kendimi böyle daha rahat hissedeceğimi düşündüm... Ve böyle atladım..."

Üniversite öğrencisi olan Riley Martin; basketbol, tenis ve rugby gibi spor dallarıyla ilgileniyor. Yarış arabası da sürüyor. Riley Martin'in bungee jumping yaparken paylaştığı fotoğraflar çok etkileyici...  İpler tümüyle sağlam olsa da tekerlekli sandalyeyle bunu denemek bir kat daha cesaret istiyor... Atlayış yaptığı platformda geldiğinde ne düşündü, atlarken ne hissetti merak etmemek elde değil...

Bu tür etkinlikler Riley Martin için engeline karşı bir başkaldırış biçimi... Bu atlayışı bir farkındalık yaratmak için, kendi potansiyelini başkalarına ispat ve kendini kendine ispat için yapmış... Çok da iyi yapmış... Bir şeyler başarmak istedikten sonra hangi şartlarda olursa olsun, bunun yapılabileceğini bize gösteriyor.


ALİYE YÜCEL

22 Aralık 2013 Pazar

MİNİK AHSEN'İN HİKAYESİ


Ahsen, tekerlekli sandalyede bir kız çocuğu... Ateşli bir hastalık geçirdiği için her iki bacağı da tutmuyor. Bu nedenle hayatını tekerlekli sandalyede sürdürüyor. Bazı kimseler hayatını tekerlekli sandalyede geçiren kimseler için "tekerlekli sandalyeye mahkum" diyor. Oysa Ahsen bu tabirden hiç hoşlanmıyor. O hayatını tekerlekli sandalyede sürdürdüğünün bilinmesini istiyor...

Ahsen, küçük yaştan beri durumunun farkında ve bunu kabullenmiş bir çocuk... Yürüyemese de tekerlekli sandalyesiyle okula gidiyor. Günlük yaşantısında zaman zaman (mimari engellerden dolayı) zorlansa da yaşantısını sürdürüyor. Ailesi, arkadaşları ve öğretmeni onu çok seviyor ve yardımcı oluyorlar... Sınıfı okulun giriş katında, okulunun girişinde bir kaç basamak merdiven var. Bu nedenle Ahsen'in okula başladığı yıl, tekerlekli sandalyesiyle rahatça girebilmesi için girişe rampa yapılmış... Ahsen, mutlu ve çok başarılı bir çocuk...

Genelde normal insanlar (!) bazen Ahsen'e acıma ya da küçümsemeyle baksa da o kendisine  farklı bakmamalarını, ilk tanışmada herkese nasıl davranılıyorsa ona da öyle davranmalarını istiyor. Tekerlekli sandalyede yaşasa da ekstra bir ilgiyi ya da dışlanmayı istemiyor.


Tekerlekli sandalyede olduğu için “sakat, aciz" gibi etiketlerle, acıyarak yaklaşılmasını ve acıma hissi veren ses tonu ile konuşmalarını da istemiyor. Sonuçta birtakım engellere sahiptir olduğunu biliyor. Ancak o hasta ya da mutsuz olmadığının bilinmesini istiyor.

Ahsen, karşısında çok dikkatli ve özenli olmaya çalışanları hiç anlayamıyor. Diğer insanlarla nasıl konuşuluyorsa onunla da öyle konuşmalarını istiyor. Kelimeleri vurgulayarak veya yüksek sesle konuşmayı anlamsız buluyor, çünkü onun duyma sorunu yok! Ayrıca onun zeka ve algılama sorunu olduğunu ima eder gibi tane tane ve vurgulayarak konuşulmasını da istemiyor.

Tekerlekli sandalyede olduğundan dolayı ona yardım etmek amacıyla aniden atılmamalarını; onun yardım istemesini beklemelerini istiyor. Eğer yardım istiyorsa kendi söylüyor ve yardım edecek kişiyi kendi yönlendiriyor. Tekerlekli sandalyesine aniden yaslanılması ve dokunulması onu rahatsız edebiliyor.

Tekerlekli sandalyede olduğu için onunla konuşan kişinin tam karşısında, rahatlıkla göreceği şekilde durması gerekiyor. Sanıldığının aksine Ahsen engeliyle ilgili soru sorulmasından rahatsız olmuyor. Sadece soruyu samimiyetle, uygun bir dille sormalarını bekliyor...

 ALİYE YÜCEL

15 Aralık 2013 Pazar

KENAN DOĞULU GÜZELDEN ANLAR!


