> Engeloji : İşitme Engelli

Translate

İşitme Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İşitme Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2017 Pazar

SAĞIR KALAMADIM!


Türkiye Futbol Federasyonu işitme engellilerin oynadığı ligin adını "Turkcell Sağırlar Futbol Süper Ligi" olarak değiştirdi. Bu değişiklik İşitme Engelliler Spor Federasyonu'nun yönetim kurulu kararı ve talebi ile yapıldı. Türkiye Futbol Federasyonu bu konuyla ilgili: "Türkiye Futbol Federasyonu'nun "Türkiye Futbol Oynuyor" projesi kapsamında destek verdiği İşitme Engelliler Spor Federasyonu bünyesinde bulunan ligin adı "Turkcell Sağırlar Futbol Süper Ligi" olarak değişti" diye açıklama yaptı.
   
Önceden "İşitme Engelliler" isimlerini kullanan İşitme Engelliler Spor Federasyonu, sporcuların kendilerine "engelli" denmesini istememesi ve "sağırlar" olarak nitelendirilmesini talep etmesinden dolayı böyle bir isim değişikliğine gitmişler. Bu değişiklik futbolcuların isteği ve talebiyle yapılmış! Evet! Bu değişiklik bizzat İşitme Engelliler Spor Federasyonu ve futbolcular tarafından talep edilmiş. İnanılır gibi değil. Duyunca inanamadım. Bir an yanlış duyduğumu bile sandım.

Biz engelliler için; kör, topal, sağır, çolak, kambur gibi olumsuz sıfatların kullanılmaması için uğraşalım. İşitme Engelliler Spor Federasyonu da "işitme engellileri", "sağırlar" olarak değiştirsin. O zaman İşitme Engelliler Spor Federasyonu da adını değiştirsin ve Sağırlar Spor Federasyonu yapsın. İşitme Engelliler Spor Federasyonu, bu konu ile bir açıklama yapmış. Uzun bir açıklama. Ama tamamının yazmadan geçemeyeceğim. İşte o açıklama:


"Federasyonumuzun faaliyetleri içinde yer alan İşitme Engelliler Futbol Süper Ligi yönetim kurulu kararıyla bu sene ana sponsorumuzun da Turkcell olması sebebiyle "Turkcell Sağırlar Futbol Süper Ligi" olarak kamuoyuna lanse edilmiştir.
Ancak işitme kaybı olan bireyler için kullanılan "sağırlar" ifadesi toplumun çeşitli kesimleri tarafından yanlış algılanmış "aşağılama, küçük görme" gibi anlamları zihinlerde oluşturmuştur.
İşaret dili ve sağırlık üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda sağır kavramı işitme kaybı olan bireyler için kullanılmakta ve bir "engel" veya "özür" olarak görülmemektedir. İşitememe durumu hem tıbbi olarak hem de sosyo-kültürel olarak tanımlanmıştır.
Sağır kavramı işaret dilini öncelikli iletişim dili olarak benimseyen ve kendilerini sağır toplumuna ait hisseden bireyler için kullanılmaktadır.
Öte yandan sağır toplumu, kendi içlerinde örgütlenen, gündelik iletişimde işaret dillerini kullanan bireylerin oluşturduğu topluluğa verilen adlandırmadır. Türkiye'nin dört bir köşesinde sağırlar federasyonu ve dernekleri içerisinde yer alan kendilerine ait ulusal ve uluslararası tiyatro gibi sanatsal etkinlikler yürüten, lisanslı sporcular yetiştiren çok zengin bir alt-kültürdür.
Düzenlenen uluslararası faaliyetlerde de "deaf" kelimesi geçer ve Türkçe karşılığı 'sağır'dır. Sağır toplumu, bu kelimeyi benimsemiş ve bu kelimeyle ilgili bir rahatsızlık söz konusu değildir.  
Kendisi de sağır olan Federasyon Başkanımız Yakup Ümit Kihtir, sağır yönetim kurulu üyelerimiz ve kulüplerimizin ortak kararıyla futbol liginde olduğu gibi diğer liglerde ve faaliyetlerde de "İşitme Engelliler" yerine "Sağırlar" ifadesinin kullanılmasına karar verilmiştir."

İşitme Engelliler Spor Federasyonu'nun yukarıdaki açıklamasını okudunuz. Açıklama çelişkilerle dolu... Kendileri de; "İşitme kaybı olan bireyler için kullanılan "sağırlar" ifadesi toplumun çeşitli kesimleri tarafından yanlış algılanmış "aşağılama, küçük görme" gibi anlamları zihinlerde oluşturmuştur" demişler. Peki o zaman bu değişiklik niye? Anlamak zor. Onlar böyle istiyorsa ben de "Bu konuya sağır kalalım" diyeceğim! Ama gönlüm el vermiyor. Çünkü bu bütün engellilere yapılan bir haksızlık...

Bu durumda; görme engelliye "kör", bedensel engellilere de "topal", "çolak" gibi ifadeler mi kullanılsın? Kavramlara takılmamak gerekir diyenler olabilir. Ancak "sağır" kelimesinin kişiyi aşağıladığını ve küçümseme amacıyla kullanıldığını bilmeyen var mı? İşitme engelli futbolcular "engelli" kelimesini neden istememişler ki? Engelli terimi, sağır kelimesinden çok daha uygun. Ayrıca, bir engele çözümler getirmeyi çağrıştırıyor. Farkındalık sağlıyor. Böylece, engellerin kalkması için bir şeyler yapılabilir ve işitme engelliler için yaşanılabilir bir hayat sağlanabilir. Yoksa sorunlara sağır kalınabilir!


 ALİYE YÜCEL 

30 Temmuz 2017 Pazar

SESSİZ SEDASIZ BİR OLİMPİYAT


2017 İşitme Engelliler Olimpiyatları (2017 Samsun Deaflympics) bu yıl Samsun'da yapıldı. 18 Temmuz günü muhteşem bir açılışla başlayan organizasyon bu akşam (30 Temmuz) yapılan kapanış töreniyle sona erdi. Bu yıl 23.'sü düzenlenen İşitme Engelliler Olimpiyatları'na 97 ülkeden 3 binden fazla sporcu katıldı. Antrenör, delege ve diğer görevlilerle birlikte 5 binin üzerinde katılımcı yer aldı.

Türkiye'de düzenlenen bu yıl ki organizasyon, en yüksek katılımlı İşitme Engelliler Olimpiyatları oldu. İşitme engelli sporcular; atıcılık, atletizm, badminton, basketbol, bowling, dağ bisikleti, futbol, golf, güreş, hentbol, judo, karate, masa tenisi, oryantiring, plaj voleybolu, tekvando, tenis, voleybol, yol bisikleti ve yüzme branşlarında olmak üzere tam 21 branşta yarıştılar. Ülkemizi 294 sporcu temsil etti.

Uluslararası İşitme Engelliler Spor Komitesi (ICSD) tarafından düzenlenen İşitme Engelliler Olimpiyatları ilk kez 1924 yılında Paris'te yapıldı. O yıl olimpiyatlara, 9 ülkeden 148 sporcu katıldı. Türkiye ise İşitme Engelliler Olimpiyatları'na ilk olarak 1989 yılında katıldı. Ülkemiz o yıl sadece iki madalya kazandı. 4 yılda bir düzenlenen olimpiyatlara daha sonra 7 defa katıldık. İşitme Engelliler Olimpiyatları'ndaki en başarılı ülke Amerika oldu. Bu kez toplam madalya sırlamasında ilk üçe giremedi.



