> Engeloji : 01.01.2014 - 01.02.2014

Translate

26 Ocak 2014 Pazar

ÖZEL BİR FİLM...


2007 yılı Bollywood (Hindistan) yapımı "Her Çocuk Özeldir", Dislektik bir çocuğu tanımak ve anlamak için mükemmel bir film... Taare Zameen Par (Every Child is Special) bizde ki ismiyle Her Çocuk Özeldir (Yerdeki Yıldızlar), Dislektik küçük Ishaan ve onun hayatını değiştiren resim öğretmeninin hikayesini anlatıyor.

Filmde de geçtiği gibi, Disleksi (Öğrenme Bozukluğu); yazıyı algılamadaki bozuklukla, okuma ve yazmadaki güçlükle kendini gösterir. Ama maalesef bu tür çocuklar; tembel, uyumsuz ve geri zekalı olarak algılanır. Her çocuğun kendine özgü yetenekleri, kapasitesi ve hayalleri vardır. Ancak bu çoğu zaman dikkate alınmaz...

Filmin konusu şöyle: 8 - 9 yaşlarındaki Ishaan, derslerinde başarısız ve davranışlarında tutarsız bir çocuktur. 3. sınıfta olmasına rağmen okumayı ve yazmayı öğrenememiştir. Bu nedenle ailesi ve çevresindekiler onun zeka problemi olduğunu düşünmektedir. Başarısız olduğu daima yüzüne vurulan Ishaan, karamsar ve içine kapanık bir hale gelir. Annesinin ilgisine rağmen babasının ve öğretmenlerinin katı davranması sonucu insanlardan uzaklaşır.

Ailesi onun duruma çözüm olacağını düşündükleri için yatılı okula verir. Yeni okulunda da problemleri süren, öğretmenleri tarafında tembel olduğu düşünülen Ishaan'ın, yeni gelen resim öğretmeni sayesinde hayatı değişir... Öğretmeni onun tembel yada geri zekalı değil Dislektik olduğunu anlayınca her şey farklı olur. Gösterdiği sevgi ve ilgi sayesinde Ishaan'ın özgüveni yerine gelir. Dünyası çözülünce, Ishaan herkesi şaşırtır. Yaptığı resimler inanılmaz güzelliktedir. Sadece ailesinden ayrılışını canlandırdığı resimleri görmek bile yeterli...


Dislektik olan, ancak "dahi" olarak bilinen kişiler olduğunu unutmayalım. Filmde de Dislektik olan dünyaca ünlü kişilerin isimleri geçiyor. Bunlar; Thomas Edison, Albert Einstein, Leonardo Da Vinci, Pablo Picasso, Walt Disney, Agatha Christie... Bu isimlerin problemli birer çocuk olduğunu düşünmek çok şaşırtıcı... Onlar dünyaya farklı gözle bakmışlar ve düşünme şekilleri farklıymış... Ama mükemmel işlere imza atmışlar...

Filmde Ishaan'ı canlandıran küçük Darsheel Safary bütün film ödüllerini alacak kapasitede bir oyunculuk çıkarmış... Resim öğretmeni rolündeki Aamir Khan, filmin yapımcılığını ve yönetmenliğini de üstlenmiş... Film, pek çok dalda aday gösterilmiş ve ödüller almış... Bazı sahnelerde gözleriniz dolacak, hatta gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Filmde, Hint filmlerini vazgeçilmezi müzik ve dans da var... Tek olumsuz yönü uzunluğu (2 saat 40 dakika)... Evet belki sıkılmıyorsunuz. Ama bazı sahneler gereksiz uzatılmış gibi...

Filmde, Ishaan'ın öğretmeninin onun için yaptıkları çok etkileyici... "İşte öğretmen dediğin böyle olmalı.." diyor insan... Diğer öğretmenlerinin, hatta babasının yapamadığı ilgiyi gösteriyor, yardımı ediyor. Onun eğitimi için inanılmaz bir mücadele veriyor. "Çocuklar problemleri her ne olursa olsun birlikte okumalılar..." diyerek, kaynaştırma eğitimin önemini ortaya koyuyor.

Eğer izlemediyseniz mutlaka izleyin. Çünkü, Her Çocuk Özeldir, özel bir film... Bakış açınızı değişecek... Günün birinde böyle bir çocuğa rastlarsanız, siz de onun hayatını değiştirebilirsiniz. Filmi izlerken; herkesin ama özellikle her öğretmenin izlemesi gerektiğine inanmıştım. Hatta, her öğretmene sorulmalı... Filmi izlemediyse, mutlaka eksik bir şeyler vardır!


ALİYE YÜCEL

19 Ocak 2014 Pazar

ENGELLİ VİTRİN MANKENLERİ


Dünyada engellilere dikkat çekmek için çeşitli çalışmalar yapılıyor. Bunlardan bazıları gerçekten çok çarpıcı ve etkileyici oluyor. Geçtiğimiz Dünya Engelliler Günü nedeniyle Pro İnfirmis Vakfı'nın hazırlattığı kampanya da bunlardan biri... Bu kampanyada "engelli vitrin mankenleri" kullanılmış... Kısa boylu, skolyozu olan, kolu ve bacağı olmayan; engelli bedenlere sahip mankenler... Yani bildiğimiz cansız vitrin mankenleri bu kez kusursuz ölçülere sahip değiller.

