> Engeloji : Engelli

Translate

Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2018 Pazar

ENGELSİZ OYUNLAR



Bilgisayar oyunlarının temeli 1947 yılına dayanıyor. Bazıları sadece bilgisayarda oynarken, bazıları da oyun konsollarıyla oynamayı tercih ediyor. Oyun konsolları da, televizyon ve onun gibi diğer görüntü ünitelerine bağlanarak oyun oynama imkanı sağlıyor. Her alanda olduğu gibi oyunlar ve oyun konsolları da büyük gelişim göstermiştir. Günümüzde oyun konsolları pek çok kişinin en büyük eğlencesidir. En çok oynanan oyun konsolları Play Station, Wii ve Xbox'tur.

Teknoloji devi Microsoft, engelliler için yeni bir oyun konsolu geliştirdi. Bu yeni cihaz bedensel engelli oyuncular için çok uygun ve onlara hitap eden bir konsol. Xbox Adaptive Controller adı verilen bu konsoldaki kontrol sistemi bir ana ünite ve eklentilerden meydana geliyor. Cihazın bünyesinde iki adet geniş programlama yapabilen buton ve 19 adet jak girişi bulunuyor. Küçük ve büyük butonlardan oluşuyor. Konsolun arkasındaki girişlerle cihaza çeşitli joysticler bağlanıyor. Böylece konsol kişinin ihtiyacına göre olarak özelleşiyor.

Microsoft'un "Herkes İçin Oyun" programı kapsamında ürettiği bu oyun konsolu, sadece Windows 10 işletim sisteminin yüklü olduğu bilgisayarlarda ve Xbox One platformunda çalışabilecek. Xbox One oynayan engelli kullanıcılar için çok büyük kolaylık sağlayacak. Xbox Adaptive Controller'in bu yılın içerisinde piyasada yer alacağı bildiriliyor. Konsolun satış fiyatının da 100 dolar civarında olması bekleniyor. Türkiye'ye ne zaman geleceği ise henüz belli değil.


Bu cihazı sol elinde parmakları olmayan Microsoft çalışanı Solomon Romney kullanmış... Romney, deneyimini: "Eğer bir oyunu tamamen ayaklarımla oynamak istersem, yapabilirim. Kontrolleri bedenime, arzularıma uygun hale getirebilirim ve istediğim zaman onları değiştirebilirim. İstediğin şeyi tak ve git. Bunu kurmak ve kullanmak neredeyse hiç zaman almıyor. Daha basiti olamazdı..." diye anlatıyor.

Şimdi bu haberi okuyanlar, görenler; "Aman buna ne gerek var? Çok mu önemli? Engellinin başka bir sorunu kalmadı mı? Bir tek bu sorunu mu var? Engelli de oyun oynamasın..." diyebilirler. Tamam ama ya engelli bir kişi de oyun oynamak istiyorsa, sadece el kasları zayıf ya da parmakları yok diye bundan mahrum mu kalmalı? Herkes, her şeyden, her alanda eşit bir şekilde faydalanmalı... Her alanda engeller kaldırılmalı...

Çeşitli sosyal ve toplumsal projelere imza atan teknoloji şirketleri engellileri de unutmuyor. Her alanda engelliler hatırlanıyor ve o yönde özel çalışmalar yapılıyor. Teknoloji ilerledikçe engelli kişiler için hayat daha kolaylaşıyor. Bu nedenle engelliler için yapılan her çeşit teknolojik gelişmeler ilgi alanıma giriyor. Teknolojinin engelliler alanında kullanılması beni çok etkiliyor.

ALİYE YÜCEL

13 Mayıs 2018 Pazar

OLMALI, OLACAK, İSTİYORUM



Engelliler Haftası'ndayız. 10 - 16 Mayıs arası Birleşmiş Milletlere üye olan ülkelerde engelliler hatırlanıyor. Unutulan bir şey var ki bu hafta kutlanmak için değil. Bu hafta engelli ve engellilik konusuna dikkat çekmek içindir. Bu hafta engelli sorunlarını ele almak içindir. Bu nedenle bu hafta yapılması gereken en önemli  etkinlik engelli farkındalığının oluşturulması için çaba harcamak olmalıdır. Bu nedenle bu hafta Engelli Farkındalığı Haftası olmalıdır.

Engelli farkındalığının oluşması için de; engelliye bakış açımızın doğru olması gerekir. Engellilik daima negatif bir durum gibi görülmüştür. Oysa bu en büyük yanlıştır. Bakış açısı artık değişmelidir. Engel ve engellilik negatif bir durum olmaktan çıkıp, bir farklılık olarak kabul edilmelidir. Engelliliğin bir farklılık olduğu kabul edilirse bakış açısı da o yönde olacaktır.

Bu hafta boyunca, engellilerin yaşadığı zorluklar ele alınıyor. Hayat şartlarını iyileştirme için yapılan çabalardan bahsediliyor. Ama biliyoruz ki engellilerin sıkıntıları hala devam ediyor. Bunlar; eğitim, mimari engeller, istihdam ve engellilere yönelik yanlış bakış açısı... Engelliliğin yanlış bilinmesi, engellilerin yanlış tanınması ne acı... Belki hepsinden de zoru...


Engellileri küçümsemek ya da onlara acımak... Onları, “sakat, aciz, cüce, topal, çolak, kör, sağır, spastik, kambur” gibi çeşitli sıfatlarla anmak... Bunlar büyük bir yanlış... Engelliye küçümsemeden ve acımadan yaklaşılamaz mı? Engellilerin de herkes gibi eşit haklara sahip olduğu kabul edilemez mi?  Dünyaya onların penceresinden bakılamaz mı? Engellilerle empati kurmak bu kadar zor mu?

Edebiyat, sanat, spor, siyaset, iş dünyası gibi hayatın çeşitli alanlarında engellilerle karşılaşıyoruz. Engellilerin de pek çok alanda engeli olmayan bireylerden çok daha başarılı olduğu gerçeğini görüyoruz. Öyle ise neden hala engelli ve engellilik konularında bakış acısı değişmiyor anlamak zor. Bu bakış acısı mutlaka değişmeli... İşte bu bakış açısı değiştiği gün engelli farkındalığı sağlanmış olacağız.

Her yıl Engelliler Günü'nde ve Engelliler Haftası'nda aynı şeyleri duymak ve görmek çok can sıkıcı... Ama sorunlar devam ettiği ve bu bakış acısı değişmediği sürece bunlar hep yazılacak, hep duyulacak. Belki gün gelip, düşünce ve değerlendirmeler değişince bunlar yazılmayacak ve duyulmayacak. Biliyorum çok zor. Ama olmalı, olacak, istiyorum.