Ülkemiz, 2017 İşitme Engelliler Olimpiyatları'nda çok başarılı sonuçlar elde etti. Son günde de Erkek Milli Futbol Takımımız şampiyon oldu. Türkiye; toplamda 17 altın, 7 gümüş ve 22 bronz madalya kazandı. En çok madalya kazanma sıralamasında Rusya birinci, Ukrayna ikinci, Kore ise üçüncü oldu. Ülkemiz ise onların ardından dördüncü oldu.

Ülkemizde düzenlenen en büyük spor organizasyonu olan İşitme Engelliler Olimpiyatları, her yönden başarılı geçti. Bir haberde açıklamasını izlediğim Uluslararası İşitme Engelliler Spor Komitesi (ICSD) Başkanı Valery Rukhledev, ülkemizde yapılan organizasyondan çok memnun kaldığını belirtti. Rukhledev; 2005 yılında Avustralya'da düzenlenen oyunları gördüğünde "Bundan daha iyi bir olimpiyat olabilir mi?" diye düşündüğünü söyleyip, "Türkiye'ye gelince çok büyük şaşkınlık yaşadım. Türkiye ve Samsun bu beğeniyi daha da yükseltti..." diye açıklamada bulundu. 

İşitme Engelliler Olimpiyatları'nın işitme engelliler ve diğer kişiler arasında bağ oluşturmak adına çok önemli bir fonksiyonu da var. Pek çok kişi işitme engellilerin neler başardığını görmüş oldular. İşitme engelliler adına bir farkındalık oluşturuldu. Biliyoruz ki spor ortak bir dildir. Onlar da sessiz sedasız dünyalarında seslerini spor ile çıkardılar. Artık herkes bu sesi duymalı...


ALİYE YÜCEL

18 Haziran 2017 Pazar

SESSİZ BİR KAFE


Nikaragua'nın Managua Granada şehrinde sadece işitme engellilerin çalıştığı bir kafe var. Gülücükler Kafe (Cafe de las Sonrisas) adı verilen bu işletmede tüm personel işitme engelli kişilerden oluşuyor. Garsonlar ve aşçılar dahil kafede çalışan herkes işitme engelli... Oldukça ilginç değil mi? Sadece ellerin konuştuğu, yüzlerin güldüğü sessiz bir kafe...

Kafenin menüsünde ise "Gülümsemeden başka bir evrensel dil yoktur" cümlesi yazılmış... Bu cümle ne kadar anlamlı ve ne çok şey anlatıyor. Gülmek en etkili iletişim aracı ve gülümsemek herkesin anladığı bir dil... Kafedeki duvarlar boydan boya; hesabı isteme, su isteme, "hoş geldiniz", "teşekkür ederim" gibi bazı cümleler ve işaret dili harflerinin yer aldığı çizimlerle dolu...

Bu kafede işitme engelliler çalışsa da sadece işitme engelliler gelmiyor tabii ki...  Gelen müşteri eğer işitme engelli değilse ya da işaret dili bilmiyorsa bile isteğini anlatabiliyor. Müşteri  hiç konuşmadan, bir şey söylemeden menüdeki bir yeri işaret ediyor. Garson müşteriye bakıyor, gülümseyerek başıyla onaylıyor. Böylece sipariş verilmiş oluyor.



Bu kafenin sahibi Antonio Prieto Bunuel isimli bir İspanyol. Çevresindekiler tarafından çok seviliyor. Ona "Antonio Amca" diyorlar. Antonio Prieto Bunuel, Kafesiyle ilgili olarak "Bütün personelin işitme engellilerden oluştuğu bir yer açmaya karar verdim. Görüldüğü üzere kafe sorunsuz işliyor. Hedefim, engelli personel çalıştırma konusunda diğer işletmelerin korkularını yenmeleri için bir örnek oluşturmak..." diyor. Gerçekten de engellilere istihdam sağlayarak, örnek olabilecek bir sosyal hizmet yapıyor.

İşitme engelliler iletişimin çok yoğun olduğu işlerde pek çalıştırılamazlar. Çünkü, hem onlar için, hem de muhatap oldukları kişiler açısından zor olacağı düşünülür. Ancak burada bu engel aşılmış. Birebir iletişimin olması gereken bir işletmede çalışıyorlar. Bu onlar için engelleri aşmada çok önemli bir adım. Gelen kişiler, işitme engelli olmasalar bile duvarların yardımıyla onlarla iletişimin bir yolunu buluyorlar.

Türkiye'de de sadece engellilerin çalıştığı çeşitli işletmeler var. Down sendromlu elemanların çalıştığı kafeler gibi... Ancak bildiğim kadarıyla sadece işitme engellilerin çalıştığı bir yer yok. Ama örneğini gördüğümüz gibi olabiliyor. Keşke ülkemizde de olsa... Böylece işitme engelliler de iletişimin olduğu yerlerde bir iş  bulup çalışabilirler. İşitme engelliler buna hazır. Sadece onlara böyle bir imkan verecek duyarlı işverenler ve işletmelerin olması gerekiyor. 

ALİYE YÜCEL

5 Şubat 2017 Pazar

TÜRK İŞARET DİLİ DERSİ ETKİNLİK KİTABI


Milli Eğitim Bakanlığı tarafından işitme engelli öğrencilerin eğitimi için Türk İşaret Dili Dersi Etkinlik Kitabı yayımlandı. Yeni çıkan kitap, işitme engelli öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda Türk İşaret Dili Dersi'nin daha etkili olması ve verimli bir şekilde uygulanabilmesini sağlayacak. Türk İşaret Dili Dersi Etkinlik Kitabı, işitme engelli öğrencilerin eksik kalan iletişimini sağlamak, anadillerinin eksikliği yüzünden meydana gelen dil, sosyal ve duygusal yetersizliklerinin ortadan kaldırılması amacıyla hazırlanmış...

İşitme engellilerin zeka seviyeleri ile duyma sorunu olmayan kimselerin zeka seviyelerinin aynı olduğu bilinmektedir. Ancak işitmedeki yetersizlik zihinsel gelişimi de  olumsuz yönde etkiliyor. İşitme engelli öğrencilerin okuma ve yazma gibi becerilerinde problem olabiliyor. Ayrıca, işitme yetersizliği yüzünden kelime dağarcıkları daha azdır. Özellikle de soyut kelime kavramları açısından... Bu nedenle okuduğunu anlaması daha zordur. Dolayısıyla işitme engelli çocukların farklı ve özel bir eğitim alması gerekir.

İşitme engelliler, bir şeyler öğrenirken ve insanlarla iletişimde genelde görselliği kullanırlar. İşaret dili bile böyledir. Bu acıdan işitme engelli çocukların eğitiminde görsellik kullanılması çok daha etkilidir. İşitme engelliler için bir kelimeyi yazılı olarak görmek yerine, onu şekil ve resim olarak görmek daha anlaşılır olur. Milli Eğitim Bakanlığı tam da bu eksikliği tamamlamak için Türk İşaret Dili Dersi Etkinlik Kitabı'nı hazırlamış...


Kitabın, işitme engelliler ilkokulları ile işitme engelli öğrencilerden oluşan özel eğitim sınıflarında görev yapan bütün öğretmenlere ulaştırılması hedefleniyor. Türk İşaret Dili Dersi Etkinlik Kitabı'nda yer olan etkinlik örnekleri öğretmenler için birer öneri niteliğini taşıyor. Bu örneklere benzer  etkinlikler yapmak ise öğretmenlere düşüyor. Öğretmenler, etkinlik örneklerini doğrudan kullanabileceği gibi, öğrencilerinin bireysel özellikleri, öğrenme ihtiyaçları ile ailenin ve okulun bulunduğu çevreyi dikkate alarak farklı etkinlikler yapabilecekler...