İsviçre'deki Pro İnfirmis Vakfı, engelliler yararına bir sivil toplum kuruluşu... Vakıf engellilere dikkat çekmek için farklı bir reklam kampanyası yapmak istemiş ve bunu başarmış... Farklı bedensel engele sahip ikisi kadın beş kişinin vücut ölçüleri alınıp, tıpatıp aynı mankenleri yapılmış.. Daha sonra bu mankenlere üzerlerine uygun kıyafet giydirilmiş ve Zürih'te ünlü alışveriş caddesinde bir mağazanın vitrinine konulmuş...

Kampanyanın sloganı da büyük anlam taşıyor. "Kim mükemmel ki? Yaklaş..." Kampanya fikriyle, sloganıyla, tasarımıyla çok etkileyici... Engellilerinde bizlerden biri olduğunu ve onları görmemezlikten gelemeyeceğimizi anlatıyor. Ne güzel bir anlatım olmuş... Ne güzel bir iş çıkarmışlar... Yapılan bu çalışmaların hazırlık  ve yapım videosu da görülmeye değer...


Pro İnfirmis, bu başarılı kampanya için bir ajans ile çalışmış... Bu güzel işi ajans Jung von Matt Limmat ortaya koymuş... Bir ajansla çalışınca, profesyonelce bakış olunca böyle güzel ve etkili bir sonuç meydana gelmiş... Jung von Matt Limmat, daha önceki yıllarda da engellilerle ilgili çok etkili kampanyalara imza atmış... 2014 yılı için de bu konuda bir çalışma yapacaklarsa, ne olacağını merakla bekliyorum.

Manken denilince akla güzellikle beraber; uzun boy, mükemmel hatlar ve eksiksiz vücutlar gelir. Mağazaların vitrinlerinde gördüğümüz o kusursuz vücutlu mankenler yerine; engelli mankenleri görünce, engellilerinde hayatın bir gerçeği olduğunu anlamış oluyoruz. Bu nedenle engelli vitrin mankenleri bize farklı bir bakış açısı getiriyor. İnsana bakışımızı sorguluyor. Zihnimizdeki engelleri yıkıyor. Üstelik bunu da çok çarpıcı bir biçimde yapıyor.

Şimdi bu çalışmanın bizde, Türkiye'de yapıldığını varsayalım. Nişantaşı ya da Bağdat Caddesi'nde ünlü mağazalara böyle engelli mankenler koyalım... Görenlerin tepkisi nasıl olurdu? Bir düşünelim bakalım... Engellilerle ilgili düşüncelerimizde ne kadar samimiyiz? Empati yapabiliyor muyuz?  Gerçek şu ki, pek samimi olduğumuz söylenemez. Üstelik empati konusunda da hiç başarılı değiliz. Engellisi, engelsizi herkes toplumun bir parçası, ama maalesef pek çok alanda bu unutuluyor. Engelliler görmezden geliniyor.

ALİYE YÜCEL

12 Ocak 2014 Pazar

YILDIZLAR ENGEL TANIR MI?



"Yıldızlar Engel Tanımaz" kitabını yeni çıktığında bir arkadaşım hediye etmişti. Kitap engelli sahabelerin hayatını anlatıyordu. Kitabı elime alıp; Hadis-i Şerif’lerde ve siyer kitaplarında zaman zaman okuduğumuz engelli sahabelerin isimlerini, engellerini ve hayatlarını toplu halde görünce "Ne güzel bir çalışma... Keşke bu çalışmayı ben yapabilseydim..." diye düşünmüştüm.

Kitabın adı bile başlı başına çok şey anlatıyordu. Yıldızlar Engel Tanımaz... Biliyoruz ki; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) döneminde yaşayan sahabelerin hepsi birer yıldızdır. Hepsi bizlere yol gösterir. Bu yıldızların içinde elbette ki engelli olanları da vardı. İşte Prof. Dr. Ali Seyyar yaptığı bu çalışma ile onları tek tek ele almış ve anlatmıştı.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) döneminde engellilerin sayısı oldukça fazlaydı. Çünkü o dönemde hastalıklar ve savaşlar sebebiyle el, kol, ayak, bacak ve göz gibi organlarını kaybedenler çoktu. Yıldızlar Engel Tanımaz'da biri kadın (Ümmü Ümare Nesibe (R.A)) olmak üzere, tam yirmi sekiz engelli sahabenin hayatından kesitler var. Her birinin hikayesi çok etkileyici ve ibret dolu...


Yıldızlar Engel Tanımaz, Prof. Dr. Ali Seyyar'ın engelliler üzerine yazdığı ilk kitabı değil... Seyyar, engelliler konusunda pek çok araştırma yapmış ve eser meydana getirmiş bir bilim adamı... Prof. Dr. Ali Seyyar, halen Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Öğretim Üyesi... Engelliler konusunda yaptığı çeşitli çalışmalarla da bu konuda bilirkişi sayılacak düzeyde... Aslında yaptıkları sadece bilimsel değeri olan çalışmalar olarak görülmemeli; aynı zamanda engellilere sabır, güç ve özgüven aşılayan çalışmalar...