Beren Saat ve Kenan Doğulu  aşkının bilmeyen yok sanırım... Çiftin aşkı duyulduğunda herkes çok şaşırdı. Ancak onları çok yakıştırdı. Biri genç ve güzel bir oyuncu, diğeri çok sevilen yakışıklı bir şarkıcı... Bu yüzden çok medyatik bir çift oldular. Gün geçmiyordu ki onlarla ilgili bir haber yapılmasın. Orada gittiler, bunu yaptılar, evleniyorlar gibi pek çok haber... Kısacası her yaptıkları haber oluyor.

Beren Saat çok hoş, alımlı ve güzel bir oyuncu... Bir o kadar da yetenekli... Her rolün üstesinden geliyor... Benim Dünyam filminde görme ve işitme engelli birini  canlandırıyordu. Bu film Bollywood yapımı Black filminin uyarlamasıydı ve dünyaca ünlü Amerikalı pedagog Helen Keller’ın hayat hikayesini anlatıyordu. Beren Saat, görme ve işitme engelli Helen Keller'ı rolündeydi. Genç oyuncu, bu rolde çok başarılı bulundu. Rolünün hakkını vermişti, gerçekten engelli biri gibiydi...

Beren Saat ve Kenan Doğulu'yu gören magazinciler mikrofon uzatmadan duramıyorlar... Gündemde Benim Dünyam filmi olduğu için geçtiğimiz günlerde Kenan Doğulu'ya şu soruyu sormuşlar:

- "Beren Saat "Benim Dünyam" filminde canlandırdığı karakter gibi günün birinde engelli olursa ilişkinizi sürdürür müsünüz?"


O da bu soruyu şöyle cevaplamış:
- "Bu çok zor bir soru. Eğer sonradan kusurlu olsaydı, onunla ilişkimi devam ettirirdim. Ancak doğuştan kusurlu olsaydı ne yapardım bilemem. Çünkü işin bu tarafını hiç düşünmedim..."

Kenan Doğulu, doğruyu söylemiş... Bugünden sonra Beren Saat'e bir şey olursa, tabii ki yanında olur. Olmazsa çok garip olur! Ama doğuştan bu durumdaki birinin yani işitme ve görme engelli birinin Kenan Doğulu'ya yaklaşma şansı olur mu? Cevap tabii ki hayır... Arkadaş, dost, sevgili, eş olmak bir yana... Yanına bile yaklaşamaz...

Yapılan haberde, Beren Saat'in bu açıklamayı duyması halinde canı sıkılacağını düşündükleri için " Beren Saat, Kenan Doğulu'nun açıklamasını duymasın!" diye bir yorum yapılmış... Duyarsa duysun! Duymasında ne gibi bir sakınca var ki? Beren Saat, bunu bilmiyor mu? Kenan Doğulu, onunla yeteneği için mi beraber? O güzelden anlar! Bu yazdıklarımı da anlayan anlar...


ALİYE YÜCEL


8 Aralık 2013 Pazar

"SADECE SEN" Mİ? "ONLY YOU" MU?


Geçtiğimiz Ekim ayında Uğur Yücel’in yönettiği ve başrollerinde Beren Saat ve Uğur Yücel’in oynadığı Benim Dünyam filmi gösterime girdi. Filmde; Beren Saat, görme ve işitme engelli biri rolündeydi. Bu film Bollywood yapımı Black filminin uyarlamasıydı ve dünyaca ünlü Amerikalı pedagog Helen Keller’ın hayat hikayesini anlatıyordu. Beren Saat, Benim Dünyam filminde görme ve işitme engelli Helen Keller'ı canlandırıyordu.

Bizim senaristlerimiz özgün bir engelli hikayesi bulamıyorlar mı nedir? Engelli hikayesini anlatan bir uyarlama film daha beyazperdeye geliyor. Bu kez de Güney Kore yapımı "Only You" (2011) filminin uyarlaması olan "Sadece Sen" filmini izleyeceğiz. Bu filmde de görme engelli bir genç kız var. Bu kızı Belçim Bilgin Erdoğan oynuyor.

Film tam bir romantik dram... Yapımcılığını Boyut Film'in yaptığı filmin yönetmeni ise Hakan Yonat. Konusu kısaca şöyle: Hazal (Belçim Bilgin Erdoğan) görme engelli bir genç kızdır. Ali (İbrahim Çelikkol) ise geçmişi karanlık eski bir boksördür. Ali, karanlık geçmişi ile hesaplaşırken bir yandan da Hazal ile aşk yaşamaktadır.