Bu kitabı inceleme fırsatım oldu. Kitapta 1., 2. ve 3. sınıflar düzeyinde ayrı ayrı çok çeşitli etkinlikler bulunuyor. Başlıklardan bazıları şöyle: 1. sınıf için; Giysileri Tanıyorum, Meslek Zinciri, Rengarenk... 2. sınıflar için; Yiyecek ve İçecekler, Trafik Kurallarını Biliyorum, Hastayım, Sayı Kartları... 3. sınıflar için; Adresim, İlk Yardım Çantası, Trafik Kitabı, Mevsim Şeridi gibi... Türk İşaret Dili Dersi Etkinlik Kitabı, işitme engelli öğrencilerin eğitimi açısından büyük bir boşluğu dolduracak gibi. Kitabın işitme engelli her öğrenciye ulaşması ve faydalı olması dileğiyle...

ALİYE YÜCEL                                     

4 Aralık 2016 Pazar

7. ULUSLARARASI BARİKAT FİLM FESTİVALİ


3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle çeşitli kurum ve kuruluşlarda pek çok organizasyon düzenleniyor. Bu yıl da öyle oldu. Farklı etkinlikler yapıldı. Ama benim ilgimi en çok (Belki de jüri üyesi olarak adım geçtiği için...) Uluslararası Barikat Film Festivali çekti. Festival, 1-4 Aralık tarihleri arasında düzenlendi. Bu yıl 7.'si düzenlenen festival, engellilik alanında ilk uluslararası festival olma özelliğini de taşıyor.

"Barikatsız Bir Dünya İçin Hazırlanıyoruz" sloganıyla yola çıkan festivalde; engelli temalı kısa filmler yarıştı. Engellilerin beklentilerini, duygularını, hayata bakışlarını, yaşama katılımlarını, hayatın içinde aktif rol alarak üretici bir düzeye erişebilmelerini, çağın en etkili ve en yaygın aracı olan sinema yoluyla ortaya koyabilecekleri düşüncesiyle gerçekleştirildi.

Festival komitesi amaçlarını şöyle sıralıyor;
Engelli olmayanların zihinlerindeki, engellilere yönelik barikatlara dikkat çekmek için,
Engellilerin kendi algılarında ve kendilerine ilişkin olarak oluşan, dış dünyaya yönelik barikatlara dikkat çekmek için,
Engellilere karşı, onların isteği ve iradesi dışında oluşan, düşünsel, psikolojik ve fiili sayısız barikatlara dikkat çekmek için,
Sorunun, romantik söylemlerle yumuşatılamayacak kadar ciddi olduğuna dikkat çekmek amacıyla, "sert sessizlerin" sesi olmak için,
Engelliler Günü (3 Aralık) özür dileme ya da günah çıkarmaktan arındırmak ve onların da yaşamın her alanında olduklarını göstermek için,
Ve bu amaca hizmet edecek en önemli araçlardan biri kuşkusuz sinema olduğu için.


Festivale çeşitli ülkelerden uzun ve kısa metrajlı filmler yer aldı. Filmlerde "engellilik" temasını işleniyor olması katılım için ön şarttı. Başvuruda bulunan ve seçilen belgesel, kurmaca, animasyon türlerindeki filmlerin festival boyunca gösterimi yapıldı. Bu gösterimde yer alan filmler her engel grubuna ulaştı. Görme engelliler için sesli betimleme uygulaması, işitme engelliler için de Türkçe alt yazılı olarak gösterildi.
 
Festivalde; katılan filmlerin gösteriminin yanı sıra engelli konulu yerli ve yabancı film gösterimi yapıldı. Ayrıca; paneller, yürüyüşler, bisiklet etkinliği de yapıldı. Festivale katılan filmlerde; engelliliğin her alanına vurgu yaptıkları için kamuoyunda bu konuya dair bir farkındalık ortaya konuldu. Engellilerin üretme, sunma ve değerlendirme (yapım, yönetim, oyunculuk, jüri) gibi çok çeşitli alanlarda başarı ile yer aldığı kamuoyuna gösterilmiş oldu.

ALİYE YÜCEL                      

20 Kasım 2016 Pazar

AKILLLI CİHAZLARDA İŞARET DİLİ



İşitme engelliler için yeni bir proje hayata geçiriliyor. "Türk İşaret Dili Bariyerleri Aşın ve Uzlaşın" kısa adıyla TİDBAU projesi. İşitme engelliler açısından çok büyük bir kolaylık sağlayacak bu proje ile Türk İşaret Dili; telefon, tablet ve bilgisayar gibi cihazlara işaret dili girecek. Bu uygulamayla işaret dili akıllı cihazlar sayesinde herkese ulaşabilecek. TİDBAU, Bahçeşehir Üniversitesi ve İstanbul Edebiyat Derneği işbirliğiyle hayata geçiliyor.

Türk İşaret Dili anlatımı için video, animasyon ve illüstrasyonun kullanılacağı uygulama bir web portalında bulunacak ve farklı platformlarda çalıştırılabilecek. Bu proje ile işaret dili geliştirilen yeni yazılımlar ve eğitim içeriklerinin sağladığı imkanlar ile uzaktan eğitim programları herkesin erişiminde olacak. Böylece işitme engellilerin yanı sıra isteyen herkes de işaret dili öğrenebilecek. "Türk İşaret Dili Bariyerleri Aşın ve Uzlaşın", Avrupa Birliği Hayat Boyu Öğrenme Programları kapsamında başvurulan 1250 proje arasından seçilmiş.

Bu proje için yapılan uygulamalar ile; işitme engellilerin ihtiyaçlarına uyumlu olarak Türk İşaret Dili öğrenmek isteyen engelli ve engelsiz herkese rehberlik eden bir kaynak olacak. Türk İşaret Dili'nin kullanılmasında kültürel bilincin oluşturulması ve kullanılmasına teşvik edecek. İşitme engellilerin  karşılaştıkları problemlerin, çözüm önerilerinin paylaşılması ve toplumda bu farkındalığın oluşturulmasına katkı sağlayacak. İşitme engelliler başta olmak üzere tüm bireylerin sosyal, beşeri ve dijital yetkinliklerinin arttırılması sağlanacak. 


Proje ile ilgili olarak Türk İşaret Dili Bariyerleri Aşın ve Uzlaşın Koordinatörü Doç. Dr. Tufan Adıgüzel: "Birinci amacımız işitme engeli olanların hayatını kolaylaştırıp, işitme engeli olan ve olmayanlar arasındaki iletişimi güçlendirmek. İkinci olarak işitme engeli olanlar Türk İşaret Dili'ni belli bir kapsamda biliyorlar. Ancak gördükleri bir yazıyı işaret diline çeviremiyorlar. Bu proje ile onların da kişisel gelişimini sağlayarak istihdam edilebilirliğini de arttırmayı amaçlıyoruz." diyor.

Projede eğitmen olan BAU İşaret Dili Eğitmeni Hale Ersöz Bozacı ise "Bir işitme engelli hastaneye, belediyeye, adliyeye veya herhangi bir kuruma gittiği zaman insanlarla iletişim kuramıyor ve doğal olarak sorununu gideremiyor..." diyor. Bozacı ayrıca; büyük şehirlerde işaret dili eğitimi alma imkanı olduğunu, ancak küçük şehirlerde bunun mümkün olmadığını, kurs görme şansının daha az olduğunu, bunun da işitme engellilerin mağduriyetini attırdığını anlatıyor. 

İletişim insan için en önemli unsur... Ancak işitme engelli olunca apayrı bir önem taşıyor. Diğer engel guruplarına göre işitme engelliler bu yönde daha çok zorlanıyor. İletişim ve etkileşim olmadan dünyayı anlamayı sağlayan bilgiden mahrum olabiliyorlar. Hatta bu nedenle zihinsel gelişimleri bile eksik kalabiliyor. Bu proje ile İşitme engellilerin yaşadığı iletişim sorunları çözülebilecek. İşitme engelliler pek çok bilgiye rahatlıkla ulaşabilecekler, pek çok şey öğrenecek ve hayatları kolaylaşacak...