Kitap, iki bölüm halinde ele alınmış; ilk bölümde Ortopedik (Bedensel) Engelli Sahabeler, ikinci bölümde ise Görme Engelli Sahabeler var. Kitabı okuyup, engelli sahabelerin yaptıklarına ve örnek hayatlarına baktığımızda; o devirde engellilere verilen önem ve değeri görmek çok etkileyici... Engelliler, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) döneminde negatif bir ayrımcılık görmemiş... İnsan sadece insan olarak kabul edilmiş... İmamlık, valilik, peygamber katipliği yapmış ve engelli olduğu halde savaşa katılmış sahabeler var.

Kitapta yazılanlardan engelli sahabelerin hiç bir engeli olmayan pek çok kişiden daha önemli işler başardığını görüyoruz. Onların örnek hayatları engellilere büyük bir moral kaynağı olacak türden... Yıldızlar, gerçekten de engel tanımamış... Kitabı okuyan engelli ya da engelsiz herkes, farklı dersler ve sosyal mesajlar çıkaracak... Ayrıca, çevresindeki engellilerle olan ilişkilerini de bir daha gözden geçirecek...

ALİYE YÜCEL


5 Ocak 2014 Pazar

O SES TÜRKİYE'NİN ÇİĞDEM'İ


Star TV'de yayınlanan ve yapımcılığını Acun Ilıcalı'nın yaptığı "O Ses Türkiye" yarışmasında kol değneğiyle gelen bir yarışmacı görünce ilgi ve merakla izledim. Genç kadın, şarkısı söylerken 4 jüri üyesi de çok beğenip, butona basıp döndüler. Hepsi; Ebru Gündeş, Hadise, Murat Boz ve Gökhan Özoğuz da Çiğdem Bezci'yi kendi takımına almak istedi.

Şarkısını bitirince Çiğdem gözyaşlarını tutamadı. "Bu mutluluk gözyaşları... Çok mutluyum. Ayakta durmakta zorlanıyorum..." deyince Ebru Gündeş ona "Neyin var?" diye sordu. Bunun üzerine Çiğdem ilginç hayat hikayesini anlattı. Yaşadıklarını öğrenen jüri üyeleri ve seyirciler duygusal anlar yaşadı....  Çiğdem, geçirdiği bir trafik kazası sonucunda sağ bacağını kaybetmiş ve kol değneği ile yürüyor.

Yarışmada anlattıklarından ve medyada yazılanlardan anladım ki Çiğdem'in film gibi bir hayat hikayesi var. Çiğdem Bezci, kazadan önce mankenlik ve şarkıcılık yapıyormuş... İbrahim Tatlıses ile aynı sahneyi bile paylaşmış... Hatta kazadan bir süre önce bir film teklifi bile almış... 2009 yılında Antalya'nın Alanya ilçesinde nişanlısının kullandığı otomobilin kaza yapması sonucu çok ağır yaralanmış... Ölümden dönmüş...


Kaza da vücudunda 19 kırık oluşmuş ve sağ bacağını diz kapağının üzerinden kaybetmiş... Bu kazadan sonra bir yıla yakın bir zaman nişanlısı onun başucundan hiç ayrılmamış, ona çocuklar gibi bakmış... Çiğdem, bir gelecekleri olmayacağını düşünerek ona ayrılmak istediğini söylese de nişanlısı onu bırakmamış... Bu tür durumlarda nişanlı, hatta evli olanlar bile kaçıp giderken, nişanlısı onun hep yanında olmuş... "İyi günde, kötü günde..." lafına uygun davranmış... Anlıyoruz ki sevgileri engel tanımamış... 

Çiğdem, kendini toparladıktan ve hastaneden çıktıktan sonra da evlenmişler... Hamile kaldığında da çok büyük sağlık sorunları yaşamış... Ama çok şükür ki sağlıklı bir çocukları olmuş... Çiğdem, O Ses Türkiye yarışmasında "Oğlumuz Kutsal Haktan dünyaya geldiğinde yeniden doğdum. Şimdi ise şarkılarımı sizlere söylemek istiyorum..." diyerek sözlerini tamamladı. Sonrada elbisesinin eteğini kaldırarak protez bacağını gösterdi...

Çiğdem Bezci, Ebru Gündeş'in takımında olmak istemiş, onu seçmişti. O Ses Türkiye yarışması devam ediyor. Çiğdem bu yarışmayı kazanır mı kazanmaz mı bilinmez... Ama yarışmaya damgasını vurdu. Çiğdem, bu kazayı geçirmeyip engelli olmasaydı da bu yarışmaya katılır, sesi çok güçlü ve güzel olduğu için jüri üyeleri döner ve hepsi de kendi takımında olmasını isterdi. Ancak sıradan bir yarışmacı olur, bu kadar dikkat çekmezdi. Pek çok engelli de her şeye rağmen hayatın devam ettiği gerçeğini göremezdi...

ALİYE YÜCEL