ALİYE YÜCEL

6 Mayıs 2018 Pazar

YARDIMA İHTİYACIN YOK


Bazen öyle şeyler oluyor ki insan inanamıyor. Yapılan haberlere göre; Easy Jet Hava Yolları çalışanları, eski paralimpik atlet Sophia Warner'in engelli görünmediğini düşünüp, yardım istediği halde uçağa binmekte yardımcı olmamışlar. İngiliz hava yolu şirketi Warner'den "Engelli olduğunu kanıtlamasını" istemiş. İnsan inanamıyor. Bunu bir kişi yapsa ve bireysel bir şey olsa kişinin hatası der geçersin. Ama bu bir kurum tarafından yapılınca suç daha da büyüyor.

Sophia Warner, 1974 yılında İngiltere'de doğmuş. Serebral palsili olduğu için bacaklarını ve sol kolunu rahat kullanamıyor. Warner, büyürken Paralimpik Oyunları izlemiş, bundan çok etkilenmiş. Bu yüzden engelli sporu yapmak istemiş. Çevresindekiler onu bisiklete binmek gibi sporlara yöneltmek isteseler de "Neden bisiklete bineyim? Koşmayı seviyorum" diyerek atletizmi seçmiş. Dünya şampiyonalarında gümüş ve bronz madalya kazanmış. 2012 Londra Paralimpik Oyunları'nda yarışarak derece almış. Sporu bıraktıktan sonra televizyonda sunuculuk yapmaya başlamış...

Paralimpik atlet, geçtiğimiz ay Milano'dan Gatwick'e yolculuk için Easy Jet Hava Yolları'nı seçmiş. Seyahati esnasında personelden yardım istemiş. Hava yolları çalışanları ise ona "Tamamen normal görünüyorsun. Neden yardıma ihtiyacın var?" diye cevap vermişler ve kendisine yardım etmemişler. Sophia Warner, yaşadığı bu muameleyi çok yıkıcı bulmuş ve evine gidene kadar gözyaşlarını tutamamış.


Warner daha sonra "Bütün yolu ağlayarak geçirdim. Bir şikayetle nereden başlayacağımı bile bilmiyorum..." diyerek, yaşadıklarını da sosyal medyada anlatmış... Paralimpik sporcu, "Daha önce hiç Twitter'de şikayet etmedim. Ancak engelliğimi kanıtlama emri kahredici olmanın ötesindeydi" diyor. Şikayeti paylaşımından sonra kendisine pek çok destek gelmiş. Bu tür olayları yaşayan engelliler de başına gelenleri anlatmışlar. 

Olay duyulunca Easy Jet sözcüsü Warner'i aramış ve üzgün olduğunu belirtip, özür dilemiş. Ama bu zor affedilir. Bir kişinin engeline inanmayıp, kendisinden engelini ispat etmesini istemek ilginç bir durum. Warner, Paralimpik Oyunları'na kabul edilmiş ve engelli olduğu için orada yarışmış. Ama hava yolu çalışanları onu engelli olarak görmemiş... Unutulmaması gereken bir gerçek var. Warner'in yardıma ihtiyacı olmasa niye bunu istesin? Zorlandığı bir durum var ki bir yardım istemiş. Bu yardıma cevap alamaması çok kötü...

Bu medyaya yansıyan bir örnek. Bu tür olaylar, her yerde engellilerin başına gelebiliyor. Engellilerle doğru iletişim maalesef kurulamıyor. Engellilerle doğru iletişimin kurulabilmesi için her türlü kurum ve kuruluşlardaki personelin eğitilmesi gerekiyor. Ama özellikle de günde pek çok engelli kişinin bulunduğu yerlerde bu mutlaka çözülmeli. Engelliler, bu şekilde mağdur olmamalı...

ALİYE YÜCEL

29 Nisan 2018 Pazar

İŞİTME ENGELLİ ŞOFÖR


Sosyal medyanın günümüzdeki önemi büyük... Yapılan bir paylaşım birden gündem oluyor. Dünyaya yayılıyor. Haber olabiliyor. Geçtiğimiz günlerde model Rachel Hastings'in bir paylaşımı pek çok yerde haber oldu. Genç model, Londra'da bindiği Uber araçta şoförün aracına astığı ilginç bir notu görüyor. Fotoğrafını çekerek paylaşıyor. Bu paylaşım büyük ilgi görüyor. Bu not İngiltere'de taksi şoförlüğü yapan işitme engelli Onur Kerey tarafından asılmış...

Onur'un ailesi 30 yıl önce Adana'dan İngiltere'ye gitmiş. 24 yaşındaki Onur, doğuştan işitme engelli olarak orada doğmuş. Bir ay önce Uber'de şoför olarak çalışmaya başlamış. Aracına "Merhaba ben Onur, Uber'ime hoş geldiniz. Ben işitme engelliyim (sağır ve dilsizim), eğer bana bir şey söylemen gerekirse lütfen mesaj yolla veya durduğumuz zaman deftere yazıp bana göster. Kendi müziğini çalmak istersen AUX kablosunu kullanabilirsin, eğer yüksek bass'lı bir şeyler dinlersen ben de bundan keyif alırım. Bana katlandığın için teşekkürler, harika bir gün geçirmen dileğiyle" yazmış...

Londra'da bulunan Kuzey İrlandalı model Rachel Hastings bir gün Onur'un aracına biniyor. Arabanın arkasına oturunca, ön koltukta asılı bir yazıyı fark ediyor. Genç model, Onur'un müşterilerle iletişimi kolaylaştırmak için yazdığı bu notun fotoğrafını çekip Twitter'da paylaşıyor. Altına da "Bu en saf şey. Onur'u seviyoruz" notunu düşüyor. İşte bu paylaşım çok dikkat çekiyor. Tweet,  yüz binlerce beğeni ve retweet alıyor. Onur'un tanınmasını sağlıyor. 


Onur, gündem olan yazısı için "Ben doğuştan sağır ve dilsizim. Müşterilerle uygulama üzerinden haberleşiyoruz. Ancak araca bindiklerinde küçük iletişim sorunları yaşayabiliyorduk. Ben de müşterilerime sorunsuz bir yolculuk yaşatmak için bu yolu seçtim. Bundan iki gün sonra arkadaşlarımın "Twitter'a bak, herkes seni konuşuyor" demesi üzerine haberim oldu. Sadece İngiltere değil, Türkiye ve başka ülkelerden de çok güzel mesajlar alıyorum. Bu durum beni çok şaşırttı ama tepkilerden mutluyum" diyor.

Tweet yayılınca dünyada pek çok kişi Onur'u tanıyor ve ona destek olmaya başlıyor. Onur'a destek olanlarına arasında Amerikalı model ve oyunu Nyle DiMarco da var. O da Onur'a tweet atıyor. Kendisi de işitme engelli olan DiMarco "Adamım senin aracına binmem gerek, işaret dilinde konuşuruz" diyor. Onur da ona: "Merhaba Nyle kesinlikle yapmalıyız. Londra'ya bir dahaki gelişinde bana mesaj at, şehri birlikte turlayalım" diye cevaplıyor. Anladığımıza göre Onur ve Nyle bir gün bir araya gelecekler.

