> Engeloji : Engelli

Translate

Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2017 Pazar

KOLSUZ TERZİ


Bazı kişiler bacakları ya da kolları olmadan hayatlarını sürdürürler. Bu doğuştan ya da sonradan olabilir. İşte Hindistan'ın Haryana eyaletinde bir köyde yaşayan Madan Lal, de bunlardan biri... Lal, kolları olmadan doğuyor. Ancak o günlük hayatta yapılabilecek her şeyi ayakları ile yapabiliyor. Hatta kolları ve elleri olmamasına rağmen terzilik yapıyor. Kolsuz bir terzi epey şaşırtıcı geliyor değil mi? Ama o bunu başarmış... Kısaca onun ayaklarıyla yapamayacağı şey yok.

Engelliler bazı haklardan mahrum kalabiliyor. Madan Lal'in ülkesi de maalesef engellilere karşı pek duyarlı değilmiş... Çünkü, o engeli yüzünden hiç bir okula alınmamış, öğretmenler onu kabul etmemiş... Bu nedenle de eğitim hakkı elinden alınmış. Onun yaşadığı üzüntü ve hayal kırıklığını anlamak hiç de zor değil. Eğitim almak, okumak  istiyorsunuz. Ancak engeliniz var diye buna imkan tanınmıyor. Çok güç bir durum...

Eğitim hakkı elinden alınsa da Madan Lal, bir şeyler yapmak ve bir mesleği olsun istemiş. Böylece terzi olmaya karar  vermiş! Bu kararı verdiğinde destek görmemiş. Dikiş dikmeyi öğrenmeye gittiğinde de ön yargılardan kurtulamamış. Her gittiği terziye dikiş dikmeyi öğrenmek istediğini söylediğinde, hiç biri ona dikiş dikmeyi öğretmek istememiş... Ancak o terzi olma isteğinden hiç vazgeçmemiş ve sonunda kendisine dikiş öğretecek bir terzi bulmuş... O terzi de önce "Yok" dese de öğretmeğe razı olmuş.


Madan Lal, çok kısa sürede dikiş dikmeye başlamış... Dikiş dikmeyi öğrendiğinde de köyüne dönerek bir terzi dükkanı açmış. Terzi dükkanını açtığı gün onun en mutlu günüymüş... Köylüler ilk önce onun dikip dikemeyeceği konusunda şüphe duymuşlar ve bu nedenle müşteri bulmakta zorlanmış... Ancak daha sonra yaptıklarını görünce ona güvenmişler ve giysilerini hep ona diktirmeye başlamışlar. Artık köyde bir şey diktirmek isteyen herkes ona gelmeye başlamış...

Bir röportajda Lal, engelliyle ilgili olarak "Çocukluğum boyunca beni rahatsız etmedi..." diyor. Çünkü o el ve kol ne demek bilmeden hayatı sürdürmeyi öğrenmiş... O, ellerinin yerine ayaklarını koymuş. Günlük hayatındaki her şeyi ayaklarıyla yapmaya başlamış. Yemeğini ayaklarıyla yemiş, dişlerini fırçalarken ayaklarını kullanmış, tıraşını ayaklarıyla olmuş... Dikiş dikmek için gerekli olan ölçü almak, kumaşı kesmek gibi her şeyi ayaklarıyla yapmış. Dikiş makinesini de ayaklarıyla kullanmış...

Terzilik gibi el mahareti ve ince işçilik isteyen bir mesleği eller olmadan, ayaklarla yapmanın zorluğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum? Madan Lal, engeli olmasına rağmen belki de engeli olmayan bir kişinin bile zorla yapacağı bir mesleği başarı ile sürdürüyor. Her türlü engeli aşıp, herkese örnek olacak bir çaba gösteriyor. Bu kolsuz terziden; engelli, engelsiz herkesin alacağı dersler olmalı...


ALİYE YÜCEL

6 Ağustos 2017 Pazar

BEKLENEN HİZMET


Ağır ve mental engellilerin bakımının ne kadar zor olduğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum? Gecesi gündüzüne karışan bir ebeveyn... Öylesine zor ve öylesine meşakkatli geçen günler... Biraz soluk almak ve dinlenebilmek ne mümkün... Bir yere gitmek, gezmek, tatil gibi şeyler ise hayal... İşte böyle bir durumda olan engelli yakınları çaresiz kalır, bir çare arar. Bu durumda olan çocuklara bazen yakınları ya da maddi imkanlar olduğunda bakıcılar baksa da büyük yük yine anne babada olur.

Çevremde bu durumda olan çocuklar ve ailelerini görüp, bunun bir çözümü olmalı diye düşündüm hep... Hiç olmazsa bazı günler; bir zaruret durumunda, bir sağlık sorunu olduğunda, zorunlu gidilmesi gereken bir yer olduğu zaman bu çocukların bırakılacağı bir yer olmalı diye... Ağır engelli çocukların kalacağı yerler maalesef mevcut değil. Onları her bakım ve rehabilitasyon merkezlerine götüremezsiniz. Ağır engelli çocukların kalacağı yerler çok özel olmalı...

İşte şimdi böyle bir merkez inşaat halinde... Ağır ve mental engellilerin; eğitim, bakım ve rehabilitasyonunun yapılabileceği merkez Başakşehir'de yapılıyor. Başakşehir Engelli Rehabilitasyon Merkezi (BERM) Türkiye'de ilk, tek ve en büyük engelli rehabilitasyon merkezi olacak. Kayaşehir bölgesinde yapılmakta olan merkez tam 16 bin metrekarelik bir alanda yer alacak. Bu merkezde en son teknoloji ve teknikler yer bulunacak.


Çağrı Derneği ve Özel Eğitime Muhtaç Çocuklara Yardım Derneği'nin (ERAM) katkıları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek merkezin; 2018 yılı eğitim yılında hizmete açılması planlanıyor. Bu merkezde; uzay terapi, duygusal algı, duygusal bütünleşme ve robotik rehabilitasyon odaları bulunacak. Uzay terapi odasında, yerçekimsiz bir ortamda engellilerin tedavisi yapılacak. Robotik rehabilitasyon odasında, yürüme bozukluğu olan engelliler robotlar sayesinde yürüyecekler.

Başakşehir Engelli Rehabilitasyon Merkezi'nde; benzer kurumlardan farklı olarak ağır engelli ve mental engellilerin eğitim, bakım ve rehabilitasyon hizmetleri aynı yerde sağlanacak. Ücretsiz olan merkezde öncelik ağır engellilerin olacak. 200 - 250 engelliye hizmet edebilecek merkeze, kontenjana göre çevre ilçelerden de engelli alınabilecek. Ulaşım için ise engelliler evlerinden servislerle alınacak.

Bu projeye çok çaba gösteren Çağrı Derneği Başkanı Ali Yeniyurt'u beraber çalıştığımız bir projeden tanıyorum. Böyle bir merkezin olmasını ne kadar çok istediğini ve böyle bir kurumun olması için ne kadar çok çaba sarf ettiğini çok iyi biliyorum. Onunla böyle yerlerin olması gerektiğini defalarca konuştuk. Kendisinin de engelli bir oğlu olan Yeniyurt ile bu projenin durumu ile ilgili görüştüğümde; merkezin her yönü ile çok farklı ve özel olacağından bahsetti. Ayrıca; bu projenin diğer il ve ilçelere örnek olacağını vurguladı. Bu merkezin bir çok aileni umudu olduğu ve onları ne kadar mutlu edeceği ortada... Beklenen bu hizmetin gerçekleştirilmesinde emeği geçen herkese çok teşekkürler...

