> Engeloji : 01.11.2013 - 01.12.2013

Translate

24 Kasım 2013 Pazar

MOSES'İN AŞKI VE ZEKASI


Sosyal medyada defalarca paylaşılan bir hikaye var. Okumayan kalmamıştır diye tahmin ediyorum. Ama bir engelli hikayesi olduğu için bir kez de ben yazmak istedim. Gerçek olamayacak kadar ilginç bir aşk hikayesi... Ancak masallarda olabileceğini düşüneceğiniz türden... Hatırlatmak ve bilmeyenler için hikaye şöyle:

Moses Mendelssohn, çirkin bir adammış... Çok kısa boylu olmasının yanı sıra bir de kamburu varmış... Moses, günün birinde Hamburg'da yaşayan bir işadamını ziyarete gitmiş... İşadamının Frumtje adında çok güzel bir kızı varmış... Moses, kıza umutsuz bir aşkla kıza tutulmuş... Fakat kız çirkin görünüşünden dolayı ondan hiç hoşlanmamış, hatta ürkmüş... Değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyormuş...

Moses aşkıyla baş edememiş bütün cesaretini toplayarak, onunla son defa konuşma girişiminde bulunmuş... Fakat kızın başını kaldırıp da yüzüne bile bakmaması Moses'i çok üzmüş... Güçlükle başarabildiği konuşması sırasında kıza bir soru sormuş:

- "Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna, cennette kararlaştırıldığına inanır mısınız?"

- "Elbette!" diyerek cevaplamış kız ve gözlerini kaçırarak Moses'in yüzüne yine bakmadan ona aynı soru sormuş...

- "Peki ya siz inanır mısınız buna?" Moses bir an bile duraksamadan:

- "Evet, ben de inanırım!" demiş ve eklemiş...


- "Biliyor musunuz?" Her çocuk doğduğunda Allah onun evleneceği kişiyi belirlermiş... Benim doğumumda da  evleneceğim kızı belirlemiş ve bana:

- "Senin karın kambur olacak!" demiş... O zaman bir istekte bulunmuşum:

- "Allah'ım! Kambur kadın bir trajedi olur... O kız acımasız ve sert huylu biri olabilir! (Kız niye oluyorsa? Ayrımcılığa bak! Bu konuda yazacaklarım bu yazıdan daha uzun olur. Bu yüzden parantezi kapatayım...)  Bir kız güzel olmalıdır. Ne olursun, onun kamburunu bana ver ve onu güzel biri yap!" demiş... Moses'in bu sözlerinden sonra Frumtje çok duygulanmış, gözlerini yerden kaldırmış, Moses'in gözlerini içine bakmış ve gülümsemiş... Evlilik hikayesine güzel bir başlangıç yapmışlar... Daha sonrada evlenmişler...

Bu hikaye gerçek bir hayattan...  Ünlü Alman besteci Felix Mendelssohn'un büyükbabasıyla büyükannesinin evlilik hikayesi... 1729-1786 yılları arasında yaşayan Alman filozof Moses Mendelssohn çirkin olmasına rağmen, çok güzel ve ona aşık bir karısı varmış... Karısını kendine aşık etme hikayesi işte böyle anlatılıyor.

Frumtje, Moses'in anlattıklarına inanmış mıdır? Hiç sanmıyorum. Buna kim inanır? Bence sadece söyledikleri kızı derinden etkilemiş ve adamın pratik zekasına hayran kalmıştır... Zekası ona çekici gelmiş, ruhuna aşık olmuştur... Fiziki görünümün bu kadar önem taşıdığı günümüzde olması çok zor bir durum... Bu olsa olsa masal olur...

ALİYE YÜCEL


17 Kasım 2013 Pazar

BEYAZAY DERNEĞİ GAZZE'DE...



Gün geçmiyor ki Gazze ile ilgili haber gelmesin... Gün geçmiyor ki oradan gelen haberler bizi üzmesin... Okumaya dayanamadığınız, ama meraktan okumak zorunda kaldığınız pek çok haber... Ölenlerin, yaralananların, zulme uğrayanların, acı çekenlerin haberleri... Bu haberler hep üzdü... Ama bu kez sevindiren ve ümit veren bir haber geldi. Bir açılış haberi... Türkiye 'de ve dünyada şubeleri bulunan Türkiye Beyazay Derneği bu kez Gazze'de bir şube açtı.

1988 yılından bu yana engelli eğitimi konusunda çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Beyazay Derneği hedeflerini her geçen gün büyütmeye devam ediyor. Yurt içinde yaptığı çalışmaların yanı sıra yurt dışına da hizmet götüren Türkiye Beyazay Derneği oradaki engellilerin de umut ışığı oluyor. Onların eğitim ve yaşam kalitelerini yükseltiyor. Türkiye Beyazay Derneği dünya çapında yaptığı etkili çalışmalara bir yenisi ekledi. Şimdi de Gazze'de yardım bekleyen engellilerin yanında olacak...