Onur için atılan bu tweet bir toplumda engellilik hakkında önemli ve gerekli bir tartışmayı da başlatıyor. Bazıları işitme engeli işine engel olacak diye eleştirirken, bazıları da işitme engelinin sürüş kabiliyetine hiç bir olumsuz etkisini olmadığını düşünüyor. Olaya bir de herkese çalışma fırsatı verme açısından bakarsak, şirketi de onu işitme engelli olmasına rağmen işe almış. İşitme engelinin sürüş kabiliyetine olumsuz etkisini olmadığını düşünmüş ve "Bu işitme engelli, bu işi  yapamaz"dememiş. Ona bir şans tanımış ve iş imkanı sunmuş...

Onur Kerey, işini yani şoförlüğü başarıyla yapabiliyor. Belki müşterileriyle iletişimde zaman zaman zorluk çekebilir. Onur da bunu, kendi durumunu açıklayan ve yolcuların kendisiyle nasıl iletişim kuracaklarını anlamalarına yardımcı olmak için bir not yazarak çözüyor. Böylece müşterileriyle iletişim için güzel bir adım atıyor. İşte bu herkesi etkiliyor. Her zaman insanlarla iletişim kurmanın bir yolunu bulabileceğimizi unutmayalım. Yeter ki isteyelim.

ALİYE YÜCEL

15 Nisan 2018 Pazar

İŞTE AŞK ŞARKIM



Aşk Şarkım (My Own Love Song) filmini, başrolündeki karakterin engelli bir kadın olduğunu öğrendiğim için seyrettim. Bir engelli hikayesi olmasa seyreder miydim bilemiyorum. 2010 yılı yapımı filmin başrollerinde Renee Zellweger, Forest Whitaker, Madeline Zima ve Nick Nolte oynuyor.  Filmin yönetmeni, yapımcısı ve senaristi Olivier Dahan. Filmin müzikleri Bob Dylan'a ait. Blues müzik sevenler sadece bunun için bile seyredebilir. Aşk Şarkım, komedi ve dramı harmanlamış bir yol filmi...

Filmin konusuna gelice; Jane Wyatt (Renee Zellweger) trafik kazası sonrası yürüyemez hale gelmiştir. Hayatını tekerlekli sandalyede sürdürmektedir. Joey Navinsky (Forest Whitaker) ise ailesini kaybetmiş ve mistik olaylara inanan bir adamdır. Her ikisi de bunalımdadır. Joey, sevdiği bir yazarın konferansına gitmek için Memphis'ten New Orleans'a doğru yola çıkmaktadır. Jane'yi de beraberinde götürmek için ikna eder. Birlikte yola çıkarlar. Böylece Jane oğlunun törenine de katılabilecektir. Yol boyunca farklı kişilerle yolları kesişir...

Seyrederken anlıyoruz ki, Jane ve Joey birbirinden çok farklı karakterler. İkisi de psikolojik sorunları nedeniyle hastanede karşılaşıyorlar ve aralarında güçlü bir bağ oluşuyor. Jane, başarılı bir şarkıcı iken kazadan sonra şarkı söylemeye de küser. Sadece bacaklarını kullanamadığı halde şarkı söylememeye başlar. Joey, ona şarkıcı olduğunu hatırlatır ve hep yardımcı olur. Jane ise fikirlerine katılmadığı halde Joey'un yanında olmaya devam eder. Filmde; dostluk, arkadaşlık, sevgi ve dayanışma adına bir çok mesaj var.


Geçirdiği kaza Jane'den çok şey götürür. En önemlisi de  oğlunu bakamayıp evlatlık olarak vermek zorunda kalır. Aşk Şarkım, engelli bir kadın ve özellikle engelli bir anne olmanın zorluğunu bize çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Ancak, Jane engelli olduğu halde birilerinden yardım almayı sevmeyen, kimseye eyvallah demeyen çok güçlü bir kadın. Engelli anne, en güzel aşk şarkısını da oğlu için söylüyor. Bence bu filmin vermek istediği en önemli mesajlardan biri... Renee Zellweger, Jane rolünde oldukça başarılı. Gerçekten de hayatını tekerlekli sandalyede sürdürüyor gibi...

Film de engelli ve engellilik adına çok etkileyici sahneler var. Ama beni en çok açılış sahnesi etkiledi. Yeni tanıştığı ve ona ilgi gösteren adamın onun engelli olduğunu anladığı an hemen oradan kaçmaya çalışması bir çok engellinin yaşadığı bir durumdur. Bu sahne, bir engellinin yaşadığı en önemli dışlanmayı çok çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Gerçek yüzünüze çarpıyor. Buruk bir his bırakıyor. Sahne ve yaşanan duygular bana da çok tanıdık geldi. Belki de onun için merakla seyrettim.

Yönetmen şaşırtmak istemiş mi istemiş, yoksa masalsı bir hava katmak mı bilemiyorum. Filme çizimler de eklenmiş. Gerçek ile hayal karışıyor. Aşk Şarkım, farklı duyguları tattırıyor. Bazen güldürüyor, bazen üzüyor, bazen düşündürüyor. İnançla ilgili olumsuz cümleler ve inanca dair bir sorgulama da var. Ama oralara takılmadım açıkçası... Bazılarına sıkıcı ve yavaş gelebilir. Bazıları da severek izler. Biraz da o an ki duygu durumunuza bağlı... Empati yaparsanız filme kendinizi kaptırabilirsiniz. Belki bir yerden sizi yakalar, iyi de gelebilir.

ALİYE YÜCEL

1 Nisan 2018 Pazar

BENİM GİBİ EMOJİ



Emojiler artık olmazsa olmazımız. Ne hissettiğimizi, ne yaptığımızı artık onlarla ifade ediyoruz. Onlarsız iletişim olmuyor. Bazen sözün yetmediği yerde, bazen de yazmak istemediğimizde onları kullanıyoruz. WhatsApp, facebook, twitter, instagram, ne kullanırsak kullanalım mutlaka onlara başvuruyoruz. 2000'e yakın emoji var. Emojiyi ilk olarak Japon Shigetaka Kurita bulmuş. İlk olarak 1998 yılında kullanılmış. Emojinin anlamına gelince; "Moji" karakter demek, "E" de görsel anlamını taşıyor.

Pek çok şey için emoji var ama engellileri anlatan yok. Bunca emoji arasında bir tek emoji var. O da tekerlekli sandalye sembolü. Bu sembol bütün engellileri ve engel gruplarını kapsamıyor. Bunu fark eden Apple, engellileri temsil eden 13 adet emojiyi yayına almak istemiş ve bunun için Unicode Consortium'a  (Evrensel Kod Konsorsiyumu) başvurmuş... Unicode Consortium, evrensel kod standardının geliştirilmesi, genişletilmesi, kullanımını yaygınlaştırılmasını ve yazının modern yazılım ortamında sunulmasını amaçlayan bir kuruluş... Kuruluşta Apple'dan başka Google, Microsoft, Adobe, Facebook, Twitter gibi isimlerde yer alıyor.