ALİYE YÜCEL

23 Temmuz 2017 Pazar

GÜZEL MÜCADELE


Onunla ilgili haberleri okuyunca etkilenmiş ve sosyal medyadan takip etmeye başlamıştım. Çok güzel bir kadın ve fotoğrafları çok etkileyici... Gören herkes bana hak verecektir. Jordan Bone'den bahsediyorum. Tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren güzellik ve moda bloggerinden... İngiltere'de yaşayan genç kadının sosyal medyada binlerce takipçisi var. Hayat hikayesi ise insana ilham verecek kadar ilginç...

Şimdi 27 yaşında olan Jordan Bone, 15 yaşında bir iken bir trafik kazası geçiriyor. Kaza sonucu boynunda zedelenme meydana geliyor ve göğsünden aşağısı felç oluyor. Bu yüzden ellerini, kollarını, bacaklarını kullanamıyor. Bir daha yürüyemeyeceğini ve hep sırt üstü yatacağını öğreniyor. Yapılacak ameliyat onu daha da kötü hale getirebileceği bile bile tedavi olmayı kabul ediyor. Risk dolu bir operasyon geçiriyor. Aylarca hastanede kalıyor. O günden sonra hayatını tekerlekli sandalyede sürdürüyor.

Bone, kazadan sonra çok büyük bir üzüntü duymuş ve iki yıl boyunca depresyona girmiş. Hayatının onu nereye götüreceğini bilememiş... Çok genç yaşta engelli olduğu için bu durumda olması çok normal. Yürüyebilirken birden tekerlekli sandalyede olmak, kolaylıkla yaptığı şeyleri yapamamak herkes için zordur. Ancak o bu durumdan güçlenerek çıkıyor. Kendi durumunda olan kişilere yardımcı ve örnek olacağını umduğunu videolar hazırlamaya ve bunları sosyal medyada paylaşmaya başlamış...


Makyajını nasıl yaptığını soranlar için hazırladığı videolar milyonlarca kişi tarafından seyredilmiş. Şimdi; güzellik, motivasyon, moda ve yaşam tarzı konusunda ünlü bir blogger... Ayrıca, ünlü markaların sosyal medyadaki reklam yüzü olmuş. Yaşadıklarının anlattığı Benim Güzel Mücadelem (My Beautiful Struggle) isimli bir kitap yazmış... Kitabı daha ilk günden tükenmiş... Umarım Türkçeye de tercüme edilir.

Belki omuriliği tedavi olabilecek ya da bir çift biyonik bacakla yürüyebilecek. Ancak o bunlara bağlanıp, bunları düşünerek yaşamak istemiyor. Hayatına istediği gibi devam ediyor. "Şu anda hayatımda yaptığım şeyler, felçli olmasam da yapacağım şeyler... Çünkü her zaman makyaj yapmayı ve yazmayı çok sevdim..." diyor. Bu da bize engelli olup, tekerlekli sandalyede olmanın hayatı sürdürmek için engel olmadığını gösteriyor.

Paylaştıkları, söyledikleri, yazdıkları öyle yaşama sevinci dolu ki... Onun dış güzelliğin altında yatan bir iç güç olduğunu anlıyorsunuz. Tekerlekli sandalyedeki kız olmanın ötesine geçmiş. Vücudu engelli olsa da ruhu değil... O kazada çok şey kaybetse de kararlılıkla hayatın zorluklarını yenmiş. Jordan Bone, kendine inanarak, tüm umutlarının bittiği bir anda hayata tutunmuş... Engelliliğin ötesine geçen bir umudun olduğunu fark etmiş ve büyük zorlukların üstesinden gelmiş... Bize de "Mesajım şu şekildedir: Kendinize güvenin ve başaracaksınız" diyor. Güzel mücadelesi herkese örnek  oluyor.

ALİYE YÜCEL

16 Temmuz 2017 Pazar

UMUDA TUTUNMAK


Bazı insanları yıllar öncesinden tanıyor gibisinizdir ya... Ayşe Kadıoğlu Yıldız, öyledir benim için... Onu uzun yıllardır tanıyorum gibi hissediyorum. Sanki onunla saatlerce dertleşmiş, pek çok şey paylaşmış gibiyim. Oysa ki hiç yüz yüze görüşmedik. Halbuki hakkında çok az şey biliyorum. Sadece sosyal medyadan arkadaşım. Blogumdaki yazılarımı okur. Beğenilerini söyler, beni mutlu ederdi. Ben de onun şiirlerini okurdum... Arada da birbirimize nasıl olduğumuzu sorardık...

Bir kitabının çıktığını öğrendiğimde çok sevindim. Yazdıklarını çok merak ettim. Böylece onu biraz daha tanıyabilecektim. Kitabı "Umuda Tutunmak" geçtiğimiz hafta elime geçti. Kitabında yakalandığı kanser hastalığını, hastalıkla gelen tedavi sürecini ve anılarını anlatıyordu. Merakla okumaya başladım. Okudukça ne çok ortak his ve düşünce gördüm. Ne tanıdık cümleler... Oysa yaşadıklarımız çok farklı şeylerdi... Okurken bazen onun yazdıklarından yola çıkarak bir çay eşliğinde kendi hikayemi ona anlatma ihtiyacı duydum. Sanki beni çok iyi anlayacakmış gibi hissettim.

Ayşe Kadıoğlu Yıldız, bir Karadeniz kadını... Ne kadar da doğal, ne kadar da içten anlatmış kendini ve yaşadıklarını... Çok sade ve çok etkileyici cümlelerle... Umuda Tutunmak, hiç sıkılmadan ilgiyle okunacak bir kitap... Bir sonraki cümlede, bir sonraki sayfada, bir sonraki bölümde neler yazdığını merak ederek okuyorsunuz. Okudukça duygudan duyguya geçiyorsunuz. Kitaptan; bazen bir roman, bazen bir hikaye, bazen bir şiir tadı alıyorsunuz.


Umuda Tutunmak; arkadaşlık, dostluk, aile, anne olmak, evlat olmak, eş olmak, kardeş olmak kavramlarını çok ilginç örneklerle yüzünüze çarpıyor. Ayşe, hastanede yaşadığı olayları, kemoterapi ve radyoterapi süreçlerini öyle içten anlatmış ki, okurken sanki yanındasınız ve onu izliyor gibi oluyorsunuz. Ancak; hasta, hastalık gibi olumsuz kavramlar onun diliyle umuda çevriliyor.

Yazdıklarını okurken hastalığı süresinde ona hiç destek olamadığım için üzüldüm. İnsan; mutsuz ve çaresiz olduğunda hiç ummadığı birinden, hiç ummadığı bir cümle ile hayata tutunabiliyor. Belki böyle bir cümleyi ona söyleyebilirdim. İşte bunu söyleyememek beni üzdü. Bir üzüntüyü de; kitabın sonunda ona yazılmış yazıları gördüğüm zaman yaşadım. Benden de bir yazı istemişti. Onun kitabında yer alacağını bilemedim. Aslında zaman ve durumum istediğim gibi bir şey yazmama engel oldu. Ama bir kaç cümle olsa da yazamadığıma çok üzüldüm.

Bir gün bir yazışmamızda bana hastalığından bahsetmişti. O an hastalığının türünü bile bilmeden yeneceğini düşünmüştüm. Ve yanılmadım. Çok şükür ki hastalığını yendi. Derler ki dertlerde ayrı ayrıdır. Parmak izleri gibi... Evet bazen hastalık aynı olsa da kişiye getirdiği ve ondan götürdüğü şeyler farklı olabiliyor. Ancak onun anlattıklarından herkesin alacağı şeyler olacak. Yazdıklarıyla sadece kanser hastalarına değil, başka süreğen hastalığı olanlara, engellilere hatta hiç hastalığı olmayanlara bile güç verecek... Tutunduğu umut herkese umut olacak...