Türkiye Beyazay Derneği Gazze Şubesi; Kütahya, Tavşanlı ve Gediz halkının desteğiyle açılmış... Türkiye Beyazay Derneği Ege Bölge Koordinatörü Ali Rıza Soyaslan'dan  Gazze Şubesi'nin büyük özveri ve çabalarla açıldığını öğreniyoruz. Gazze'ye giden heyetin kurduğu bağlar ve uzun çalışmalarıyla bu sonuç elde ediliyor... Bunu tahmin etmek çok güç değil aslında... Savaş, çatışma ve karışıklık ortamında bulunan bir bölgede bunu başarmak ayrı bir takdiri hak ediyor.


Ali Rıza Soyaslan  şubenin açılış hikayesini şöyle anlatıyor: "Türkiye Beyazay Derneği Genel Merkezi, Kütahya ve Tavşanlı Şubeleri, Tavşanlı Ticaret Odası ve Gazze makamları arasında yaşanan 6 aylık yoğun bir diplomasi sonucu Türkiye Beyazay Derneği Gazze Şubesi açıldı. İnşallah Beyazay Derneği Gazze Şubemiz Filistin ve tüm Ortadoğu'da mağdur olan engelli kardeşlerimizin yaralarını saracak. İslam coğrafyasında beyaz bir ay gibi parlayacaktır... Gazze Şubesi'nin kuruluşunda emeği geçen herkese teşekkür ederim..." diyor.

Sivil toplum kuruluşlarının önemini anlatmaya gerek var mı bilmiyorum? Her alanda, her yerde onlara ihtiyaç var. Ancak Filistin gibi bir coğrafyada çok daha fazla önem kazanıyor. Filistin'de insan olmak zor, hele de engelli olmak çok daha zor. O bölgede engelli olmak ayrı bir hassasiyet taşıyor. Yıllardır süren çatışmalarda yaralanıp engelli hale gelen kardeşlerimizin ve ailelerinin böyle bir desteğe ne çok ihtiyacı var...

Türkiye Beyazay Derneği şimdi onların yanında... Gazze'deki engellilere umut ve daima destek olacağını çok iyi bildiğim Türkiye Beyazay Derneği Gazze Şube'sine gönülden başarılar diliyor... Başkan Ahmet Madiana'ya ve Yönetim Kurulu Üyeleri'ne "Bedenen yanlarında olamasak da, kalbimiz ve dualarımızla daima yanınızdayız" diyorum... Allah daima yardımcıları olsun...


ALİYE YÜCEL

10 Kasım 2013 Pazar

HANDE YENER SAKAT MI?


Hande Yener'i bilirsiniz... Tanırsınız... Ama belli ki o bizi, yani engellileri hiç bilmiyor, iyi tanımıyor! Tanısa bu saçma kelimeler ağzından çıkar mıydı? "Kör müyüm? Topal mıyım? Sakat mıyım? Yaşlı mıyım yaaa? Tabi ki sevgilim var..." Şarkıcı Hande Yener'in "Sevgiliniz var mı?" sorusuna hiç çekinmeden, rahatlıkla verdiği cevap işte bu...

Magazin muhabirlerinin sıkça sorduğu bir sorudur: " Hayatınızda biri var mı? Sevgiliniz var mı? " Bu soru geçenlerde Hande Yener'e de sorulmuş...  O da bu soruyu "Evet var", "Hayır yok" diye cevap vermek yerine ilginç ve saçma bir açıklamayla cevapladı. "Sakat mıyım? Kör müyüm? Topal mıyım? Yaşlı mıyım yaaa? Tabi ki sevgilim var..." Tesadüfen gördüm, duyunca da çok şaşırdım, inanamadım.

Anlıyoruz ki Hande Yener'e göre; kör, topal, sakat, yaşlı olanların sevmeye ve  sevilmeye hakkı yok. Bunu söyleyen yeni yetme şarkıcılardan biri olsa; hiç üzerinde durmaz, gülüp geçerdim. Ancak bu yaşta, üstelik boyunca bir çocuğu olan bir kadın söyleyince, insan ister istemez çok şaşırıyor ve üzerinde de düşünüyor. Çok garip... Hiç engelli bir çift görmedi mi? Oysa pek çok örneği var...

Kör, topal, sakat birinin sevgilisi olamaz! Böyle biri kimseyi sevemez, kimse de onu sevemez... Sevmek ve sevilmek için genç, güzel, elinin ayağının düzgün olması gerekir! Engelinle baş edebilirsin, pek çok işi başarabilirsin. Ama birini sevip, sevilemezsin. Neden? Engellisin! Hande Yener böyle biliyor... Ama çok yanlış biliyor. Engelli olmak sevmeye, sevilmeye engel olabilir mi? Sevmek kalp, beyin ve ruh işi değil mi? Peki kendisi bundan sonra engelli olsa sevip, sevilmeyecek mi?


Bu cevap engelliler üzerindeki bir yargıyı ortaya koymuş oluyor. Engelliye toplumumuzda nasıl bakıldığını gösteriyor. Evet pek çok kişi böyle düşünüyor. Hande Yener bunu açıkça dillendiriyor. Engelliler toplumda normal dışı olarak algılanmış ve medyada da genellikle böyle sunulmuştur. Gördüğümüz baskın görüntüler, engellilerin başarısız ve trajik bir yaşam sürdükleri… Normal olmanın ve normal bir hayat sürdürmenin “engelli olmamaktan” geçtiği!