Only You filmi izleyiciden büyük beğeni almış bir film... Hikayesi sadece romantik film sevenleri değil, dövüş sahneleriyle aksiyon meraklılarını da ilgilendiren türden... Sadece Sen filmi (filmin adı bile aynı...) Only You filminden uyarlandığına göre seyirciyi hem çok romantik ve hem de aksiyon dolu sahneler bekliyor.

Biliyoruz ki filmlerdeki engelliler genellikle acınacak, zavallı ve alay edilen kişiler oluyor. Engelli kimse; sağlam bir kimseye aşık olamıyor, olsa da onunla evlenemiyor. Oyuncu tekerlekli sandalyedeki veya gözleri görmeyen sevgilisini görünce ne yapacağını bilemiyor ve kaçıp gidiyor... Bu filmde de gözleri görmeyen bir sevgili var... Ancak bu filmde öyle olmuyor... Bunun için bile seyredilmeye değer...

Benim Dünyam, konusu itibariyle herkesin ilgisini çekecek olsa da engelli dünyasını anlatıyordu. Ancak işitme engelliler için altyazı, görme engelliler için sesli betimleme uygulaması yoktu. Umarım Sadece Sen filmi için bu hataya düşülmez... Engellilere de ulaşması sağlanır. Film vizyona girdiğinde işitme engelliler ve görme engelliler sinema salonuna gidip bir koltuğa oturup izleyebilirler...

Bu hafta fragmanı yayınlanan Sadece Sen filmi 2014 yılının Mart ayında gösterime girecek. Fragmanından duygusal, sürükleyici ve insanı içine alan bir film olduğunu anlıyoruz. Beren Saat, engelli birini başarıyla canlandırmış ve rolünün üstesinden gelmişti. Şimdi Belçim Bilgin Erdoğan'ın görme engelli biri olarak performansını merak etmemek elde değil... Filmin önceden yapılmış başarılı bir örneği olması da beklentiyi yükseltiyor. Şimdi de bakalım "Sadece Sen" mi? "Only You" mu?

ALİYE YÜCEL

1 Aralık 2013 Pazar

3 ARALIK...


3 Aralık Dünya Engelliler günü… Tüm dünyada engellilerin hatırlandığı ve engelli sorunlarının ele alındığı gün… Birleşmiş Milletler, 1992 yılında 3 Aralık gününü Uluslararası Engelliler Günü (International Day of Disabled Persons) olarak ilan etti. Bu karardan sonra Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, 5 Mart 1993 tarihli ve 1993/29 sayılı bildiri ile üye ülkelerce 3 Aralık gününün tanınmasını istedi.

Böylece ilk kez 1993 yılında 3 Aralık günü Uluslararası Engelliler Günü olarak anıldı ve kutlandı. Bugünün amacı, engellilerin topluma kazandırılması, engelliler adına pozitif ayrımcılık yapılması, insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanmasıydı. Bu nedenle 3 Aralık günü tüm dünyada çeşitli organizasyonlar düzenlenmektedir.

3 Aralık günü ülkemizde de kutlanıyor. Türkiye’de de engelliler konusunda dikkat çekmek ve duyarlılığı sağlamak için çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Medyada bu konu ile ilgili çeşitli haberler yapılıyor. Engellilerin hayat şartlarını iyileştirme için yapılanlardan bahsediliyor. Ama engellilerin sıkıntıları devam ediyor. Eğitim, mimari engeller, istihdam, engellilere yönelik yanlış bakış… Yine de son yıllarda engelliler adına iyi gelişmelerde olmuyor değil... Engellilere yönelik olumlu yasalar çıkıyor...


Biliyoruz ki engellileri bir gün hatırlamak, bir tek gün onların sorunlarını görmek ve çözüm aramak yetmez. Toplumumuz ve yetkililer engellilerin sorunlarına karşı ilgisiz ve duyarsız kalmamalı... Her alanda ve el birliği ile bir şeyler yapılmalı… Engelli olmak diğer bireylerle beraber yaşamaya engel olmamalı... Engellilerde herkes gibi eşit haklara sahip olmalı... Yoksa "3 Aralık Dünya Engelliler Günü" demenin bir anlamı yok. Bu gün için söylenen sahte dilekler çok yersiz...