ALİYE YÜCEL


9 Temmuz 2017 Pazar

KÖTÜ SÖZ SAHİBİNİNDİR


Şarkıcı Çılgın Sedat'ın (Sedat Kapurtu) engelli oğluna sosyal medyadan yapılan hakareti duymayan kaldı mı bilmem? Buraya yazmaya utanacağım kadar ağır bir hakaret... İnsanın aklından bile geçirmeye, diyelim ki bunu düşündü, çevresindeki en yakın kişiye bile söylemeye utanacağı bir şeyi, hiç çekinmeden sosyal medyada paylaşmış. Bir insan bunu nasıl yapar? Bir insan bu kadar vicdansız olabilir mi? Anlamak çok zor.

Tahmin ettiğim kadarıyla bunu yapan şahsın Çılgın Sedat ile alıp veremediği bir şeyler olmalı... Şarkıcının canını yakmak istemiş... İstemiş ki böyle insanlık dışı, utanç verici şeyler yazmış... Diyelim ki bir sebepten Çılgın Sedat'a kötü bir şeyler yazmak istedin. İyi de bu bir çocuk üzerinden neden yapılır ki? Üstelik yazılan o iğrenç hakaretlerin ne olduğunu bile anlayamayacak bir masum üzerinden... İşte bunu insanın aklı almıyor. Ama biliyoruz ki kötü söz sahibinindir

Sedat Kapurtu, küçük yaşta beyin felci geçirip engelli hale gelen oğluna  yapılan bu hakaret karşısında sessiz kalmadı. Çok üzülen baba, "Bedeli, sonu nereye varırsa varsın bu işin peşini bırakmayacağım. Reklam yapıyor diyen zihniyet dahil, aileme özellikle hiçbir şeyden haberi olmayan masum kuzuma dillerini uzatanların adalet cezasını verecek" diyerek Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Konuyu yargıya taşıdı.


Çılgın Sedat'ın oğluna yapılan bu hakaret kamuoyunu da çok etkiledi. Okuyan, duyan herkes büyük tepki gösterdi. Sosyal medya kullanıcıları yazdıklarıyla şarkıcıya destek verdi. Twitter'da paylaşılan "Siraçlar Melektir Dokunmayın" hashtag'i kısa sürede Trend Topic oldu. Herkes kınadı. Zaten buna tepki göstermemek mümkün olabilir mi? Aklı başında herkes bunun ne kadar yanlış, ne kadar insanlık dışı olduğunu idrak eder ve tepki gösterir.

Engelli bir yavruya bunu yazan kişiyi çok merak ediyorum. Nasıl bir zihniyete sahip? Peki onun yarın ne olacağı, çocuğu, torunu ya da bir yakınının başına ne geleceği belli mi? Ne olacağını kim bilebilir? Kendi başına gelmeyeceğinin bir garantisi var mı? Yazarken hiç mi düşünmez, hiç mi korkmaz? Umarım en kısa zamanda bulunur. Bulununca bir ceza alır. Ama düşünüyorum da, bu yapılanın cezası; ne para cezası olmalı, ne de hapis... Her ikisi de yeterli olmaz. "Peki ne olabilir? Cezası ne olmalı?" derseniz. Bunu bilemem! Ancak Allah bilir!

Bu konu ile ilgili gerek yapılan haberlerde, gerekse sosyal medyada bir çok şey duydum, okudum. Ancak beni en çok etkileyen Çılgın Sedat'ın eşi Özlem Kapurtu'nun sözleri oldu. Özlem Hanım, telefonla katıldığı bir televizyon programında yapılan bu hakaretle ilgili olarak "Biz oğlumuzu çok seviyoruz. Onun durumuyla ve zorluklarıyla baş edebiliyoruz. Ancak işte bu bakış açısı bizi çok üzüyor, etkiliyor..." dedi. Gerçekten engelli ya da engelli yakını için en zor durumda işte budur. Engellerle baş edebilirsin, her türlü zorluğun üstesinden gelebilirsin. Durumunu kabullenebilirsin. Ancak çevrenin bu olumsuz bakışını ve ön yargıyı yok etmek, onun üstesinden gelmek çok zordur.

ALİYE YÜCEL

2 Temmuz 2017 Pazar

AVRUPA'NIN EN BÜYÜĞÜ


23. Avrupa Tekerlekli Sandalye Basketbol Şampiyonası, geçtiğimiz günlerde İspanya'nın Tenerife kentinde yapıldı. Türkiye Erkek Milli Takımı yarı finalde Almanya ile karşılaştı. Takımımız başa baş geçen maçı 68-64 kazanarak finale yükseldi. Finalde ise Büyük Britanya'ya rakip oldu. Finalde, Büyük Britanya'yı 76-69 yenerek Avrupa Şampiyonu oldu.

 23. Avrupa Tekerlekli Sandalye Basketbol Şampiyonası'nda şampiyon olan takımımız daha önce tam üç kez finale çıkmış maalesef kazanamamış ve ikincilikle yetinmişti. 2009 yılında İtalya ile, 2013 ve 2015 yıllarında da yine Büyük Britanya ile yaptığı final maçlarını kaybetmişti. Böylece yine Büyük Britanya ile karşılaşarak rövanşı almış oldu. 

Milli takımımız, final maçında ilk periyodu 18-10 üstün kapattı. İkinci periyotta Büyük Britanya farkı indirmeye çalışsa da milli takımımız 36-24 üstünlük sağladı. Üçüncü periyot 58-49 bitti. Son periyotta da üstünlüğünü sürdüren basketbolcularımız maçı 76-69 galip bitirerek şampiyonluğu elde etti. Üstelik bu organizasyonu hiç yenilgi almadan tamamlayarak önemli bir başarı elde etti. Maçın en skorer oyuncusu Özgür Gürbudak oldu. Kaptan Özgür; 25 sayı, 12 asist ve 6 ribaunt ile maçı tamamladı.


Tekerlekli Sandalye Basketbol Milli Takımımızın Almanya ile yaptığı yarı final ve Büyük Britanya ile yaptığı final maçlarını ilgi ile seyrettim. TRT 3'te yayınlanan karşılaşmalar baştan sona heyecan doluydu. Basketbolcularımızın tekerlekli sandalyeleri ile yaptıkları mücadele görülmeye değerdi. Maçın başından sonuna kadar hiç kopmadan oynadılar. Sergiledikleri oyunu kelimelerle anlatmak zor. Seyretmek gerekirdi.

Tekerlekli sandalye basketbolu dünyada da ülkemizde de en çok bilinen engelli sporudur. Paralimpik Oyunları’nda da  yer alıyor. Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu; Süper Lig, 1. Lig ve 2. Lig olmak üzere üç ligde organizasyonlar düzenliyor. Tekerlekli Sandalye Basketbolu A Milli Takımımız da Avrupa’nın sayılı takımları arasındaydı. Şimdi de Avrupa'nın en büyüğü oldu ve kupayı ülkemize getirdi.
 
Kazanılan bu başarı çok değerli... Millilerimiz göğsümüzü kabarttı. Bayrağımızı göndere çektirip, İstiklal Marşı'mızı söylettiler. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Twitter hesabında Erkek Milli Takımımız için paylaşımda bulundu. Hesabında "12CesurYürek" etiketini kullanarak, "Avrupa Tekerlekli Sandalye Basketbol Şampiyonu olan milli takımımızı gönülden tebrik ediyorum" ifadesini kullandı. Tekerlekli sandalye basketbolundaki bu gelişme ve başarının her alanda olması dileğiyle...