ALİYE YÜCEL          

30 Ekim 2016 Pazar

ARKADAŞ İÇİN


Arkadaşlık çok değerli bir kavram. Hangi yaşta olursa olsun insan için arkadaşın önemi büyüktür. Peki bir çocuk arkadaşı için neler yapabilir? Düşünelim... Aklımıza pek çok şey geliyor. Peki bir dil öğrenebilir mi? Biraz zor galiba... Ancak bu gerçek olmuş... Avustralyalı Ross Kelly, işitme engelli arkadaşı Isam Gurung için işaret dilini öğrenmiş. Kaç kişi arkadaşı için bunu yapabilir ki? Bunu duyunca etkilenmemek mümkün değil.

İşitme engelli Isam Gurung, ailesi Sydney'den Canberra'ya  taşındığı için okuduğu işitme engelliler okulundan ayrılmak ve başka bir okula gitmek zorunda kalmış. Burası işitme engelliler okulu olmadığı için Isam'a bir tercüman verilmiş. Ancak yeni okulunda iletişim kurmakta zorlandığı için çekingen davranmış ve okula gitmekte zorlanmış. Okul arkadaşı Ross ise onun utangaç olduğunu düşünmüş.

Ross ve Isam arkadaş olmuşlar. Kendi aralarında iletişim için önce birbirlerine notlar yazmışlar. Ancak biri yazarken diğeri beklemek zorunda kalıyormuş. Yazmayı beklemek onlara zor gelmiş. Birbirlerini seven ve konuşmak isteyen iki arkadaş için bu yeterli olmamış... Daha rahat ve kolayca sohbet etmek istemişler. Bu nedenle Ross işaret dili öğrenmeye karar vermiş. Avustralya'da işitme engellilerin kullandığı Auslan dilini öğrenmeye başlamış. İki ay gibi kısa bir sürede de öğrenmiş...


Çocukların öğretmeni Sara Middleton, Ross'un arkadaşı ile iletişim kurmak için işaret dili öğrendiğine tanıklık etmiş... Bundan çok etkilenen öğretmen, Fred Hollows adına verilen İnsanlık Ödülü için öğrencisini aday olara göstermiş. Vakıf, bu duruma kayıtsız kalamamış. Bir çok aday arasından bu ödül için Ross layık görülmüş. Ross, Fred Hallow Vakfı İnsanlık Ödülü'nü ve ödül için verilen 5000 Avustralya dolarını almış... Ross Kelly'nin yaptığı gerçek bir insanlık örneği olduğu için ödül tam da yerini bulmuş...

Bu arada adına ödül verilen Fred Hollows Avustralyalı ünlü bir göz doktoru. 1993 yılında ölen Fred Hollows kendini hastalarına adamış. Avustralya'da ve başka ülkelerde binlerce kişinin görmesini sağlamış. Onun adına kurulan vakıf her yıl insanlık ödülü veriyor. Fred Hollows'un eşi ve vakfın yöneticilerinden Gabi Hollows  "Çocuklar genellikle akademik ve sportif başarılarından dolayı ödül alıyorlar. İyi bir çocuk oldukları için almıyorlar... Biz çocukları başkaları hakkında düşünmeye teşvik etmek istiyoruz..." diyerek başka çocuklara da örnek olması için bu ödülü Ross'a verdiklerini açıklıyor.

Gabi Hollows'un bu açıklaması düşündürücü ve değerli... Çok haklı. Ödüller hep akademik ve sportif başarılara veriliyor. Akademik ve sportif başarılar da çok önemli... Ancak yapılan sosyal sorumluluk projeleri dikkate alınmalı... Özellikle de çocuklar ve gençlere verilen ödüller arasında yapılan sosyal çalışmalar fark edilip, onlara verilmeli. Yapılan güzel işlere kayıtsız kalınmamalı. Böylece teşvik edici ödüller çocuklara daha düşünceli ve duyarlı olmayı öğretebilir.
                                                                                      
ALİYE YÜCEL

25 Eylül 2016 Pazar

ENGELLİ DOSTU BANKALAR


Çoğu zaman engellilerin banka isyanı ile ilgili haberlere rastlıyoruz. Yüksek ATM'lerin tekerlekli sandalye kullanan için ne büyük bir zorluk olduğunu söylemeye gerek var mı? Görme engellinin bankadan içeri girdiğinde ne tarafa gideceğini bilememesi ne demek? Bankaya gelen işitme engellinin iletişim kurma çabası... Herkes gibi engellilerin de bankacılık hizmetlerinden faydalanabilmesi gerekli... İşte geçtiğimiz günlerde bununla ilgili güzel bir haber vardı. Bankalarda engellerin kalkmaya başladı haberi...

Bir bankanın girişindeki yüksek basamak nedeniyle içeriye giremediğim ve başka bir şubeye gittiğim olmuştur. Nasıl bir mimar, mühendis ve usta tarafından yapılmışsa öyle bir basamağı vardı ki, engelli olmayanlar bile zorlanıyordu. Bu benim yaşadığım bir zorluk. Bir gerçek var ki engelli müşteriler, bankalardaki çeşitli zorluklar yaşıyor. Her engel grubu farklı engelle karşılaşıyor. Görme engelliler farklı, ortopedik engelliler farklı, işitme engelliler farklı zorluk yaşıyor. İşte bunu gören bankalar, engelli bankacılığı için yatırımlarını arttırmaya başladı.

Türkiye Bankalar Birliği, ihtiyaçlar üzerine engelliler için bankacılık hizmetlerini geliştirmek için çalışmalar yapıyor. Bunun sonucu; banka şubelerinin girişleri ve kapıları ortopedik engellilere uygun hale getiriliyor. Görme engelliler için şubelerinin içine hissedilebilir zemin yapılıyor. Tekerlekli sandalyeyi kullananlar engelliler için alçak gişe bankoları ve alçak ATM'ler yapılıyor. Müşterinin engel bilgileri bankada kayıtlı olursa sıralama sisteminde engelli müşteriye öncelik tanınıyor...


Habere göre; son üç yılda ortopedik engelli kişilere hizmet veren ATM sayısı yüzde 393 oranında artmış ve 4362 sayısına ulaşmış. Görme engellilere hizmet veren post sayısı da yüzde 185 oranında artmış. 2014 yılında engellilere hizmet veren banka sayısı 21 iken, şubelerini engellilerin rahat kullanımı için düzenleyen banka sayısı şimdi 25'e ulaşmış... Bu sayı az. Ancak anlıyoruz ki bu sayı artacak. Çünkü ihtiyaç olduğu görülüyor.

Engellilere hizmet veren 25 bankanın 3229 şubesinde görme, 3754 şubesinde ortopedik engellilere hizmet veriliyor. Bankalar; sadece görme engelliler ve ortopedik engelliler için değil,  işitme engelliler için de çalışmalar yapmaya başlıyor. Bankalarda, işaret dili bilen personel alımı artıyor. Banka çalışanlarından işaret dili eğitimi almak isteyenlere kurs imkanı tanınıyor. Şubede işaret dili bilen personel bulunmadığı zaman da görüntülü destek sunulması zorunlu oluyor.

Engellilerin bankacılık işlemlerine kolayca ulaşması sektöre yeni kaynak girişini de sağlamış. Uzmanlar; engellinin gerek yatırım, gerekse kredi bazında bankalarla ilişkisi olduğunu belirtiyorlar. Her engelli için en az 2 bin liralık işlem yapılsa, 5 milyon engellide işlem hacmi 10 milyar civarında olacağı gözleniyor. Bu bile bankaların engellileri dikkate alması için yeterli oluyor.