Hele hele bugünü anarken "Bizler de birer potansiyel engelli adayıyız...", "Herkes bir engelli adayıdır..." gibi cümleler kurmak çok şaşırtıcı... Bunlar anlam olarak doğru, dikkat çekmek için ve iyi niyetle söylenen cümleler... Ancak engelliye olan yaklaşım ve duyarlılık "Ya ben de bir gün ben de engelli olursam..." düşüncesiyle olursa çok yanlış olur. Nasıl hayvan haklarını savunmak için hayvan, kadın haklarını savunmak için kadın olmak gerekmiyorsa; engelli haklarını savunmak için de bir gün engelli olacağımızı düşünmek anlamsız...

Dünya Engelliler Günü için söylenecek çok şey var... 3 Aralık engellileri fark etme günüdür. Empati kurup, dünyaya onlar gibi bakma günüdür. Hep beraber engelleri kaldırma günüdür. Ama elimizden bir şey gelmiyor ve yapamıyorsak; hiç olmazsa engelli park alanlarına park etmeyelim, engelli rampalarının önlerini kapatmayalım, engellileri küçümsemeyelim ve onlara acımayalım. Zor olan hayatlarını daha fazla zorlaştırmayalım. 

ALİYE YÜCEL

24 Kasım 2013 Pazar

MOSES'İN AŞKI VE ZEKASI


Sosyal medyada defalarca paylaşılan bir hikaye var. Okumayan kalmamıştır diye tahmin ediyorum. Ama bir engelli hikayesi olduğu için bir kez de ben yazmak istedim. Gerçek olamayacak kadar ilginç bir aşk hikayesi... Ancak masallarda olabileceğini düşüneceğiniz türden... Hatırlatmak ve bilmeyenler için hikaye şöyle:

Moses Mendelssohn, çirkin bir adammış... Çok kısa boylu olmasının yanı sıra bir de kamburu varmış... Moses, günün birinde Hamburg'da yaşayan bir işadamını ziyarete gitmiş... İşadamının Frumtje adında çok güzel bir kızı varmış... Moses, kıza umutsuz bir aşkla kıza tutulmuş... Fakat kız çirkin görünüşünden dolayı ondan hiç hoşlanmamış, hatta ürkmüş... Değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyormuş...

Moses aşkıyla baş edememiş bütün cesaretini toplayarak, onunla son defa konuşma girişiminde bulunmuş... Fakat kızın başını kaldırıp da yüzüne bile bakmaması Moses'i çok üzmüş... Güçlükle başarabildiği konuşması sırasında kıza bir soru sormuş:

- "Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna, cennette kararlaştırıldığına inanır mısınız?"

- "Elbette!" diyerek cevaplamış kız ve gözlerini kaçırarak Moses'in yüzüne yine bakmadan ona aynı soru sormuş...

- "Peki ya siz inanır mısınız buna?" Moses bir an bile duraksamadan:

- "Evet, ben de inanırım!" demiş ve eklemiş...


- "Biliyor musunuz?" Her çocuk doğduğunda Allah onun evleneceği kişiyi belirlermiş... Benim doğumumda da  evleneceğim kızı belirlemiş ve bana:

- "Senin karın kambur olacak!" demiş... O zaman bir istekte bulunmuşum:

- "Allah'ım! Kambur kadın bir trajedi olur... O kız acımasız ve sert huylu biri olabilir! (Kız niye oluyorsa? Ayrımcılığa bak! Bu konuda yazacaklarım bu yazıdan daha uzun olur. Bu yüzden parantezi kapatayım...)  Bir kız güzel olmalıdır. Ne olursun, onun kamburunu bana ver ve onu güzel biri yap!" demiş... Moses'in bu sözlerinden sonra Frumtje çok duygulanmış, gözlerini yerden kaldırmış, Moses'in gözlerini içine bakmış ve gülümsemiş... Evlilik hikayesine güzel bir başlangıç yapmışlar... Daha sonrada evlenmişler...

Bu hikaye gerçek bir hayattan...  Ünlü Alman besteci Felix Mendelssohn'un büyükbabasıyla büyükannesinin evlilik hikayesi... 1729-1786 yılları arasında yaşayan Alman filozof Moses Mendelssohn çirkin olmasına rağmen, çok güzel ve ona aşık bir karısı varmış... Karısını kendine aşık etme hikayesi işte böyle anlatılıyor.

Frumtje, Moses'in anlattıklarına inanmış mıdır? Hiç sanmıyorum. Buna kim inanır? Bence sadece söyledikleri kızı derinden etkilemiş ve adamın pratik zekasına hayran kalmıştır... Zekası ona çekici gelmiş, ruhuna aşık olmuştur... Fiziki görünümün bu kadar önem taşıdığı günümüzde olması çok zor bir durum... Bu olsa olsa masal olur...

ALİYE YÜCEL