ALİYE YÜCEL 

25 Haziran 2017 Pazar

İŞ VE ENGEL


Engelliler de herkes gibi bir iş sahibi olmak ister. Onlar da çalışmak hem kendilerine, hem de ülkelerine faydalı olmak ister. Bu nedenle; iş bulma konusunda engelli olmayan kişilerden çok daha fazla çaba sarf ederler... İş bulmadaki en önemli aşama iş görüşmesidir. Ancak iş görüşmelerinde genellikle "Yok seni alamam", "Bu işe giremezsin", "Aradığım eleman sen değilsin" bakışlarıyla karşılaşırlar. Sanırım ki bu bakışlarla karşılaşmayan engelli yok gibidir. Çünkü, pek çok alanda olduğu gibi istihdam alanında da engellilere karşı büyük bir ön yargı vardır.

İşverenler genellikle; engellilerin verimli çalışamadıklarını ve verimli olamayacağını düşünürler. Engellileri işten çıkarmak işverene göre güç olabilir. Engeli bir hastalık gibi, engelliyi de hastalıklı olarak görünce sık sık izin alacağı varsayılır. İşverene göre; engelliler diğer çalışanları rahatsız edip ve çalışma temposunu düşünebilirler. Engel durumlarına göre yapılacak bazı özel düzenlemelerin yapılması masraflı olabilir. Engelliler alıngan olabilirler, çabuk sinirlenlenebilir. Ayrıca göz zevkini bozarlar! İşte bu gibi ön yargıları arttırmak mümkün...


Oysa işverenlerin engelliler hakkındaki bu ön yargıları yetersiz ve hatalı bilgilere dayanmaktadır. Engellileri iyi tanımadıkları için böyle düşünebilirler. Halbuki engelliler işleri çabuk kavrarlar ve kesintisiz çalışabilirler. İş bilincine sahiptirler. Sorumluluk sahibidirler. İşlerine zamanında gidip gelirler. İşlerini bırakma ihtimalleri daha azdır. Engelini ön plana çıkararak ayrıcalık istemezler. Duygu sömürüsü yapmazlar. Engelli bir eleman kadar hatta daha da verimli çalışabilirler. Önemli olan işverenin işe alacağı kişinin engelini değil, beceri ve deneyimlerini görebilmesidir.

4857 sayılı İş Kanunu'na göre; işverenler, iş yasasına göre elli ya da daha fazla işçi çalıştırdıkları takdirde engelli çalıştırmak zorundadırlar. Bu oran özel sektörde % 3, kamu sektöründe ise % 4'tür. İş yerleri ve dolayısıyla işverenler bu oranı doldurmak ve ceza almamak için kadrolarına engelli işçi alıyorlar. Oysa bu zorunluluk nedeniyle olmamalı... Herkesin çalışmaya hakkı olduğunu düşünüp engellilerde bu haklarını kullanabilmeliler.

Bazen işverenler mükemmelliği ararken gerçeği kaybedebilirler. Engelliler de  gerçek bir çalışan olabilir. Her işte başarı ile çalışabilir. Aranılan bir eleman olabilir. Engelli eleman çalıştırmak da avantaj bile olabilir. "Onu işe alsam mı?", "Acaba yapabilir mi?", "İstediğim gibi çalışabilir mi?" gibi endişeleri bir yana bırakıp, engellilere bir şans vermek gerekir. Her işveren zorunluluk olarak değil de "Aradığım eleman bu olabilir mi?" diye bakarsa engellilerin istihdamı konusunda önemli bir adım atılmış olur.

ALİYE YÜCEL


4 Haziran 2017 Pazar

AKILLI BASTON


Vestel, engelliler için yaptıkları ürünleri açıkladı. Akıllı baston (WeWalk), göz kırparak komut verilen televizyonlar ve engelli moduna gelen telefon bunlardan bir kaçı...
  
Vestel'in, engelsiz teknoloji alanında ürettiği en önemli ürün; görme engelliler için hazırlanan akıllı baston (WeWalk)... Akıllı baston bir hayvandan esinlenerek üretildi. Yarasaların etrafa yaydıkları ultrasonik dalgalar ve bu dalgaların etrafındaki objelerden gelen yansımalara göre gidecekleri yönü belirlemelerinden ilham alınarak yapıldı. Bu baston sayesinde görme engelliler bel ve baş hizasına gelen bir engele rastladıklarında bastondan yayılan titreşim sayesinde uyarılıyor.


Akıllı Baston, Young Guru Academy (YGA) Görme Engelliler Proje Lideri Kürşat Ceylan'ın geliştirdiği bir proje... Bu bastona Birleşmiş Milletler de ilgi gösterdi ve bir sunum yapılmasını istedi. 14-15 Haziran'da yapılacak Birleşmiş Milletler toplantısında akıllı baston anlatılacak.

ALİYE YÜCEL

28 Mayıs 2017 Pazar

ENGELSİZ FİLMLER FESTİVALİ


2013 yılında ilk kez Ankara Engelsiz Filmler Festivali, 5. yıldan itibaren Engelsiz Filmler Festivali adıyla Türkiye'yi dolaştı. 5-7 Mayıs tarihleri arasında Eskişehir, 12-14 Mayıs tarihleri arasında İstanbul ve 18-23 Mayıs tarihleri arasında Ankara'da gerçekleşti. Tüm festival etkinlikleri erişilebilir mekanlarda gerçekleştirilen festivalde tüm filmler; görmeyenler için sesli betimleme, duymayanlar için işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile gösterildi.
  
Engelsiz Filmler Festivali'nde "Engelsiz Yarışma",  "Engel Tanımayan Filmler", "Dünyadan",  "Türkiye Sineması", "Sinema Tarihinden", "Uzun Lafın Kısası", "Çocuklar İçin" ve "Otizm Dostu Gösterim" başlıklarıyla 34 film gösterildi.
Engelsiz Yarışma'da beş film yarıştı. Mehmet Can Mertoğlu'nun "Albüm", Kıvanç Sezer'in "Babamın Kanatları", Reha Erdem'in "Koca Dünya", Rıza Sönmez'in "Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var" ve Seren Yüce'nin "Rüzgarda Salınan Nilüfer" filmleri yer aldı.

Engelsiz Yarışma jüri üyeleri; yönetmen ve senarist İlksen Başarır, sinema yazarı Mehmet Açar, yazar ve oyuncu Nazan Kesal'dı.  Jüri üyeleri; En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo Ödülünü belirlediler. Seyirciler, yarışmada yer alan filmleri Braille Alfabesi ile basılan pusulalar ile oylayarak Seyirci Özel Ödülünü seçtiler.


Yarışmada En İyi Film ödülü Reha Erdem'in "Koca Dünya" filmi, En İyi Yönetmen Reha Erdem oldu.  En İyi Senaryo "Albüm" filmiyle Mehmet Can Mertoğlu'nun oldu. Seyirci Özel Ödülü Rıza Sönmez'in "Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var" filminin oldu.

Filmlerini ilk kez sesli betimleme ve işaret dili çevirisiyle seyreden yönetmen, oyuncu ve film ekipleri; görme ve işitme engelli seyircilerin yaşadıkları sinema denetimlerini de tatmış oldular.