Bankaların engellilere bu hizmeti vermesinde yönetmelikte etkili oluyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yapılan yönetmelik ve esaslar belirlendi. Bankalar, engellilerin sorunsuz hizmet alabilmesi için düzenlemelerini 1 Ocak 2018 tarihine kadar tamamlamaları gerekiyor. Dileriz bu süreden bile önce bu düzenlemeler yapılır. Çünkü, bankacılık gibi bir alanda engelli olmak oldukça zor...


ALİYE YÜCEL

14 Ağustos 2016 Pazar

SESSİZ DÜNYADAN BİR SES


Gazze'den güzel bir haber... Gazze'de işitme engelli ve işitme zorluğu çeken öğrenciler bir yüksekokuldan mezun olmuş... Anadolu Ajansı'nın haberine göre; İşitme engelli ve işitme zorluğu çeken öğrenciler Gazze Şeridi'nde bulunan İslam Üniversitesi'nden mezun olmuşlar. Ön lisans düzeyinde 81 kız ve 33 erkek, toplamda 114 öğrenci eğitim görmüş ve mezuniyetlerini tamamlamış. Projeye destek veren kurum ve kişilerin de katıldığı bir törenle belgelerini almışlar. Bunlar okulun mezun olan ilk engelli öğrencileri...

Engelli öğrencilere eğitim desteği projesi; Körfez İşbirliği Teşkilatı (KİK) Katar El-Fahura Eğitim Kampanyası tarafından finanse edilirken, Katar ve Filistin Kızılay Örgütü ve çeşitli kurumlar tarafından hayata geçirilmiş. Öğrenciler bilgisayar ve teknolojiye ilişkin dallarda eğitim almışlar. İşitme engelli öğrencilere uygun eğitim ortamı, onlara uygun eğitim araç ve gereç sağlanmış... Ayrıca staj yapma imkanı da verilmiş. Öğrencilerin hepsinin de yetenekli ve başarılı olduğu belirtiliyor.

Gazze Sosyal İşler Bakanlığı verilerine göre, Gazze Şeridi'nde 18 yaş altı 1243 ve 18 yaş üstü ise 2409 işitme engelli bulunuyor. Gazze'deki İslam Üniversitesi'nde ilk kez 2014 yılında işitme engelli ve işitme zorluğu çeken öğrenciler için bilgisayar ve teknolojiyle ilgili çeşitli alanlarda ön lisans programı başlatılmış. Üniversite, gelecek eğitim-öğretim yılında da engelli yeni bir grup öğrencinin eğitime başlayacağını açıklamış. 


Engelliler arasında en az sorunsuz olduğu düşünülen grup işitme engellilerdir. Çünkü görünürde bir engelleri yoktur. Ancak bu büyük bir yanılgıdır. İşitme engellilerin iletişim kurmaları zor olduğu için, eğitim almaları diğer engellilere (bedensel ve görme engellilere) göre çok daha güçtür. Bunun pek çok sebebi vardır. İşitme güçlüğü öğrenme güçlüğünü getirir. Bu nedenle eğitim verilmezse, hem günlük yaşantılarında hem de meslek ve iş hayatlarında en çok zorlanan engel grubu işitme engellilerdir. 

Eğitim herkes için, her engelli için çok gereklidir. Ama işitme engelliler eğitim almadıkları takdirde algı ve zihinsel açıdan da gerileme durumunda kalırlar. Üstelik zorunlu eğitimi alsalar bile yüksek eğitim yapma şansları diğer guruplara göre daha azdır. Engelleri nedeniyle özel bir eğitim almaları gerekir. İşte bu nedenle Gazze'de işitme engelli öğrencilerin mezuniyet haberi dikkatimi çekti. Hem de bir yüksekokulu bitirmişlerdi. Bu nedenle öğrencileri takdir ettim. Umarım iş ve kariyer hayatlarında büyük ses getirirler...

ALİYE YÜCEL 

3 Temmuz 2016 Pazar

DÜNYA ŞAMPİYONU İŞİTME ENGELLİLER


İşitme Engelliler Erkek Milli Futbol Takımımız, 19 Haziran - 02 Temmuz tarihleri arasında yapılan İşitme Engelliler Dünya Şampiyonası'na katıldı ve dünya şampiyonu oldu. İtalya'nın ev sahipliği yaptığı şampiyonada 16 takım mücadele etti. Türkiye Futbol Federasyonu'nun "Türkiye Futbol Oynuyor" projesi kapsamında destek verdiği millilerimiz, 2012 yılında da dünya şampiyonu olmuştu. Böylece üst üste 2. kez şampiyonluğu elde etti. 

Erkek milli takımımız bu şampiyonaya Avrupa ve Dünya Şampiyonu unvanlarıyla katıldı. Bayan Milli takımımız ise, ilk kez bir uluslararası turnuvada mücadele etti. İşitme engellilerin futbolunda; 55 desibel ve üzerinde duyma kaybı olan oyuncular yer alıyor. Kurallar FİFA'nın belirlediği şekilde uygulanıyor. Her bir takımda 11 oyuncu yer alıyor.

İşitme engelli erkek milli takımımızın şampiyona serüveni şöyle; 19 Haziran'da başlayan şampiyonanın ilk iki maçında hem  İsveç'i ve hem de Suudi Arabistan'ı 2-1 mağlup etti. Arjantin ile 1-1 berabere kalıp grup lideri olarak çeyrek finale yükseldi. Çeyrek finalde ise Mısır ile karşılaştı. Normal süresi golsüz biten maçta uzatmalara gidildi. Uzatmalarda ise Mısır'ı 1-0 mağlup edip yarı finale çıktı.


Yarı finalde Rusya ile karşılaşan işitme engelli millilerimiz onları da 1-0 mağlup etti ve final hakkını kazandı. Finalde Almanya ile eşleşti. Türkiye, Almanya karşılaşmasının ilk yarısı golsüz bitti. Millilerimiz ikinci yarıda 77. dakikada Mehmet Sert'in golüyle 1-0 öne geçti. Ancak maç 85. dakikada Almanya'nın attığı golle 1-1 berabere tamamlandı ve uzatmalara gidildi.

Türkiye, uzatmanın 118. dakikasında Murat Şimşek'in golüyle Almanya'yı 2-1 mağlup etti. Böylece İşitme Engelliler Milli takımımız dünya şampiyonu oldu. İşitme engelli millilerimiz, 2008 yılında yine Almanya ile final oynamış ve mağlup olmuştu. Bu kez Almanya'yı mağlup ederek hem rövanşı aldı, hem de şampiyon oldu.

Millilerimizin finale kaldığını öğrendiğinde büyük bir gurur ve sevinç duydum. Bu yazıyı ay-yıldızlı millilerimiz şampiyon olmasaydı yazmayı düşünüyordum. Çünkü final maçı oynayıp kaybetselerdi bile dünya ikincisi olacaklardı. Bu da çok büyük bir başarı... Ancak maalesef bu şampiyonluktan ve bu önemli başarıdan çok az kişinin haberi var. Oysa biliyoruz ki Türkiye'de futbol çok ilgi görüyor. Şampiyonlarımızı kutluyor, engelli futbolunun da gereken ilgi ve desteği görmesini diliyorum. 


ALİYE YÜCEL

15 Kasım 2015 Pazar

DADA VE CODA!


Okan Bayülgen'in programının başlayacağını okuduğumda hiç tereddüt etmeden yine işitme engelliler için bir tercüman olacağını düşündüm. Ve yanılmadım. Dada, geçtiğimiz hafta başladı. Yeni başlayan programda da ekranın sağ alt köşesinde işaret dili tercümanı bulunuyor. Program sırasında tüm konuşmalar işaret dili bilen bir tercüman tarafından işitme engelliler için anında çevriliyor. Programın işaret dili tercümanı ise Neslihan Kurt.