Apple tarafından istenilen emoji setinde görme, işitme ve bedensel engellileri temsil eden emojiler bulunuyor. 13 farklı emoji arasında; rehber köpek, işitme cihazı, akülü tekerlekli sandalyede bulunan biri, manüel tekerlekli sandalyede bulunan biri, beyaz bastonla yürüyen görme engelli, protez kol ve protez bacak gibi farklı emoji var. Üstelik bunlar erkek kadın seçenekleri ve renk tonlarıyla birlikte 45 farklı seçeneğe ulaşıyor.

Apple bu isteğinin nedeni için: "Engelli bireyleri daha iyi temsil etmek için emoji eklemesini yapmak istiyoruz. Şu anda bulunan emojiler bir çok seçenek sunuyor, ancak bu seçenekler engelli kişilerin deneyimlerini temsil etmeyebilir..." diyor. Ayrıca "Bu tüm olası engellerin tam bir listesi değil. Fakat önerimiz kabul edildiği takdirde benzeri bir çok emojiyi sağlayacağız..." diye açıklamada bulunuyor.

Teknoloji herkes için erişilebilir olmalı ve her türlü bireysel ihtiyaca hizmet etmeli düşüncesinden yola çıkan Apple, bu emojileri önermeden önce Amerikan Görme Engelliler Konseyi, Serebral Palsy Vakfı ve Ulusal İşitme Engelliler Derneği gibi oluşumlardan yardım almış. Apple, engelliler için emoji arayan ilk kuruluş değil. Scope, 2016 yılında engelliler için 18 farklı karakter bulmuş, ancak bunlar Unicode Consortium klavyesinin parçası olmadığı için kullanılamamış...

Emojiler için değerlendirme yapacak olan komitenin önümüzdeki ay toplanacağı belirtilmiş. Engelliler için önerilen emojiler onaylanırsa da hemen kullanamayacağız. Çünkü,  2018 yılı için kullanılacak emoji listesi tamamlanmış, engellileri anlatan emojileri ancak 2019 yılından sonra yazılım platformlarında görebileceğiz. Farklı engel çeşitlerinin emojilere yansıması dikkati çekecek, farkındalığı da arttıracaktır. Engellilerin de kendileri gibi emojileri görmeleri ilginç olacak. Madem her şeyi kapsıyor, herkes için var. Bizim için de olmalı... Benim gibi de olmalı...


ALİYE YÜCEL

25 Mart 2018 Pazar

SESLİ ADIMLAR'IN SESİ DUYULSUN


Tahmin ediyoruz ki görme ve işitme engellilere mekanların çoğu karmaşık gelir. İşte Türk Telekom'un görme ve işitme engelliler için geliştirdiği Sesli Adımlar uygulaması bu sorunu çözüyor. Uygulama ile; mekan haritaları, radyo sinyalleri ve çeşitli navigasyon özelliklerinin hepsi bir arada kullanılabiliyor. Kapalı alanlarda keşif ve yönlendirme hizmeti veriyor. Böylece bu mekan karmaşıklığı ortadan kalkıyor. Kısaca; Sesli Adımlar görme ve işitme engellilere özel iç mekan navigasyonu diyebiliriz.

Sesli Adımlar, dünyada ilk kez Türkiye'de ve Türk Telekom Boni A.Ş. işbirliği ile geliştirilmiştir. Uygulama operatörden bağımsız olarak bütün kullanıcılara hizmet ediyor. Kapalı Alanlarda Navigasyon, Sesli Kontrol, Hızlı Erişim Seçenekleri ve Erişebilirlik bölümleri bulunuyor. Şimdilik 8 ülke ve 20 şehirde kullanılabiliyor. 30 binden fazla kişi tarafından indirildi. 200 binin üzerinde de kullanıldı. Uygulama ile 2 milyon metre kare alan ile görme ve işitme engellilere erişim sağlandı.

Sesli Adımlar'ın nasıl çalıştığını merak edenler için; uygulama" Şu an neredeyim, etrafımda ne var?" ve "Şuraya nasıl gidebilirim?" gibi iki temel soruya cevap vererek çalışıyor. Uygulama; alışveriş merkezleri, havaalanları, hastaneler, üniversiteler, okullar, belediyeler, resmi devler daireleri, konferans salonları, müzeler ve camiler gibi her türlü kapalı mekanda kullanılabiliyor. Uygulama sayesinde her türlü kapalı alan ulaşılabilir ve güvenli hale geliyor.


Sesli Adımlar, 2014 yılında görme engellilere akıllı telefonlar üzerinden sesli yönlendirme yapmak amacıyla başlatıldı. Daha sonra 2017 yılında da basit ikonlarla işitme engellilere hizmet vermeye başladı. Böylece görme ve işitme engelli kişilerin karmaşık yapılarda yardım almadan hareket etmeleri daha kolay bir hale geldi. Görme ve işitme engellilerde uygulama sayesinde sosyal hayatın içinde daha çok yer almaya başladılar.

Sesli Adımlar, Türkçe ve İngilizce olarak iki dilde ücretsiz hizmet veriyordu. Şimdi, bunlara yenileri eklendi. Türk Telekom bu konu ile ilgili olarak; Sesli Adımlar'ın kapsayıcılığını arttırma hedefiyle gerçekleştirilen çok dilli altyapı çalışmaları esnasında uygulamanın İngilizce, Almanca ve Arapça konuşan ülkelerde yaygınlığının daha çok olduğu gözlendiğini belirtiyor. Bu veriden yola çıkarak Sesli Adımlar'ın kullanılabildiği dillere Arapça ve Almanca'yı da ekliyorlar. Uygulamayı kullananlar dil seçimlerini otomatik olarak yapabiliyorlar.

Görme ve işitme engelli birilerini bazı kapalı mekanlarda özgürce yürürken görürseniz bu Sesli Adımlar sayesinde olabilir. Umarız bu uygulamanın kapsamı daha da genişler. Uygulamayı kullanmayan mekan ve işletme sahipleri Sesli Adımlar için başvururlar. Oralarda da Sesli Adımlar uygulaması yapılır. Yeni uygulama alanları ile kapsamı genişletilir. Böylece engelli dostu mekanlar artar. Görme ve işitme engelliler de özgürce her yerde dolaşabilirler.

ALİYE YÜCEL 

18 Mart 2018 Pazar

BİR ÖLÜMÜN ARDINDAN



Ünlü İngiliz evrenbilimci ve fizik profesörü Stephen Hawking 76 yaşında hayatını kaybetti. 1942 yılında doğan Hawking, 21 yaşında ALS (motor nöron) hastalığına yakalanmıştı. Ünlü fizikçi, ALS sebebiyle elli yıldan fazla vücudunu yönetemeden, hareket edemeden ve konuşamadan hayatını sürdürdü. İletişimini ve  konuşmasını makineye bağlı olarak gerçekleştirdi. Hawking, bir yazılım sayesinde konuşuyor, yazıyor ve kendisini ifade ediyordu.