Engelsiz Filmler Festivali'nde bu yıl etkinliklere yenileri eklendi. Seyirciler, iki farklı proje ile sanal gerçeklikle tanıştılar. Körlük Üzerine Notlar: Karanlığa Doğru, adlı projede 1983 yılından itibaren görme yeteneğini yavaş yavaş kaybeden yazar John Hull'un tuttuğu sesli günlükleri görsel ve işitsel olarak deneyim sahibi oldular. Tekerlekli Sandalye Simülatörü ile ise; kullanıcıların hayatını tekerlekli sandalye sürdüren kişilerin şehirde karşılaştığı engelleri deneme imkanı buldular.  

ALİYE YÜCEL

21 Mayıs 2017 Pazar

ENGELLİ HARİTASI


Türkiye'nin engelli politikalarına yön verecek olan engelli haritası için bir adım atıldı. TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, engellilerin hayat şartlarını kolaylaştırmak amacıyla "Engelli Haritası" hazırlatmak için çalışmalar başlattı. Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu bünyesinde kurulan "Engelli Kadınlar ve Engellilere Bakmakla Yükümlü Kişilerin Sorunları ve Çözümleri" alt komisyonunda gerek sosyal politikalar gerekse de engellilerin yaşamını kolaylaştıracak konulara kaynaklık edecek engelli haritası çıkarılması için bakanlık ve Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) işbirliği yapması kararlaştırıldı.

Hazırlanacak engelli haritası için  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı TÜİK'e yazı yazarak yapılmasının istediği anket çalışmasının kapsamını anlatacak. TÜİK'in talep edilen çalışmayı yapmasının ardından da ülke genelinde bir tablo ortaya çıkacak. Bu tablo doğrultusunda engellilerin ihtiyaçlarını belirlemek, verilecek destek ve sosyal politikalar yeniden masaya yatırılacak.


Komisyon Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu "Komisyonda, engelli haritasına ihtiyaç olduğu gündeme geldi. Türkiye için acilen bir engelli haritası oluşturmak gerekir. Türkiye'de hangi bölgede hangi şehirde, ne kadar engellimiz var, bunların cinsiyeti, yaş aralığı, engel oranları nedir? Bunun envanterinin sağlıklı olarak oluşturulması gerekiyor. Burada, engellilere nasıl sosyal yardım politikaları gidiyor, giden yardımlar ne kadar etkin ve kişinin ihtiyacını karşılıyor, geri dönüşlerin alınabileceği bir mekanizmanın, bir iletişim ağının oluşturulması lazım. Buna ilişkin TÜİK ile bir ön görüşme yaptık, görüşmelere devam ediyor. Bir çalışma başlatacağız. Alt fizibilite çalışması yaptık. Dünyada da bir engelli haritası oluşturma süreci başladı. Biz, Türkiye'de bunun daha önce yapmak istiyoruz ki sosyal politikalarımızı doğru kurgulayalım ve etkin bir sosyal politikalarla ihtiyaçları doğru karşılayalım."

Nüfus ve Konut Araştırması 2011 Yılı sonuçlarına göre, nüfusun yüzde 6,6'sının en az bir engeli bulunduğu belirten Katırcıoğlu, engelli bireylerin tüm temel hak ve özgürlüklerden diğer bireyler gibi tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik etme ve insan onuruna olan saygıyı güçlendirmenin en temel görevleri arasında olduğunu kaydetti. Engelli Haritası'nı oluşturmak için Sağlık Bakanlığı; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile diğer paydaşlarla ortak bir sistem kurmak gerektiğine dikkati çekti ve çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Böyle bir harita çok gerekli... Çünkü, elde edilen sonuçlar yapılacak çalışmalara yön verecek. Türkiye'de nerede ve ne kadar engelli var? Cinsiyeti ve yaşı nedir? Engelli nedir ve engel oranı ne kadardır? Tüm bunların mutlaka bilinmesi gerekiyor. Yoksa atılan bazı adımlar, yapılan bazı çalışmalar boşuna olur. Daha önce de bu yönde çalışmalar yapılmıştı. Ancak yeterli olmadığı ortada... Engellilerin için yapılacak her türlü çalışmaya doğru bir yön verecek olan bu haritanın bir an önce oluşturulması dileğiyle...

ALİYE YÜCEL 

14 Mayıs 2017 Pazar

ŞIK OLMAYA ENGEL YOK


10-16 Mayıs Engelliler Haftası... Televizyon programları da engelli ve engellilik konularını ele alıyor. Haberler yapılıyor, engelli konuklar alınıyor. Geçtiğimiz günlerde 24 TV'de Ardan Zentürk'ün konuğu da Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği Başkanı Ramazan Baş'dı. Baş, yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) ile erkek giyiminin ünlü markası Bisse'nin ortak bir projede buluştuğunu anlattı.

TOFD ile Bisse "Engelli Olmak Şık Olmaya Engel Değil" diyerek engellilere yönelik özel dikim tasarımları hazırlamışlar. Türkiye'de  bir ilk olan bu proje kapsamında bir de defile düzenlenmiş. Bu defile de engelli TOFD üyeleri, Bisse'nin kendileri için hazırladığı özel tasarım kıyafetleri giyerek projenin tanıtımını yapmışlar. İhtiyaçlarına uygun kıyafet bulmakta zorlanan engelliler için çok önemli bir proje... Çünkü her alanda olduğu gibi giyim alanında da engellilerin farklı ihtiyaçları oluyor.
 
TOFD Başkanı Ramazan Baş "Engelleri aşabilmemiz noktasında yaşadığımız sıkıntılardan biri de uygun kıyafetleri bulamamaktı. Bu alanda ilk kez Bisse'nin desteği ile bir adım atmış olduk. Ben şık giyinmeyi seven bir insanım, küçük ya da büyük bütçeye sahip olan herkesin şık giyinmesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle toplumumuzda engelli konusundaki  'yardıma muhtaç, acınacak insan' algısını engellilerin şık giyimlerinin kıracağını düşünüyorum. Bu nedenle Bisse'nin engelliler için hazırlayacağı özel tasarımlar, bizleri bu yaşadığımız sıkıntılar konusunda rahatlatacak. Tüm engelli arkadaşlarımız Bisse'nin bu hizmetinden uygun fiyat avantajlarıyla yararlanabilecek..." diyor.


Çok farklı ve önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza atan Bisse Yönetim Kurulu Başkan Vekili Asiye Kefeli ise proje ile ilgili olarak "Engelli giyimi konusunda biz ilk adımı atıyoruz, diğer tüm markaların da bu projeye destek olmasını bekliyoruz..." diyerek, diğer giyim markalarına çağrıda bulunuyor. Umarım bu çağrı hak ettiği cevabı bulur. Firmalar bu konuda yarışırlar. Engellilerin ihtiyaçlarına uygun ürünler tasarlanır ve bundan engelliler karlı çıkar.

Yapılan açıklamalara göre Bisse'nin hazırladığı özel tasarımlarda; ceket, kaban gibi tekerlekli sandalyelerinin tekerleklerine sürtünen, sarkan kumaşlar özel tasarımlarla engelleniyor. Özellikle tekerlekli sandalyeden yatağa geçerken, seyahat sırasında bir yerden başka bir yere transfer edilirken zorluk yaşayan engelliler için beli yüksek ve fermuarı uzun olan pantolonlardan üç ayrı bedende üretilmiş... Bütün bunlar engellilerin ihtiyaç ve isteklerine göre tasarlanmış. Bisse, engellilerden gelecek talep ve yönlendirme doğrultusunda, bu modelleri daha da çeşitlendirip, özel dikim gömlek ve pantolonlar üretebilecek.