Neslihan Kurt, bir koda (Coda)! Coda; İngilizce "Children Of Deaf Adults"ın kısaltılmışı... Anne ve babası işitme engelli olup, kendisi işitme engelli olmayan çocuklara böyle deniyor. Onların iki dili oluyor. İşitme engelli olmadıkları için normal dillerini konuşurken diğer taraftan ebeveynleriyle de işaret dili ile konuşuyorlar. Neslihan Kurt da küçük yaştan beri işaret dilini kullanıyor. O nedenle de bu kadar başarılı...

Neslihan Kurt, çevirileri yaparken öyle içten ve samimi ki yaptığı işi ne kadar çok sevdiğini anlıyoruz. Sular seller gibi konuşuyor! Bıkmadan usanmadan çeviriyor. Mimiklerini çok güzel kullanıyor. Devamlı gülümsüyor. Pozitif enerji saçıyor. Herkesin sempatisini kazandığını tahmin ediyorum. İşaret diline ihtiyaç duymayanları bile kendine baktırıyor. Eminim, onu seyredenlerin bir çoğunda işaret dilini öğrenmek isteği doğuyordur. Sayesinde işaret dili öğrenenler olmuştur.


Okan Bayülgen'in programları entelektüel düzeyi yüksek programlar... Farklı konu ve konuklar oluyor. Bu nedenle Neslihan Kurt'un işi oldukça zor. İnsan seyrederken bazı kelimeleri duyunca bunu nasıl çevirebildi, nasıl anlatabildi diye düşünmeden edemiyor. Özellikle de soyut ve felsefi kavramları... Ama o her şeyi anlatmanın bir yolunu buluyor. Nasıl da dikkatli... Bir cümle bile atlamıyor. Okan Bayülgen'in ve konuklarının her söylediğini işaret diliyle anlatabiliyor. Hatta şarkı sözlerini bile çeviriyor.

Okan Bayülgen'in yaptığı programlarda işaret dili bilen tercüman bulundurması çok önemli... Onun bu duyarlılığı çok değerli... İşitme engellileri düşünen tek programcı olduğunu söylersek yanlış olmaz sanırım. Programlarında zaman zaman engelli sorunlarını da ele alan Bayülgen, bu alandaki eksikliği iyi ki görmüş. İyi ki programlarında işitme engellilere de seslenmek için bir tercüman bulunduruyor. Böylece işitme engelliler farklı konularda bilgi sahibi oluyorlar, kültürleri artıyor ve gelişiyorlar.

Televizyon hayatımızda önemli bir yere sahip. Ancak işitme engeliyseniz bundan mahrum kalıyorsunuz. İşitme engellilerin sayısı oldukça fazla... Ancak işitme engellilerin izleyebileceği program sayısı yok denecek kadar az. Televizyon ile onlar arasında büyük bir engel var. Maalesef onlar bu kadar önemli bir iletişim aracından mahrum kalıyorlar. Belki her program için bir işaret dili tercümanı bulundurmak zor olabilir. Ancak hiç olmazsa her kanal işitme engelliler için bir kaç program yapmalı... Ekranlarda daha çok işaret dili  tercümanı görmek dileğiyle...

ALİYE YÜCEL

13 Eylül 2015 Pazar

YENİ BİR STANDART: EURECERT


"Eurecert" adını hiç duydunuz mu? Eurecert, bir ekonomi terimi değil! Bir erişebilirlik terimi, bir standart. Bu terimi yapılan bir yapılan Erişilebilirlik Sertifika Projesi sayesinde duydum. Eurecert, başta Almanya olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde "Engelleri Aşan Hizmetler" için verilen kalite sertifikasının adı. Bağcılar Belediyesi ile Türkiye Beyazay Derneği Avrupa'da faaliyet gösteren Eukoba Derneği ile birlikte erişilebilirlik eğitimi verdiler.

Bağcılar Belediyesi Engelliler Sarayı'nda sekiz gün süren bu eğitimde 27 katılımcı eğitim aldı. Bu eğitim hem teorik hem de pratik olarak verildi. Bu projenin en ilginç yönü katılımcıların engelli hale gelmesiydi. Uygulamalı olarak engelli oldular. Yani empati yeterli olmadı. Nasrettin Hoca'nın dediği gibi damdan düşerek, damdan düşenin halini anladılar. Katılımcılar, özel bir kıyafet (engel simülatörü) giyerek engelli hale geldiler. Böylece; bedensel engelli, görme engelli, işitme engelli oldular. Eğer bir engelli varsa da ikinci bir engeli yaşadılar.

Ortaklaşa gerçekleştirilen bu projede ilk kez erişilebilirlik kalite sertifikalandırma çalışması kapsamında görev alabilecek kişiler yetişti. Bu eğitim sonrası katılımcılar, Belgelendirme Yetki Sertifikası aldılar. Engelli olup; engelli gibi hareket ederek, engelli gibi hissederek mekanların engellilere uygunluğunu incelediler. Böylece bir mekanın engelliye uygun olup olmadığını anlayacak, eksikliklerin neler olduğunu, nasıl giderileceğini tespit edecek ve ona göre yönlendirecek... Erişilebilirliğini kontrol edip belgelendirme yapabilecekler.


Eurecert, Avrupa'daki tek bağımsız kalite kontrol kuruluşu. Eurecert Sertifikası; kanuni, tarafsız, bağımsız ve kendi içinde özel bir hukuk ile organize edilmiş sistem. Her alanda aranılan kaliteli, güvenilir hizmetlere; ürün ve yapılara ulaşmak için bu sertifika çok önemli. Eurecert kriterlerine göre incelenen mekanlar kanunların kriterlerine uygun oluyorlar. Yaptıkları hizmetlerin kalitesini Eurecert Sertifikası ile belgelendiren kurumlar da farklı ve rakiplerinin önünde oluyorlar.

Eurecert'in düşünce mimarı ve Eukoba (Avrupa Erişilebilirlik Yetki Merkezi) Genel Başkanı Patrick Dohmen yapılan bir röportajda şöyle diyor: "Eurecert, bir çok marka ve standardın birleştiği yerdir. Yani, kafa karıştıran bir çok standardı bir noktada birleştirdik ve ortak bir standart oluşturduk. Engelliler, çocuklar ve yaşlı insanlar için dünyayı öyle tasarlamalıyız ki, engelli engelsiz yaşanabilir ve kendilerinin karar verebileceği bir yaşamları olsun..."

Erişebilirlik denildiğinde akla hemen engelliler geliyor. Oysa herkes için kullanılabilecek bir kavram... Örneğin; yüksek bir basamak, bir engelli için olduğu kadar yaşlı, çocuk ve bebek arabası kullanan bir yetişkin için de sorun olabilir. Erişilebilirlik herkes için çok önemli... Ancak engelliler için ayrı bir önem taşıyor. Erişilebilirlik adına yapılan bazı uygulamalar engeli kaldırmaktan çok uzak... Örneğin; tekerlekli sandalye için yapılan bir rampa inip, çıkmak için hiç uygun olmayabiliyor. Biliyoruz ki erişilebilirlik tam anlamıyla anlaşılan bir kavram değil. Dileriz bu örnek çalışma ile bilinmeyen ve anlaşılamayan yönler tespit edilir. Sonra da yapılması gerekenler yapılır. Bu projede emeği geçen herkese teşekkürler...