ALS açık adıyla Amyotrofik Lateral Skleroz, merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı bölgesinde motor sinir hücrelerinin (nöronlar) kaybı ile ortaya çıkıyor. ALS, sinir sistemini felç ediyor. Bu nedenle kaslarda güçsüzlük başlıyor. Kasların zayıflığı önce ellerde başlıyor. Sonra sıra bacaklara, ağza ve dile kadar geliyor. En sonunda da tüm vücut etkileniyor. Ancak, ALS sinir sistemini felç etse de beynin zihinsel faaliyetlerine zarar vermiyor.

Hawking bir röportajında "8 Ocak 1942'de Galileo'nun 300. ölüm yıldönümünde doğdum. Fakat, tahminimce iki bin diğer bebek de benimle aynı gün doğdu. Onların astronomiye merak sarıp sarmadığını bilemiyorum. Ayaklarınıza değil, gökyüzüne bakın... Gördüğünüz şeylerin mantığı anlamaya çalışın. Evren'in neden ver olduğunu düşünün. Meraklı olun..." diyordu. Ne ilginçtir ki kadere bakın. Ölümü de ünlü fizikçi Albert Einstein'ın doğum günü olan 14 Mart gününe denk geldi. Stephen Hawking, Einstein'den sonra en büyük dahi olarak kabul ediliyordu.


Ünlü fizikçi yaptığı çok önemli bilimsel çalışmalar dışında söyledikleriyle de hep dikkat çekiyordu. Ben onun engellilik kavramıyla ilgili söylediklerini çok önemsiyorum. O , "Engelli bir bireyseniz, büyük ihtimalle bu sizin suçunuz değildir. Fakat insanlardan acıma beklemenin ya da dünyayı suçlamanın bir yararı da yoktur. Olumlu bir tavır takınmalı ve içinde bulunduğunuz durumu en iyiye döndürmeyi bilmelisin. Fiziksel bir engeliniz varsa, bunu psikolojik bir engele dönüştürmeyin. Bana göre, fiziksel engelli biri, kendisine fazla engel teşvik etmeyecek fiziksel aktivitelere yönelmeli..." demiştir.

Kendisiyle ilgili "Benim engellerim, çalışma alanım olan teorik fizikte bana büyük bir sorun teşkil etmiyor. Aslına bakarsanız bana faydaları da dokundu. Derslerden ve yönetimsel işlerden muafım. Engellilik hayatım boyunca karımdan, çocuklarımdan, iş arkadaşlarımdan, öğrencilerimden aldığım yardımı es geçemem. İnsanların size yardım etmeye hazır olduklarını anladım. Yeter ki, yardımlarının işe yarayacağına dair bir şeyler gösterin onlara. Elinizden gelenin en iyisi yapın..." diyerek, engellileri bir şeyler yapmaya teşvik etmiştir.

Engelli, hatta "ağır engelli" biri olarak neler yapabildiği ortada... Allah'ın hikmeti bu... Allah kudretini onda bize gösterdi. Onda düşünebilmenin, akıl sağlığının ve zekanın önemini gördük. O tekerlekli sandalyesinde aciz gibi görünse de aslında ne kadar güçlüydü. Hareket edemeyen hatta kıpırdayamayan bir adam ancak yaptıklarına, yapabildiklerine bir bakın. İnsanlık için gerekli olan bilime büyük hizmet etti. Dünyanın en büyük bilim insanlarından biriydi. Bu ne kadar değerli ve önemli... Bizi bu ilgilendirmeli... Engelli ya da engelsiz herkesin ondan ve onun hayatından çıkaracağı çok ders var.

ALİYE YÜCEL


11 Mart 2018 Pazar

2018 PARALİMPİK OYUNLARI


2018 Paralimpik Oyunları (Engelli Olimpiyatları) geçtiğimiz cuma günü başladı. Oyunlar, 9 - 18 Mart tarihleri arasında yapılacak. Paralimpik Oyunları, çeşitli engel gruplarından sporcuların katıldığı ve farklı sporların yapıldığı bir etkinliktir. Orijinal haliyle “Paralympic” kelimesi İngilizce engelli anlamına gelen “Paralyzed” ve “Olympic” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Paralimpik Oyunları Yaz ve Kış Oyunları olmak üzere olimpiyatların bitmesinden iki hafta sonra yine olimpiyatların yapıldığı ülkede oluyor.

Paralimpik Oyunları'nın fikir babası Sir Ludwig Guttman’dır. Nörolog olan Doktor Guttman, Stoke Mandeville Hastanesi'nde felçli genç gazilerle ilgileniyordu. Onlara bakarken sporun genç gaziler için ne kadar önemli olacağını düşünmüştü. Guttman, The Stoke Mandeville Hastanesi'nde, tekerlekli sandalyedeki engellilerin rehabilitasyonu için sportif aktiviteler düzenlemiş ve böylece bu engelliler sporunun tarihsel başlangıcı olmuştu.

Guttman’ın düzenlediği 1. Stoke Mandeville Tekerlekli Sandalye Oyunları, 1948 Londra Olimpiyat Oyunlar ile aynı tarihte yapılmıştır. 2. Dünya Savaşı gazilerinin katılımıyla düzenlenen bu organizasyon, dört yıl sonra Hollandalı sporcuların katılımıyla uluslararası olmuş; engelli sporcular için olimpik stildeki ilk organizasyon ise 1960 yılında Roma Olimpiyatları’nın ardından yapılmıştır. Paralimpik Oyunları, 2008 yılında olimpiyatlardan sonra uluslararası ikinci büyük spor yarışması haline gelmiştir.


Sir Ludwig Guttman, BBC’ye verdiği bir röportajında “Yarım felç ya da baştan aşağısı felç olma gibi ciddi bir engelle karşılaşan bir insanın ruhu da bundan etkilenir. Bu olumsuz psikolojik etkiden kurtulmak için spordan iyisi olamaz. Spor aklı çalıştırır, özgüveni arttırır, itibar kazandırır, dostluk bağlarını güçlendirir. Bu dört unsur da engelli insanı, engelsizlere eşit kılar…” diyerek sporun engellilere yaptığı olumlu etkiyi çok güzel anlatmıştır.

Paralimpik Oyunları, bu yıl Güney Kore'nin  PyeongChang şehrinde yapılıyor. Oyunlara 100 ülkeden 700'e yakın sporcu katılıyor. Bu yıl önceki yıllara göre daha fazla kadın sporcu katılacağı belirtiliyor. Sporcular; Alp Disiplini, Artistik Buz Pateni, Biatlon, Bobsleigh, Buz Hokeyi, Curling, Kayakla Atlama, Kayaklı Koşu, Kısa Mesafe Sürat Pateni, Kızak, Kuzey Disiplini, Serbest Stil Kayak, Skeleton, Snowboard ve Sürat Pateni gibi bir çok branşlarda yarışacaklar.