Özel ürünlerin tasarlanması engelliler için büyük kolaylık. Çünkü ihtiyaç olan kıyafetleri bulmak imkansız. Bisse, bu projeyle "engelli giyimi" konusunda bir farkındalık oluşturması açısından takdir edilecek bir adım atıyor. Bisse vitrinlerinde tekerlekli sandalyeli afişler kullanarak dikkat çekiyor. Bu arada, dernek üyeleri  engelliler için hazırlanan bu ürünleri yüzde 50 indirimle alabilecekler. Bisse'den yapılan alışveriş yapan müşteriler de TOFD'ye bağış yapmış olacaklar. 

 ALİYE YÜCEL 

30 Nisan 2017 Pazar

AVM'LERDEKİ ENGELLİ OTOPARKLARI


Engelli park alanlarına, engelsiz kişilerin araçlarının park ettiğini görmüşsünüzdür. Sonunda bu yanlışa dur denecek. AVM'de bulunan engelli otoparklarını işgal edenlere sıkı bir denetim geliyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nı talimatıyla, AVM'lerdeki engelliler için ayrılan otopark yerlerinin diğer araç sahiplerince işgal edilmesinin önüne geçirilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yapılan başvuru olumlu sonuç verdi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın başvurusunu dikkate alan Emniyet Genel Müdürlüğü, 81 il valiliğine yolladığı yazıda, engelliler için ayrılan otopark yerlerini işgal eden araçlara gereken cezai işlemlerin uygulanması talimatını verdi.
  
Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nı talimatıyla Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne geçtiğimiz günlerde yollanan yazıda, AVM'lerdeki engelliler için ayrılan park yerlerine diğer araçların park ettiğine yönelik çok sayıda şikayet geldiği bildirildi. Engelliler için ayrılan otopark yerlerinin işgal edilmesine yönelik şikayetlerin muhatabı olan kurum da belli değildi. Bakanlık, Emniyet Genel Müdürlüğü'den önceden yayımlanan engellilerin park sorununu çözmeye yönelik 2011/01 Sayılı Engellilere Yönelik Güvenlik Hizmetlerine İlişkin İçişleri Bakanlığı Genelgesi'nin uygulanması konusunda valilere talimat verilmesini talep etti.

Engelliler için belirlenen alanların sadece engelliler tarafından kullanılması için idari tedbirlerin uygulanması istenen yazıda: "AVM kapalı ve açık otoparklarında engelliler için ayrılmış özel park yerlerine erişim ve yararlanmanın otomatik kilit, bariyer gibi kontrollü şekilde ve sadece hak sahipleri tarafından kullanılması, AVM özel güvenlik ve yönetimlerinin sürece dahil edilmesi ve iç denetimlerinin sağlanması gerekmektedir" denildi.


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı AA muhabirine bu konu ile ilgili: "Bugüne kadar epey bir yol almamıza rağmen erişilebilirlik konusunda hala aşılması gereken engellerin olduğunun farkındayız. AVM'lerdeki otoparklarda yaşanan problem de bunlardan biriydi. Vatandaşlarımızdan aldığımız şikayetleri üzerine harekete geçtik, gerekli özen ve dikkatin gösterilmesi için Emniyet Genel Müdürlüğümüze başvurumuzu yaptık. 81 il valiliğimize giden bu talimatla, bu problemin giderek azalacağını ve insanlarımızın da bilinçlenmesiyle tamamen ortadan kalkacağının düşünüyorum. Kamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte tüm engelleri bir bir aşmaya devam edeceğiz..." diye bir açıklama yaptı.

Engelli park yerine aracını bırakmak çok normal bir durum gibi park edenler sürücüler oluyor. Bu manzara ile maalesef çokça karşılaşıyoruz. İnsan bu durumu görünce hayrete düşüyor. Gittiğim bir alışveriş merkezinin otoparkında engelliler için ayrılan park yerine, engeli olmayan bir kişi park etmişti. Bunun üzerine oradaki görevli kendisini uygun bir dille uyardı. Ancak buna rağmen o kişi "Bir saat kadar kalıp gideceğim. Bu arada kaç engelli gelecek ki..." diye söylenip, yürüdü, gitti.

İşte yanlışlık bu düşünce ile başlıyor. Evet belki hiç gelmeyecek ama bu alanlar engelliler için... Ya engelli biri gelirse, çok zor durumda kalacak. İşte bu hiç düşünülmüyor. Oysa biraz empati yeterli...  Bu engel kendimizde olsaydı ve park yeri bulamasaydık ne yapardık? Neyse ki artık, AVM'de bulunan engelli otoparklarını işgal edenlere sıkı bir denetim geliyor ve bu kurala uymayana ceza kesilecek. Ancak cezadan önce, bakanımızın da dediği gibi insanlarımızın bilinçlenmesi gerekiyor. Bu sorun işte o zaman ortadan kalkabilir.

ALİYE YÜCEL

12 Mart 2017 Pazar

ENGELLİLERE UYGUN ATM HARİTASI


Türkiye Bankalar Birliği (TBB), engelliler için yaptığı bankacılık hizmetlerini geliştirme yönünde çeşitli çalışmalar yapıyor. Bankalar, engelli bankacılığı için yatırımlarını arttırmaya başladı. Bankalarda engeller kalkmaya başladı. Bunun sonucu; banka şubelerinin girişleri ve kapıları ortopedik engellilere uygun hale getiriliyor. Görme engelliler için şubelerinin içine hissedilebilir zemin yapılıyor. Tekerlekli sandalyeyi kullananlar engelliler için alçak gişe bankoları ve alçak ATM'ler yapılıyor. Müşterinin engel bilgileri bankada kayıtlı olursa sıralama sisteminde engelli müşteriye öncelik tanınıyor.

Engelli müşteriler, ATM'lerde büyük zorluklar yaşıyor. Görme engelliler farklı, ortopedik engelliler farklı zorluklarla karşılaşıyor. Yüksek ATM'lerin tekerlekli sandalye kullanan ve boyu kısa olanlar için ne büyük bir zorluk olduğunu söylemeye gerek var mı? Görme engelli birinin ATM'yi kullanamaması ne demek? Herkes gibi engellilerin de bankacılık hizmetlerinden eşit şartlarda faydalanabilmesi gerekiyor.


Türkiye Bankalar Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan "Bankacılık Hizmetlerinin Erişilebilirliğine Dair Yönetmelik" kapsamında engellilere uygun ATM'lerin adres ve coğrafik konumlarını gösteren bir harita hazırladı ve yayınladı. Bu haritaya, Türkiye Bankalar Birliği'nin internet sitesi üzerinden giriliyor. Engellilere uygun ATM'ler nerede; il, ilçe ve banka seçilerek sorgulama yapılabiliyor.

Haritadaki son verilere göre;
Türkiye genelinde hizmet veren 21 bankanın;
Toplam ATM Sayısı 42485,
Ortopedik Engellilere Hizmet Veren ATM Sayısı: 2897
Görme Engellilere Hizmet Veren ATM Sayısı: 5310.
Gördüğümüz bu sayı oldukça az. Ancak bu sayı artacak. Çünkü engellilerin bankalarla ilişkisi var. İhtiyaç olduğu görülüyor.