ALİYE YÜCEL         


16 Ağustos 2015 Pazar

İLGİNÇ DÖVME


Engelleri kaldıran önemli buluşlardan biri de biyonik kulak (koklear implant). Biyonik kulak, iç kulakta meydana gelen sorunları gidermeye yani iç kulağın fonksiyonunu yerine getirmeye yarayan tıbbı bir cihaz. Koklear implant, diğer işitme cihazları gibi seslerin şiddetini yükseltmek yerine beyne ses sinyallerini sağlayan iç kulağın görevini yapıyor. Koklear implant ameliyatı, 2-4 saat süren ağrısız bir işlem. Genel anestezi ile kulak arkasından hasarlı olan iç kulağa delik açılarak takılıyor. İç ve dış olmak üzere iki parçadan oluşuyor.

Koklear implant takılan kişiler sesleri duyabiliyor. İşitince anlıyor ve konuşabiliyor. Böylece engeller kalkıyor. İşitme kaybı yaşayanlar için çok önemli bir cihaz... Ancak bunu kullanan küçük çocuklar için oldukça zor bir süreç... Çevresindeki kimsede olmadığını gören bir çok çocuk bunu takmak istemiyor. İşte bu nedenle Yeni Zellanda'da yaşayan bir baba, işitme engelli kızını yalnız bırakmamak için ona takılan biyonik kulağın aynısını başına dövme olarak yaptırmış... Böylece kızına büyük bir destek olmuş... Baba kızın yayınlanan fotoğrafları insanı gülümsetiyor.

Alistair Campbell, oldukça duyarlı baba... Şu an 6 yaşındaki olan Charlotte'ın genetik bir hastalık sebebiyle iç kulağında hasar var. Bu nedenle ağır bir işitme kaybı yaşıyor. 4 yaşından itibaren devamlı koklear implant kullanmak zorunda kalmış. O yaştaki bir çocuk için bunu kullanmak önemli bir problem... Charlotte'ın biyonik kulaktan rahatsız olduğunun gören babası, acıyı göze alarak başına dövme yaptırıyor. Acıyı diyorum. Çünkü dövme yapan ve yaptıranların ortak kanısına göre baş bölgesi en çok acı hissedilen yer...


Charlotte'nin hastalığı kalıtımsal. Annesi ve erkek kardeşinde de işitme kaybı var. Alistair Campbell, kızının yanında olmak ve ona destek olmak için bir dövme yaptırmaya karar veriyor. Önce saçlarını sıfır numara kazıtıyor. Sonra titreşim ve sesi saniye saniye hissederek  45 dakika süren bir zamanda kızının kullandığı gibi bir koklear implantı başına dövme olarak yaptırıyor. Böylece kızının biyonik kulağı taşıdığı gibi o da bu dövmeyi ömür boyu taşıyacak...

Yapılan bu dövme büyük ilgi görüyor. Alistair Campbell, yaptığının bu kadar ilgi göreceğini düşünmediği belirterek "Her şeyi kızıma olan sevgim nedeniyle, kızıma destek olmak için yaptım..." diyor. Acı hissedip hissetmediği sorulduğunda ise "45 dakikalık süreç biraz zordu. Acı hissettim. Ama bu başa çıkılmayacak bir şey değildi..." diyor. Yeni Zellanda'da "Kahraman Baba" olarak anılan Campbell, saçı uzadığında dövme görülmeyeceği için saçını tekrar kestireceğini söylüyor. Fedakar baba, bu zorlu yolculukta kızını yalnız bırakmamaya kararlı görünüyor. 

Aile olmak, ebeveyn olmak böyle bir şey... Bir baba, kızının kendini toplumdan dışlanmış hissetmemesi için onun başındaki gibi bir biyonik kulak dövmesi yaptırıyor. Ne ilginç ve etkili bir empati yöntemi... Belki Charlotte çok küçük olduğu için babasının yaptığı bu fedakarlığın değerini şimdi anlayamıyor. Ancak büyüdüğünde yapılanın ne kadar değerli olduğunu anlayıp, babasıyla gurur duyacaktır. Çünkü babası engeline çare olamasa da ilginç dövmesiyle ona büyük bir moral veriyor.


ALİYE YÜCEL

2 Ağustos 2015 Pazar

17. DÜNYA İŞİTME ENGELLİLER (SAĞIRLAR) KONGRESİ


17. Dünya İşitme Engelliler (Sağırlar) Kongresi 28 Temmuz - 1 Ağustos 2015 tarihleri arasında İstanbul'da yapıldı. Bu yıl yapılması planlanan bu organizasyona aday olarak üç şehir vardı. Bunlar; Berlin, Mexico City ve İstanbul'du. Yapılan oylamada Berlin 12, Mexico City 10, İstanbul ise 49 oy almıştı. Böylece bu şehirleri geride bırakan İstanbul, bu kongreye ev sahipliği yapmaya hak kazanmıştı.

Dünyadaki işitme engelliler arasında önemli bir bilgi alışverişi sağlayan İşitme Engelliler Kongresi 4 yılda bir yapılıyor. Her kongre de döneme ve şartlara göre bir tema belirleniyor. İnsan çeşitliliğinin bir parçası olarak işitme engelli bireylerin kabul edildiği eşit bir dünya için, bu yıl "İnsan Çeşitliliğinin Güçlendirilmesi" temasıyla gerçekleştirildi. Kongreyi; İşitme Engelliler Federasyonu, Cumhurbaşkanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Türkiye Sakatlar Konfederasyonu destekledi.

Bu yıl  WFD üyesi 100'ü aşkın ülkeden gelen binlerce işitme engelli, uzman, akademisyen, bu alanda hizmet veren katılımcılar görüş, fikir ve deneyimlerini paylaştı. İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılan organizasyonda  "2015 - 2019 Küresel İşitme Engelli Toplumu Politikaları" belirlendi. Böylece işitme engellileri ilgilendiren; erişilebilirlik, farkındalık, teknoloji, farklı işaret dilleri, eğitim, sağlık, insan hakları, istihdam, sanat gibi pek çok konu ele alındı.


Her ülkenin dili ve alfabesi farklı olduğu için işaret dilleri de farklı oluyor. Uluslararası organizasyonlardaki sunumlarda ise bulunduğu ülkenin işaret dili de kullanıldığı için17. Dünya İşitme Engelliler Kongresi'nin resmi dili İngilizce ve Türkçe olarak belirlenmiş. Ancak katılımcı olan ülkeler kendi işaret dili tercümanları ile çeviriler de yaptırdı. Bu nedenle kongrede pek çok işaret dili tercümanı görev aldı.

Dünya İşitme Engelliler Kongresi; işitme engellilerin sorunlarının tartışılması, ihtiyaçlarının belirlenmesi, haklarının bilinmesi ve hayat kalitelerinin arttırılması konusunda çok önemli bir organizasyon. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 600 milyon, Türkiye'de ise 3 milyon civarında işitme engelli olduğu biliniyor. İşitme engellilerle ilgili her konu işitme engellinin ailesini ve yakın çevresini de ilgilendirdiğini düşünürsek bu sayı daha fazlalaşıyor.

Engelsiz bir dünya için atılan her adım çok önemli... Özellikle de böyle büyük organizasyonlar... Bu nedenle Türkiye İşitme Engelliler (Sağırlar) Milli Federasyonu'nun girişimleri ile bu yıl Türkiye'de yapılan 17. Dünya İşitme Engelliler Kongresi'nde ele alınan konular, paylaşılan fikirler, sorunların çözümünde gidilecek yollar ve alınan kararlar büyük önem taşıyor. Umarız kongreden çıkan sonuçlar, Türkiye ve dünyadaki bundan sonra yapılacak çalışmalara yön verecek ve işitme engellilere büyük katkı sağlayacaktır.

Not: Genelde 17. Dünya Sağırlar Kongresi olarak geçiyor. Ancak Dünya İşitme Engelliler Kongresi olarak tercih ettim.