Türkiye'nin Paralimpik Oyunlarına katılıp katılmayacağını, katılırsa kimlerin katılacağını merak ettiğim için araştırdım. Ülkemizi Milli Kayakçımız Mehmet Çekiç'in tek başına temsil edeceğini öğrendim. Bedensel engelli olan kayakçımız ayakta slalom ve dev slalom  branşlarında yarışacak. Fransa'da yaşayan Mehmet Çekiç hazırlıklarını Erciyes Kayak Merkezi'nde yapmış. Çekiç, ilk kez katıldığı Soçi Paralimpik Kış Oyunları'nda kazanamadığı madalyaya Güney Kore'de ulaşmak istiyor. Biz de onun bu isteğinin kabul olmasını ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmesini dileriz. 

ALİYE YÜCEL

4 Mart 2018 Pazar

ENGELSİZ ÜNİVERSİTELER



Geçtiğimiz günlerde üniversiteye gitmek isteyen engelli öğrencileri ilgilendiren güzel bir haber gördüm. Engellilerin eğitme tam, etkin ve eşit katılımını sağlamak için başarılı çalışmalar yapan üniversiteler Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından ödüllendirilecekmiş. Böyle olunca da üniversiteler engelliler için uygun hale getirilecek. Bu haberi görünce fakültede okurken yaşadığım zorluklar bir bir gözümün önünden geçti. Herkes sınavları nasıl vereceğini düşünürken, ben bir binadan diğer binaya nasıl gideceğimi ve çıkacağım merdivenleri düşünürdüm.

Üniversiteler, "Engelsiz Üniversite Bayrakları" ve "Engelsiz Program Nişanları" alabilmek için YÖK'e başvuracaklar. Böylece her üniversite engelsiz hale gelmek için çeşitli çalışmaları yapacak. Engellilerde tercihlerini yaparken, puan, farklı bir şehir gibi konuların yanında bir de erişimi düşünmek zorunda kalmayacaklar. Bu onlar için ne büyük bir özgürlük... YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Zeliha Koçak Tufan bu konuyla ilgili uzun  açıklamalarda bulunmuş...

Tufan: "Zaten standartların hepsinin yapılıyor olması lazım. Üniversitelerin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Erişilebilirlik Belgesi'ni almış olmaları ya da TS 9111 standartlarına uygun olmaları lazım. Ancak eğitim ve sosyokültürel faaliyetlere erişim de bizim için çok önemli. Biz üniversitelerimizi teşvik etmek istiyoruz. Engelli öğrencilerimizin hayatı kolaylaşsın istiyoruz. Bir de aileler ve öğrenciler tercih yapacakken, engelliler konusunda çalışmalar yapan üniversite ve fakülteleri bilsinler istiyoruz..." diyor. 


Engelsiz üniversiteler için; üniversite kampüslerinde ve fakültelerde engelli öğrencilerin tek başlarına, yardım almadan hareket etmeleri için engelli çalışma gurubu ile birlikte olması gereken standartlar tespit edilmiş... Değerlendirme sonrasında ödüllendirilecek üniversiteleri belirlenecek. "Engelsiz Üniversite Bayrakları" 3 kategoride verilecek. "Mekanda Erişebilirlik" sağlayanlara turuncu, "Eğitimde Erişilebilirlik" sağlayanlara yeşil, "Sosyokültürel Faaliyetlerde Erişilebilirlik" sağlayanlara da mavi bayrak verilecek.

Bayrak almak için gerekli standartları sağlayamayan ama bu yolda iyi çalışmaları olan üniversitelerin de adaylıkları açıklanacak. Değerlendirme sonrası kriterlere göre en az 75 puan alan üniversiteler bayrak alacak. 50 ile 75 puan arasında kalanları da bayrak adayı üniversiteler olarak açıklanacak. Farklı engel grupları tarafından erişilebilir olan bölüm ve programlar "Engelsiz Program Nişanı" ile ödüllendirileceğini söyleyen Tufan bu konu ile ilgili şöyle bir örnek veriyor: "Görme engellinin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne adaptasyonu ile işitme engellininki farklı. Dolayısıyla farklı engel gruplarına programlarını erişilebilir kılan bölümlere yaptıkları çalışmalar doğrultusunda bu nişanı vereceğiz..."

Verilen bilgiye göre; üniversitelerin kazandığı bayraklar 3 yıl geçerli olacak. Bu sürenin sonunda üniversitelerin başvuracağı yıla ait ölçütlere göre tekrar başvuracaklar. Başvuru olmazsa bayrak kaldırılacak. Yükseköğretim kurumları, değerlendirilmesini istedikleri fakülte ve kampüsleri için "mekanda", "eğitimde" ve "sosyokültürel faaliyetlerde" erişilebilirlik kategorilerinde başvuruda bulunacaklar. Birden fazla fakülte ve kampüs için ve birden fazla kategoride başvurabilecekler. Başvurular 12-19 Mart'ta "yoksis.yok.gov.tr" internet adresinde yer alan form üzerinden alınacak. "Engelsiz Üniversite Ödülleri" ise 9 Mayıs'ta düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. Bakalım hangi üniversiteler bayrak kazanacak?

ALİYE YÜCEL

25 Şubat 2018 Pazar

KARDEŞİM OZİ BİZDEN BİRİ



Zaman zaman blogumun "İstatistikler" bölümüne bakıyorum. "Trafik Kaynakları" bölümünde "Ekşi Sözlük" üzerinden bloguma girildiğini gördüm. Kardeşim Ozi ile ilgili bölümde Ekşi Sözlük Yazarı "Lovefly" tarafından; "İnsanın içinde ifşa etme isteği yaratan anne tarafından şikayet edilen karakter..." diye başlayan  bölümde Habertürk'ün bu konu ile haberinin linki ve şikayet eden kadının yaptığı yanlışı anlatan bir kaç cümle yazılmıştı. Sonra, bir de şu siteye göz atın diyerek blogumun ve "Barbie ve Tekerlekli Sandalyedeki Arkadaşı" postumun linki verilmişti.

Spoiler olarak da; bu tür çizgi film ve oyuncakların faydalı olduğuna işaret eden yazımın bir bölümü "İşte Becky, çocuğu engelliliğin bir çeşidi olan ortopedik engellilikle tanıştırıyor. Bu hoş bir durum değil mi? Böyle bir bebekle oynayan çocuk tekerlekli sandalyede birini görse yadırgar mı? Engellilik kavramını ve engelli gerçeğini öğrenmez mi? Ayrıca, tekerlekli sandalyedeki çocuklar için de tıpkı onlar gibi bir bebek olması çok uygun bir durum değil mi?" bölümü yazılmıştı.

Ekşi Sözlük'te bu yazılanları görünce Kardeşim Ozi'yi çok merak ettim. Bir bölümümü izledim. Kardeşim Ozi, TRT Çocuk'ta yayınlanan bir çizgi film... Çizgi filmin kahramanı Ozi (Ozan) down sendromlu küçük bir çocuk. Annesi, babası, ablası ve dedesi ile yaşıyor. Ailesi onu ablasından farklı görmüyor. Konuşmalarında yarım cümleler kuruyor. Görünüşü farklı... Ozi maceraları ile down sendromuna dikkat çekiyor, down sendromu için bir farkındalık ortaya koyuyor. Daha önce de Minika Çocuk televizyonunda Punky isimli bir çizgi film yayınlanıyordu. Punky de down sendromlu bir kız çocuğuydu.