Bu harita engelliler için çok önemli... Çünkü, bankacılık gibi bir alanda engelli olmak oldukça zordur. Gittiğimde basamaklarını (öyle yüksekti ki hiçbir engeli olmayan kişiler ve yaşlılar bile zor çıkıp iniyordu) çıkamadığım için başka bir ATM aradığımı bilirim. Şimdi bu haritaya göre gidebileceğim ATM'yi seçebilmek büyük kolaylık. Bulunduğum yere daha uzak bile olsa, bana uygun kolaylıkla erişebileceğim bir ATM'ye gitmeyi tercih ederim. Bunu sadece ben düşünmüyorum sanırım. Çünkü, bankacılık gibi bir alanda herhangi birinden yardım istemek hiç kolay değildir. 
                                                                                                                 
ALİYE YÜCEL


26 Şubat 2017 Pazar

ANDREA BOCELLİ'NİN SESİ


Andrea Bocelli'nin şarkılarını dinleyenler, onun sesinin ne kadar güzel, ne kadar etkileyici olduğunu bilirler. Kazandığı şöhret için görme engelli olmasının etkisi olduğu söyleyenler de olmuştur. Bu ne derece doğrudur bilemeyiz. Belki görme engelli olmasa da bu güzel sesi ile yine dünyaca ünlü olabilirdi. Ama gören bir insan olarak benim bloguma konu olmazdı o ayrı!

1958 yılında doğan Andrea Bocelli, 12 yaşında futbol oynarken başına gelen bir darbe sonucu beyin kanaması geçiriyor ve görme yeteneğini kaybediyor. Küçük yaşta müzik dersleri almaya ve şarkı söylemeye başlıyor. Hukuk eğitimi alsa da müziği hiç bırakmıyor. Ailesi de onun avukat olmasını istiyor, bu konuda ısrar ediyor. Ancak o müziği seçiyor. Dünyaca ünlü tenor olmasının yanı sıra söz yazarı, besteci ve albüm yapımcısıdır. Müzik kariyerine de pek çok başarı ve ödül sığdırıyor. Avukatlık yapsa da çok başarılı olurdu. Ancak, dünya onun insanın içine işleyen, insana huzur veren güzel sesinden mahrum kalırdı.

Bocelli'nin, Luciano Pavarotti ile tanışma hikayesi oldukça ilginç. Bir gün telefonu çalmış ve karşıdaki ses "Ben Pavarotti..." demiş. Andrea Bocelli, önce kulaklarına inanamamış, sonra sesinden tanımış... Pavarotti, onun bir şarkısını dinlediğini çok beğendiğini ve onun için aradığını söylemiş. Düzenlediği bir yardım etkinliğine davet etmiş. Orada tanışmışlar ve daha sonra birlikte düet yapmışlar. Bu harika düeti dinlemeniz gerekir.


Dünyaca ünlü İtalyan tenor yapılan bir röportajda ilk sahneye çıktığında hissettiklerini şöyle anlatıyor: "Kalabalığın büyük alkışını hatırlıyorum. Sevildiğimi hissettim orada..." diyor. Hep derim ya sevilmek sevildiğini hissetmek herkes için çok önemlidir. Ama engelliler için galiba çok daha fazla önemli... Ne kadar ilginç ki, şarkı söyledikten sonra aldığı alkış sonrası başarılı olduğunu değil de sevildiğini hissediyor.
 
Bocelli ile ilgili son haberlerden biri de, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın yemin töreninde şarkı söylemek için adının geçtiği oldu. Bocelli'yi sevenler sosyal medyadan "Bunu yapma, kaç para öderlerse ödesinler buna değmez...", "Lütfen melek sesini bunun için kullanma...", "Trump, engelli insanlarla açıkça alay eden biri. Sen de engelli birisin..." diye yazmışlar. Andrea Bocelli'nin bu tepkiler nedeniyle geri adım attığı ve sahne almaktan vazgeçtiği yazıldı.

Andrea Bocelli, dünyanın en iyi 3 tenorundan biri olarak kabul edilmiştir. Yaşayan en güzel erkek sesi olduğu söylenir. Bu harika sesin sahibinin görme engelli olduğu duyanlar ise hep şaşırıyor. Ne diyeyim bilemedim. Şaşıran kişilere; "Güzel sese sahip olmak için, sanatçı olmak için engelsiz olmak mı gerekiyor?" diye sormak lazım. Ses, Allah vergisi bir yetenek. Güzel bir sese engelli engelsiz herkes sahip olabilir. Engelli bir kişi de dünyaca ünlü bir sanatçı olabilir.


ALİYE YÜCEL 

29 Ocak 2017 Pazar

BASKETBOL KIZ


Leğende Yaşayan Kız'ın hikayesini yazdıktan sonra hep aklımda olan Basketbol Kız ya da Basketbol Topu Kız'ı yazmak istedim. İki bacağı olmayan ve onun yerine geçirilen bir basketbol topu sayesinde yürüyen Qian Hongyan'ın hikayesini... Neyse ki o hayatta ve çok önemli başarılara imza atıyor. Çinli Qian, şimdi altın madalya kazanan bir yüzme şampiyonu. Ben pek çok defa onun basketbol topuyla olan fotoğraflarına rast gelmiştim. Öyle çarpıcıydı ki, insanın içini acıtıyor ve uzun süre hayretle baktırıyordu. 

Qian Hongyan, 2000 yılında henüz 4 yaşındayken trafik kazası geçiriyor. Evinin yakınlarında bir kamyon küçük kıza çarpıyor. Doktorlar hayatını kurtarıyor. Ancak iki bacağını birden kaybediyor. Ailesi çok yoksul olduğu için rehabilitasyon ve protez bacak için başvuramıyorlar. Qian'ın kasığından itibaren vücudu olmadığı ve bu yüzden yürüyemeyeceğini düşünen dedesinin aklına parlak bir fikir gelmiş. Minik kızın vücudunun altına bir basketbol topu yerleştirmiş... Olmayan bacaklarının yerine geçirilen bu top sayesinde ellerinin de yardımıyla yürümüş ve hayatını bir süre böyle sürdürmüş...

Qian, okula bile gidememiş ve kendisinden küçük erkek kardeşlerinin ders kitaplarından bir şeyler öğrenerek eğitim almaya çalışmış. Ancak yüzmeyi çok sevdiği için yüzmeye gitmek istemiş. Ailesi kızlarının bu  yüzme isteğine anlam veremeseler de onun bu isteğini yerine getirmek için ellerinden geleni yapmışlar. Anne ve babası, yürüyemeyen kızlarını yıllarca sırtlarında taşıyarak yüzme dersine götürmüşler.


Küçük kız, ilk kez 2005 yılında fotoğraflanınca; Reuters Ajansı onun hayatını tüm dünyaya duyurdu. İnsanlar onu "Basketbol Kız" olarak tanımaya başladı. Qian, aynı yıl Pekin'de rehabilitasyon merkezine gitmiş. Doktorlar bu küçük kızın bu şekilde yürümesini istemedikleri için ona protez bacak yapmışlar. 2007 yılında protezleri takılmış. Uzun yıllar rehabilitasyon görmüş. Böylece protez bacakları ve koltuk değnekleriyle yürümeye başlamış.

Bu arada onu çok mutlu eden ve hayata bağlayan yüzme derslerini ihmal etmemiş. Yüzme dersinde engeli olmayanlardan daha başarılı olan Qian, öğretmenlerinin takdirini kazanmış. 2007 yılında engelli çocuklara özel olan yüzme takımına girmeyi başarmış. Sürekli antrenman yapan Qian, 2009 yılında Çin Ulusal Paralimpik Yüzme Yarışması'nda şampiyon olmuş. 2014 yılında Yunnan Eyalet Paralimpik Oyunları'nda kurbağalama 100 metrede  şampiyon olmuş ve altın madalya kazanmış. 2016 yılında ise Rio Paralimpik Oyunları'na katıldı.