Ülkemizde maalesef engellilerle ilgili algılama ve tanımlama yanlışlığı yaşanıyor. Genelde normal insanlar (!) engellileri, korku, acıma ya da Hande Yener gibi küçümseme unsuru olarak görebiliyor. Maalesef engelliye böyle bakıldığı sürece onların hayatı zorlaşıyor. Onlar günlük hayatta yaşadığı her türlü engelin üstesinden gelebiliyor. Ama toplumun bu yanlış bakışı engellilerin hayatını çok güçleştiriyor.

Engelliler pozitif ya da negatif ayrımcılık yapılmadan, olduğu gibi kabullenilemez mi? Hande Yener ve onun gibi düşünenler; eksik sandıkları, eksik saydıkları insanlara tam bakamaz mı? Engellileri küçük düşüren ve rencide sözlerden kaçınmak çok mu zor? Belki de sakat, kör, topal olanların değil; Hande Yener ve onun gibi düşünenlerin sevmeye, sevilmeye hakları olmamalı...


ALİYE YÜCEL

3 Kasım 2013 Pazar

"BENİM DÜNYAM" AMA BEN İZLEYEMİYORUM!


Uğur Yücel’in yönettiği; başrollerini Uğur Yücel, Beren Saat ve Ayça Bingöl'ün paylaştığı Benim Dünyam filmi gösterime girdi. Girdi girmesine de filmle ilgili olumlu ve olumsuz pek çok eleştiri de başladı. Filmin bir uyarlama olması, başrol oyuncularının başarısı gibi... Ama bence en önemli eleştiri; işitme engelliler için altyazı ve görme engelliler için sesli betimleme uygulamasının olmamasıydı.

Benim Dünyam, Hint yapımı Black filminin uyarlaması... Black, Helen Keller’ın hayat hikayesini anlatan 2005 yapımı bir Bollywood filmi... Dünyaca ünlü Amerikalı pedagog Helen Keller hem görme, hem işitme ve hem de konuşma engelliydi. Örnek hayatı, mücadelesi ve başardıkları onu efsaneleştirdi. Benim Dünyam filminde Beren Saat, filmde görme ve işitme engelli Helen Keller'ı canlandırıyor...

İki yaşında bir hastalık sonucu görme, işitme ve engelli olan Ela (Beren Saat) insanlarla iletişim kurmak istiyor, kuramıyor. Bu onu sinirli ve saldırgan yapıyor. Bu yüzden ailesi kızlarını eğitmesi için bir öğretmen buluyor. Mahir Hoca (Uğur Yücel) Ela'nın  kontrolsüz davranışlarının insanlarla iletişim kurmasıyla düzeleceğine inanıyor ve hemen bu yönde çalışmaya başlıyor. Ela; okumayı, yazmayı, iletişim kurmayı, kısaca hayatı Mahir Hoca sayesinde öğreniyor…


Benim Dünyam, konusu itibariyle herkesin ilgisini çekecek olsa da engellilere, özellikle de görme ve işitme engellilere hitap edecek bir film... Ancak işitme engelliler için altyazı, görme engelliler için sesli betimleme uygulaması yok. Yapımcı firma sesli betimleme ve alt yazı olmamasının sebebini maliyet getirmesi ve zaman yetersizliği olarak ileri sürmüş... Bu kadar saçma iki bahane olabilir mi? Film engelli dünyasını anlatıyordu. Bu nedenle filme başlarken bunlar düşünülmeliydi. Üstelik alt yazı ve sesli betimleme uygulamaları, çok fazla maliyet yüklemez...

Engelli olmayanlara engellilerin dünyasını anlatması ve onların neler yapacağını göstermesi açısından çok başarılı bir film... Ama keşke görme ve işitme engellilere de ulaşabilseydi. Engellileri yüreklendirecek, umut kaynağı olacak ve özgüven sağlayacak bir filmi, bir takım bahanelerle onlardan uzak tutmak ne büyük bir yanlış... Nasıl bir duyarsızlık... Benim Dünyam ama ben izleyemiyorum!

Görme ve işitme engelliler, Benim Dünyam filmini daha sonra yapılacak betimleme ve altyazıyla izleyecekler. Ancak vizyona girdiğinde bir sinema salonuna gidip, koltuğa oturup izlemeliydiler. Bu imkansız bir şey değildi... Her film için sesli betimleme ve altyazı gerekli iken, görme ve işitme engelli birinin hayatını anlatan bir film bir yapar da engellileri nasıl düşünmezsiniz? Bir film yaparsınız da hedef kitlesine ulaşmasını nasıl istemezsiniz? İşte bunu anlamak çok zor...

ALİYE YÜCEL

İlgili Yazılar:

http://aliyeyucel.blogspot.com/2012/04/helen-kellerin-sessiz-ve-karanlik.html

http://aliyeyucel.blogspot.com/2013/06/black-mi-siyah-mi.html