Down sendromuna dikkat çeken Kardeşim Ozi'yi, bir anne şikayet etmiş... Anne: "TRT Çocuk'taki Ozi karakteri Zombi gibi. 30 yaşında kadınım ben bile korkuyorum. Allah aşkına şu karakterleri daha sevimli çizin. Sizin hiç mi çocuğunuz, yeğeniniz, komşu çocuğunuz yok, hangisi Ozan'a benziyor? Böyle bir surat, böyle bir vücut olur mu? Kafa vücuda yapışmış boyun yok, konuşma bozukluğu da var. Sizin yüzünüzden kızımda konuşma bozukluğu olacak" diyerek sosyal medya üzerinden yayının durdurulması için şikayetçi olmuş.

Kardeşim Ozi'yi şikayet eden bu anneye ne demeli bilemedim. "Bu tahammülsüzlük niye?" diye sormak isterdim. Bunun niye yapıldığını bile anlamamış. Çocuklardan önce ebeveynler eğitilmeli galiba... Eminim ki çocuğu Ozi'den olumsuz etkilenmez. Çocuk, Ozi'nin farklı olduğunu görüp sorabilir. Ona uygun bir dille down sendromunun ne olduğu anlatılır ve böylece engelli farkındalığı öğrenebilir. Bu nedenle böyle bir karakterin olması çocuklar için oldukça faydalı. Bu anneye; hem uzmanlardan hem de sosyal medyadan "bilinçsizlik ve cehalet" diye büyük tepki gelmiş...

Unutmayalım; down sendromu genetik bir farklılık... Normal bir insanda 46 kromozom bulunurken onlarda 47 kromozom bulunuyor. Down sendromlu çocukların karakteristik özellikleri vardır. Diğer çocuklara göre yavaş öğrenirler. Problem çözmede ve karar vermede zorlanabilirler. Özel eğitim ve fizik tedavi görmeleri gerekebilir. Ancak günlük yaşantılarını sürdürmek için gereken pek çok şeyi öğrenebilirler. Pek çok işi başarabilirler. Down sendromlu çocukların çeşitli yetenekleri vardır. Normal çocuklarla iletişim kurup, onlarla oynayabilirler. Ozi gibi karakterler down sendromunu ve engelli farkındalığını çocuklara öğretiyor. Bu nedenle bu tür çizgi filmleri şikayet etmek yerine, artmasını istemeliyiz.

ALİYE YÜCEL

18 Şubat 2018 Pazar

ALO 183



Alo 183, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde hizmet veren bir sosyal destek hattıdır. Alo 183 Çağrı Merkezi'nde; aile, kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakınları ve gazilere yönelik bakanlığın verdiği hizmetler hakkında bilgilendirme ve yönlendirme yapılır. İleri teknoloji ile donatılan çağrı merkezi, hizmetlere erişimde de önemli kolaylıklar sağlıyor. Türkiye'nin her yerinden ücretsiz olarak aranılabiliyor. Hat aracılığıyla vatandaşlarda gelen çağrılar 7 gün 24 hizmet veriliyor.

Aile, kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakınları ve gazilerin yanı sıra  ayrıca; ihmal, istismar ve şiddet vakaları veya töre ve namus cinayetlerinin önlenmesi için tedbir mahiyetindeki ihbarlarda alınmakta olup, durumun aciliyetini göz önünde tutularak, vakanın bulunduğu ilin acil müdahale ekip sorumlusuna ve veya kolluk kuvvetlerine bildirilerek müdahale edilmesi sağlanıyor.

Psikolojik, hukuki ve ekonomik alanlarda danışmanlık hizmetleri sunuyor. Faydalanılacak hizmet kuruluşları hakkında bilgi veriliyor. Merkeze gelen çağrılar; vatandaş temsilcisi, mevzuat uzmanı, mesleki uzman, saha koordinasyon uzmanı tarafından cevaplanıyor. Alo 183 ayrıca; işitme engelliler için işaret dili bilen görevliler, işitme engellilere görüntülü görüşme hizmeti veriyor. İşitme engelliler dışında konuşma engelliler de Alo 183'e ücretsiz mesaj gönderebiliyor. Talepler, ilgili personel tarafından değerlendiriliyor. Yine telefon veya kısa mesaj uygulaması ile vatandaşlara cevap veriliyor.


Engellilerin yasal hakları, eğitim, rehabilitasyon hizmetleri, engellilere yönelik istihdam çalışmaları, ulaşılabilirlik, engellilere verilen yardım ve bağlanan aylıklar, sağlık hizmetleri, engellilerin koruma altına alınması, Bakım Rehabilitasyon veya Engelli Yaşam Merkezleri'ne yerleştirilmesine ilişkin iş ve işlemlere ilişkin istek, tavsiye ve şikayetler değerlendirilerek gerekli bilgilendirme yapılmakta, vatandaşların hizmet alabilecekleri ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yönlendirilmesi sağlanıyor.

Alo 183 sosyal destek hattı 5 kategoride hizmet veriyor. Çocuk, Kadına Şiddete Hayır, Engelliler, Yaşlılar, Şehit Yakınları ve Gaziler. Geçtiğimiz yıl en çok engelli hizmetleri için aranmış, en çok engelli hizmetleri konusunda başvuru almış... Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Alo 183 Sosyal Destek Hattı'na geçen yıl 329 bin 698 çağrı ile ilgili işlem yapılmış, sorun teşkil eden konular çözüme kavuşturulmuş. Destek hattına en fazla engelli hizmetleriyle ilgili başvuru gelmiş...

Engelli hizmetlerindeki 90 bin 286 müracaat, ağırlıklı olarak evde bakım, engelli bakım ve rehabilitasyon merkezleri, engelli hakları, engelli istihdamı, indirimler, engelli kimlik kartlarında olmuş... Destek hattına en fazla engelli hizmetleriyle ilgili başvuru gelmiş olması, en çok engellilerin araması ilginç geldi. Acaba bunun nedeni nedir? Engelli sayısının çokluğu mu? Engellilerin sorunlarının çokluğu mu? Yoksa engellilerin sorunlarını çözmek için her çabayı göstermesi mi? Merak etmemek elde değil.

ALİYE YÜCEL

11 Şubat 2018 Pazar

BU TUVAL SENİN



Bağcılar Belediyesi ve Türkiye Beyazay Derneği iş birliği ile engelliler için resim yarışması düzenleniyor. "Bu Tuval Senin" isimli yarışmaya % 40 ve üzerinde engeli olan herkes katılabiliyor. Yarışma; yurdumuzda yaşayan, yaş ve engel gurubu ayrımı olmadan bütün engellilere açık olacak. Mülteci ve yabancı uyruklu engelliler de katılabilecek. Yarışmanın sponsorları: İSKİ, PTT ve Altınbaş Üniversitesi.