O bir top sayesinde yürümeye çalışan küçük kız, sırtta taşınarak gittiği yüzme derslerinden azmiyle yüzme şampiyonu oldu. İnsan nereden nereye demeden edemiyor. Onun bu mücadelesi, bu azmi engelli engelsiz herkese örnek olmalı... Hayatta çeşitli engeller olsa da bir şeyi başarmak isteyince olabiliyor. Henüz 21 yaşında olan Qian Hongyan'ın daha pek çok başarılara imza atacağını düşünüyorum. Bundan sonraki başarılarının takipçisi olacağım.


ALİYE YÜCEL     

22 Ocak 2017 Pazar

GOOGLE HARİTALAR'DAN ENGELLİLERE KOLAYLIK


Google Haritalar (Google Maps), web tabanlı gelişmiş haritalama sistemidir. İnsanlara çeşitli rotalar sunan bir navigasyon uygulamasıdır. Google Haritalar, sayesinde tüm dünya elimizin altındadır. Dünyadaki her ülkeye, şehre, mahalleye, sokağa ulaşılabiliyoruz. Her yerin; konumu, yol tarifi, ulaşım yolları ve fotoğrafları görülebiliyor. Sesli navigasyon özelliği ile Türkçe olarak da kullanılabiliyor. Google tarafından hizmete sunulmuş bu uygulamanın ne kadar faydalı olduğu ortada... 

Şimdi Google'de dünyanın bu en büyük online harita sistemine çok önemli bir yenilik daha geldi. Artık engelli erişimi bulunan yerler haritada belirtiliyor. Yani tekerlekli sandalye kullanan bir kişi gideceği yerin erişilebilir olup olmadığını Google Haritalar'dan kolayca öğrenilebilecek. Bu engelliler için çok faydalı bir uygulama... Böylece dünyanın her yerindeki engellilerin hayatı daha kolaylaşacak. 

"Google Haritalar, bu uygulamadaki bilgileri nereden alıyor?" diye sorarsanız. Bu bilgilerin bir kısmını yerel insanlardan alıyor. Google'nin Business Insider'a (finans kaynaklı bilgilerin yer aldığı bir site) verdiği açıklamaya göre, veri tabanında pek çok bilginin yer aldığını ve bu bilgilerin haritalardaki listelere dahil edileceği bildirilmiş.


Bu yeni uygulamaya göre; Google Haritalar'ın üzerinde yer veya mekan hakkında detaylı bilgilerin listelendiği ekrana yeni bir özellik ekleniyor. "Kolaylıklar, Erişilebilirlik" gibi bir başlık adı altında olacak. Böylece müze, otel gibi yerlere baktığımızda fiyat, kalabalık oranları gibi çeşitli bilgilerin yanı sıra tekerlekli sandalye için uygun olup olmadığına dair bilgiler de yer alacak.

Google Haritalar uygulanmasında içeriklerin bir kısmı kullanıcılar tarafından oluşturulabiliyor. Kullanıcılar, yer ve mekanlar  hakkındaki bilgileri Google'a gönderebiliyorlar. Gidilen yerlere ait bilgiler tek tek eklenebiliyor. Ya da başkası tarafından eklenen bilgiler daha da zenginleştirilebiliyor. Bu uygulamayla artık engelliler kendi bulgularını ve izlenimleri ekleyebilecekler. Bulunulan yer ile ilgili soruları cevaplamak için Haritalar menüsünden "Katkılarınız" bölümüne girilecek...

Bu yüzden şimdi Google Haritalar kullanan engellilere çok büyük bir görev düşüyor. Tekerlekli sandalye kullanan kişilerin izlenimleri ve gerekli bilgileri bu  uygulamaya yazması gerekiyor. Böylece her yerin erişime uygun olup olmadığını görüp, ona göre gidip gitmemeye karar verebileceğiz. Ayrıca bu uygulama şöyle bir sonuca da etki edecek. Yer ve mekan sahipleri bu uygulamadan sonra erişilebilir olmak için gerekli düzenlemeleri yapmayı isteyecekler.  


ALİYE YÜCEL

8 Ocak 2017 Pazar

ŞOFÖRÜN BÖYLESİ


Geçtiğimiz günlerde medyada çok tepki gören bir olay yaşandı. İstanbul'da bir otobüs şoförü tekerlekli sandalyedeki bir engelliye davranış şekli ve söyledikleri ile büyük tepki aldı. Bu olay İstanbul Anadolu Yakası'nda Fındıklı-Kadıköy hattında yaşanmıştı. Otobüsündeki bir yolcu da bu olayı saniye saniye görüntülemiş ve bu görüntüler yapılan haberlerde gösterilmişti. Okuyanların bir çoğu da bu haberi görmüş ve duymuştur. Ancak bu tür olaylara zaman zaman rastlanıldığı için bir de ben yazmak istedim.

Olay şöyle gelişiyor. Tekerlekli sandalyedeki bir kadın yolcu kucağında çocuğu ve yanında bir yakını ile otobüse binmeye çalışıyor. Engelli kadın, tekerlekli sandalyenin otobüse çıkmasını sağlayan rampayı açması için şoföre sesleniyor. Yolcular da yardım etmek istiyor ve bu arada İETT şoförü de geliyor. Şoför engelli rampasını açarken bir yandan da engelli yolcunun yakınıyla tartışıyor.

Bundan sonrası çok şaşırtıcı bir şekilde devam ediyor. Çünkü İETT şoförü insanın şoka sokan bir cümle kuruyor. "Bunu ben açmak zorunda değilim" diyor. Tekerlekli sandalyedeki yolcu daha sonra şoför ve yolcuların yardımıyla otobüse biniyor. Aralarında tartışma devam ederken şoför sinirli bir şekilde engelli kadına hitaben "Hem iyilik yap, hem konuşsun..." diye söyleniyor. Şoför, herkesin tepkisini alıyor. Engelli kadın ise "İyilik yapmıyorsun sen bana! Bu benim hakkım!" diyerek en güzel cevabı veriyor.


İşte bütün bunlardan sonra bunun yapan İETT şoförünün görevinden uzaklaştırıldı haberi geldi. İETT ise bu konu ile ilgili olarak şöyle bir açıklama yaptı: "Engelli yolcumuza gerekli hassasiyeti göstermeyen Özel Halk Otobüsü sürücüsü hakkına ivedilikle tahkikat işlemi başlatılmıştır. Özel Halk Otobüsleri Yönergesi kapsamında gerekli cezai işlem uygulanarak sürücü görevden uzaklaştırılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

İETT'nin bu açıklaması gönüllere biraz su serpiyor. Aslında şoförün görevinden alınmasına, ekmeğinden olmasına sevinecek değiliz. Ancak engelli birine böyle davranılır mı? Hiç mi empati yapamıyor? Hiç mi bir engelli tanımadı? Yakınında hiç mi bir engelli yok? Engelliyi geçtim; çevresinde yaşlı, güçsüz biri de yok mu? Nasıl bir zihniyet anlamak zor. Anlıyoruz ki bu şoför engellilere hizmet etmek istemiyor! İşte asıl engel olmak bu değil mi?

Engellilerin sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda hayata katılmalarını sağlayacak her şey onların en büyük hakkı... Şoförün engelliye yaptığı hizmeti lütuf olarak görmesi de ne büyük bir yanlış... Bu bir lütuf mu? İnsan olan herkesin seve seve yapacağı bir davranış... Çok şükür ki herkes bu şoför gibi düşünmüyor. Çok şükür ki sosyal hayatta rastladığımız pek çok kişi ve görevliler bu şekilde davranmıyor. Yoksa gerçekten hayatımız çok daha zorlaşırdı.

ALİYE YÜCEL