ALİYE YÜCEL                          

24 Mayıs 2015 Pazar

ATLA TERAPİ


Ülkemizin çeşitli yerlerinde atla tedavi yapılan merkezler var. Geçtiğimiz günlerde bunlara bir yenisi daha eklendi. Türkiye Jokey Kulübü'nün (TJK) Veliefendi Hipodromu bünyesinde faaliyet gösterecek Atla Terapi Merkezi açıldı. Merkezin açılışında TJK Başkanı Yasin Kadri Ekinci, Genel Sekreter Necati Demirkol, engelli çocuklar ve aileleri bulundu.

TJK Başkanı Yasin Kadri Ekinci, Türkiye nüfusunun 12,29'unun engelli olduğunu ve yaptıkları çalışmanın bir sosyal sorumluluk olduğunu belirterek "Engelli kardeşlerimizin yaşadığı sorunlar yalnız kendilerinin değil, hepimizin sorunudur. Biz de TJK olarak bu sorumluluğumuzun bilinciyle Atla Terapi Merkezi'ni hayata geçirdik. Tedavisine fizyoterapist raporuyla izin verilen tüm engelli çocuklar bu merkezden ücretsiz olarak yararlanabilecek..." dedi.

Türkiye Jokey Kulübü Genel Sekreteri Necati Demirkol ise; atla terapinin yani hipoterapinin Türkiye'de yeterince gelişmemiş bir tedavi şekli olduğunu belirterek "Atın yürüyüşündeki ritmik ve dinamik hareketler özellikle engelli bireylerde, birçok sistem ve duyunun uyarılmasına yardımcı olacaktır..." diyerek konuşmasını sürdürdü.
Hipoterapi ismi Eski Yunancada "At" anlamına gelen Hippos kelimesinden geliyor. 


Tıpta "Hipoterapi" adı verilen atla terapi yöntemi, atın çok boyutlu hareketlerini kullanarak, engelli çocukların duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişmelerine yardımcı olan alternatif ve tamamlayıcı bir tedavi yöntemi... Atla terapi hem zihinsel hem de bedensel engelli kişilerde; rehabilitasyon, ilaç ve cerrahi gibi tedavi yöntemlerin dışında onlara destek bir uygulama olarak yapılıyor. Atların hareket halindeki ritmik hareketleri vücut ısıları engelliler üzerinde çok olumlu etkiler yapıyor.

Atların tedavideki faydası daha MÖ 460 yıllarında fark edilmiş... Hipoterapinin; kasları normalleştirme, vücut dengesini sağlamak, baş ve gövde kontrolü, koordinasyon, konuşma, sosyalleştirme, psikolojide düzelmeler gibi pek çok faydaları bulunuyor. Atla terapi; Serebral Palsi (Beyin Felci), öğrenme bozuklukları, Otizm, Spina Pfida, zihinsel engellilik, işitme engellilik, Down Sendromu, görme engellilik, çeşitli ruhsal bozukluklar, Multiple Skleroz (MS), Spina Bifida, Parapleji, Kas Distrofisi, çeşitli felçler gibi pek hastalık ve engel grubunun tedavisinde kullanılıyor.

Veliefendi Hipodromu Atla Terapi Merkezinde; Apranti Eğitim Merkezi mezunu olan ve özel eğitim alan eğitmenler, özel çiftlikte yetişmiş 4 at, 1 atla terapi uzmanı ve 3 adaptif binicilik uzmanı bulunuyor. Merkez haftanın üç günü saat 10:30 ile 17:30 saatleri arasında ücretsiz olarak hizmet verecek. Atla terapinin ücreti, maliyetinden dolayı yüksek olduğu için bundan pek çok engellinin yararlanamayacağını düşünürsek, Türkiye Jokey Kulübü'nün ücretsiz yaptığı bu hizmet çok önemli... Engellinin engelini aşma yolunda yapılan her çalışma ise çok değerli...


ALİYE YÜCEL

15 Şubat 2015 Pazar

BÜTÜN ELLER DUYSUN


Samsung’un işitme engelliler için görüntülü çağrı merkezi hizmetini anlattığı yeni reklam filminden etkilenmemek mümkün değil. “Duyan Eller” projesinin tanıtımı için işitme engelli bir gence çok çarpıcı bir sürpriz hazırlanmış… İzleyince insanı öyle bir yakalıyor ki… “Ne güzel bir çalışmaya imza atmışlar” dedirtiyor. Düşünenin, yapanın; ellerine, yüreğine sağlık… Eminim, bu reklam filmden etkilenen sadece ben değilim.

İşitme engelliler çağrı merkezinden yararlanamıyor. İşte bu nedenle Samsung, internet sitesinden işaret dili bilen çağrı merkezi çalışanlarıyla görüntülü servis hizmeti verecek… Çağrı merkezlerinde artık işaret dili bilen müşteri temsilcileri olacak ve işitme engelli müşterilerle onlar iletişim kuracak. Satış sonrası verilecek bu hizmet çok önemli ve gerekli… Firma da bunu Leo Burnett İstanbul ile çok güzel bir şekilde, çok güzel bir filmle tanıttı.

Samsung Türkiye, işitme engelli Muharrem’e öyle bir sürpriz hazırlıyor ki… Kamera şakası tadında… Önce Muharrem’i İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği aracılığıyla buluyorlar. Bir ay süren büyük bir organizasyon, gizli kameralar, işaret dili eğitimleri… Muharrem’in ablası da buna dahil oluyor. Herkes olayı biliyor. Bir tek Muharrem bilmiyor. Bir sabah ablasıyla Bağcılar’daki evinden çıkıyor. Muharrem yolda kime rastladıysa işaret dili biliyor. Onun için inanılmaz bir durum, rüya gibi bir dünya... Sonunda çok duygulu anlar yaşıyor ve gözyaşlarını tutamıyor. Tabii biz de…


Muharrem; çevresinde kendisiyle konuşan ve iletişim kuran kişilerle karşılaşınca yalnız olmadığını görüyor. Engelsiz bir gün yaşıyor. Olanlar karşısında çok duygulanıyor. Engelle yaşayan birinin kısa süre bile olsa engelini kaldırabilmek ve meydana gelen etkiyi görmek çok güzel… Aslında engelli, engelsiz fark etmiyor. Birine yardım etmek güzel… İnsanlarla doğru iletişimin onları ne kadar mutlu ettiği de bilinen bir gerçek… Ama unutuyoruz. 

“Yılın en duygusal sürprizi” adıyla yayınlanan ve süresi 3 dakika bile olmayan bu özel film önemli bir farkındalık sağlıyor. İnsani olan her şey gibi yüreğimizden yakalıyor. İşitme engelli birinin gün boyunca neler yaşayabileceğini bu kısa sürede çok iyi anlıyoruz. Hatta insana “İşaret dili öğrenmeliyim. Belki bir gün bir yerde Muharrem’e veya onun gibi işitme engelli birine rastlayabilirim” bile dedirtiyor.

“Duyan Eller” projesi sosyal sorumluluk açısından da önemli bir hizmet… Belki "Duygu sömürüsü var" diyenler olacaktır. Ama hedef kitlesine ulaşıyor mu? Ulaşıyor. Üstelik diğer kişilerinde dikkatini çekiyor mu? Çekiyor. Maalesef, bazen ancak böyle şeyler karşısında empati yapabiliyor ve harekete geçebiliyoruz. Bu nedenle engelleri aşmak için yapılan bu hizmet ve tanıtım alkışları hak ediyor. Muharrem’in her gününün, o günkü gibi olmasını diliyor. Bu projeye emeği geçen herkesi kutluyorum. 

ALİYE YÜCEL