Yarışmacılar; eserini Bağcılar Engelliler Sarayı'na elden ya da posta ile teslim edecekler. Eserlerin tesliminde yarışmacıların; ad ve soyadlarını, engelli raporlarının fotokopilerini, kısa öz geçmişlerini, iletişim bilgilerini ve eserin adını bildirmeleri gerekiyor. Engelli raporu dışında engelli kimlik kartı gibi belgeler de kabul edilmeyecek. Ayrıca eserlerin uzun kenarlarının 100 cm'den uzun olmaması da gerekiyor.

Sloganı "Renklerin dünyasına sen de katıl" olan resim yarışması için belli bir konu belirlenmemiş. Konusu serbest. Yarışmacılar,  istedikleri resmi yaparken istedikleri malzeme ve tekniği kullanabilecekler. Her yarışmacı sadece bir eserle başvuracak. Bu resimlerin daha önce hiçbir şekilde yayınlanmamış ve hiçbir yarışmada eser sahibi bilinecek şekilde, ödül ile değerlendirilmemiş olması gerekiyor.


"Bu Tuval Senin" yarışmasının jüri üyeleri arasında dünyaca ünlü Ressam Ahmet Güneştekin de var. Eserleri küresel galerilerde çok beğenilen ve dünyaca ünlü sanatçımız, geleceğin ressamlarına önemli tavsiyelerde bulunacak. Diğer jüri üyeleri de tanınmış isimlerden oluşuyor. Demet Sabancı Çetindoğan, Ertuğrul Özkök, Fatih Altaylı ve Fatoş Sarıgül Altınbaş yarışmada jüri olacaklar.
  
Yarışmanın diğer yarışmalardan ayıracak en büyük özelliği Ressam Ahmet Güneştekin'in talebi doğrultusunda derecelendirmenin ilk üç ile sınırlı olmaması... Güneştekin, "İlk üç gibi bir derecelendirme olmamalı, yetenekli bulduğumuz tüm eser sahipleri ödüllendirilmeli. Mesele yeteneklilere ulaşmaksa eğer; katılımcılar, imkanı neyse onunla katılmalı..." diyerek jüriye katılmış. Yani yeteneği olan her eserin sahibi ödül alacak.

Eserlerin son teslim tarihi 30 Mart tarihi. Yetenekli görülen bütün eserler sergilenecek. Eserin sahipleri İstanbul'a davet edilecek ve ödüllendirilecek. Dereceye giren resimlerin her türlü yasal kullanım hakları ve telif hükümleri Türkiye Beyazay Derneği İstanbul Şubesine ait olacak. Ödül töreni 28 Nisan 2018 tarihinde Bağcılar Belediyesi Engelliler Sarayı'nda yapılacak. Bu Tuval Senin, yetenekli engellileri ortaya çıkaracak. 

ALİYE YÜCEL

4 Şubat 2018 Pazar

GÖRÜNTÜLÜ SÖZLÜK: İŞARETÇE


İşaretçe, "görüntülü" bir Türk İşaret Dili sözlüğü. Site işitme engelli olmadığı halde işaret dilini kullanan ve seven Uludağ çifti tarafından hazırlanmış. Başak ile Serdar Uludağ, işaret dilini öğrenirken çeşitli zorluk çekmişler ve yaşadıkları bu zorluklar nedeniyle İşaretçe ortaya çıkmış... www.isaretce.com'a girince; Başak Uludağ'ı el, kol ve ağız hareketleriyle kelimeleri işaret diliyle anlatırken görüyoruz. Videolar, montaj ve kod yazılımı gibi çeşitli teknik işleriyle de eşi Serdar Uludağ ilgileniyor.

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu Başak Uludağ, özel bir firmada pazarlama müdürü olarak çalışıyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği mezunu Serdar Uludağ ise özel bir firmanın yazılım departmanı danışmanı... Onlar, birbirleriyle zaman zaman işaret diliyle konuşuyorlar. Başak Uludağ'ın ailesinde işitme engelli biri yokmuş, ancak çocukken Göztepe'de evinin olduğu yerde bulunan işitme engelliler ilkokulunun bahçesinde oynanan sessiz oyunlar onun işaret diline ilgi duymasına sebep olmuş...

Uludağ çifti, sitelerinde; işaret dili öğrenmek de aynı dil öğrenmek gibi çok emek ve tekrar gerektiğini, kaynak bulmanın zor olduğunu belirtiyorlar. İşaret dili kurslarını ve işaret dili için hazırlanmış sözlükleri eleştiriyor. Onları yetersiz buluyorlar. Mevcut sözlüklerin ortak sorunlarını görüp onlara çözüm getirmek istiyorlar. Bu nedenle işaret dilini öğrenmek isteyenler için görüntüye dayalı bir site kurduklarını anlatıyorlar.


Onlar: "Bizim, işaret dilini öğrenirken yaşadığımız en büyük zorluk, tekrar etmek ya da hatırlamak istediğimiz işretleri kolayca anlayabileceğimiz bir kaynak bulmak oldu. Mevcut sözlükler ya görüntülü değildi ve bu nedenle işareti doğru anlamak kolay olmuyordu ya da benzer görüntülü sözlüklerin içerikleri tam değildi ve aradığımız kelimeler bulunamıyordu. Bu yüzden işaret dilini, "keşke tam istediğimiz gibi görüntülü, içeriği güncel, arama motoru esnek bir sözlük olsa" diye yakınarak öğrendik. Bir gün "bunu neden biz yapmıyoruz ki" dedik! İşte, İşaretçe böylelikle doğmuş oldu" diyorlar.

İşaretçe çok güzel hazırlanmış. Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk Dil Kurumu'nun en güncel Türk İşaret Dili sözlüklerini kaynak olarak kullanmışlar. İki kaynaktaki tüm kelimeler alınmış... En çok kelime onların sözlüğünde... Sitede 3500 kelime bulunuyor. Bu kelimeler arasında bir tek argo kelime yok. Merak edip aramak için argo bir kelimeyi yazdım, karşıma "Lütfen ağzımızı bozmayalım" uyarısı geldi! İşaretçe'de işareti aynı olan kelimeler "eş işaretliler" etiketiyle yer alıyor. Ayrıca diğer sözlüklerde bulunmayan "kategoriler" bölümü de bulunuyor.

Bu site, hem işitme engelliler için hem de işaret dili öğrenmek isteyenler için çok önemli bir kaynak. Onlar, her geçen gün daha iyi olmak ve büyümek için çabalıyorlar. Sözlük çok ilgi de görüyor. Uludağ çifti İşaretçe'yi hiç bir beklentileri olmadan, zaman ve imkanlarını kullanarak hazırlamışlar. Bundan herhangi bir kar amaçları da yok. Uygulama tamamen ücretsiz ve sitede hiç reklam da bulunmuyor. Bunu bir sosyal sorumluluk projesi olarak görüyorlar. Onları tebrik ediyor, herkes adına çok teşekkür ediyorum.


ALİYE YÜCEL