> Engeloji : 01.07.2013 - 01.08.2013

Translate

28 Temmuz 2013 Pazar

KUR’AN-I KERİM OKUMAYA ENGEL YOK


İstanbul’da düzenlenen Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması Dünya Elemeleri’nin galibi görme engelli Kasım Şen… Şen, Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma yarışmasında tüm rakiplerini geride bırakıp birinci olmuş… Görme engelli olması onu Kur’an-ı Kerim okumaktan mahrum etmemiş... O, Braille Alfabesiyle yazılmış Kur’an-ı Kerim (Kabartma Kur’an-ı Kerim) okuyor. Kur’an-ı Kerim’i parmaklarıyla okuyor.

Hiç Braille Alfabesiyle yazılmış Kur’an-ı Kerim gördünüz mü bilmem? Braille Alfabesiyle yazılan sayfalar fazla yer tuttuğu için Kabartma Kur’an-ı Kerimler beş-altı cilt oluyor. Gören gözlerle biz baktığımızda ne olduğunu anlamıyoruz ama görme engellilerin parmakları onu biliyor ve okuyor. Braille Alfabesiyle yazılmış Kur’an-ı Kerim olması görme engelliler için çok önemli bir çalışma… Böylece onlar da Kur’an-ı Kerim okuyabiliyorlar, bundan mahrum kalmıyorlar…

İşte Kasım Şen de Braille Alfabesiyle yazılmış Kur’an-ı Kerim’i tanımış görme engelli biri… Şen, çok küçük yaşta geçirdiği ateşli bir hastalık sonucu görme yeteneğini tamamen kaybetmiş… Ama bu engel onun hayata tutunmasına asla engel olmamış… Çankırı Belediyesi’nde santral memuru olarak çalışan Kasım Şen’in aktif bir sosyal hayatı var. Spor yapıyor, şiir yazıyor. Kur’an-ı Kerim hocalığı yapıyor. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi üçüncü sınıf ve İlahiyat birinci sınıfta eğitimine de devam ediyor…


İlk olarak bir Cuma hutbesinde görme engelliler için Kabartma Kur’an-ı Kerim olduğunu duyan Kasım Şen, Kur’an-ı Kerim okumaya karar vermiş… Hemen Kabartma Kur’an-ı Kerim’i temin etmiş ve öğrenmeye başlamış. Ancak bununla yetinmemiş en doğru ve en güzel şekilde okumak istemiş… Bu nedenle cami imamından tecvit dersi almış… Böylece Kur’an-ı Kerim’i en güzel şekilde okumaya başlamış…

Şen, daha sonra öğrendiğin Kur’an-ı Kerim’i öğretmeye de başlamış… Her yaz Kur’an Kursu’nda Kur’an-ı Kerim hocalığı yapıyor. Pek çok öğrenciye Kur’an-ı Kerim ve temel dini bilgiler dersi veriyor. Kur’an-ı Kerim öğretmeyi ve öğrencilerini çok seven Şen; öğrencilerinin karanlık dünyasının gören gözleri olduğunu söylüyor.

Hayatını Kur’an-ı Kerim okumaya ve öğretmeye adayan Şen, Kur’an-ı Kerim okuma ile ilgili düzenlenen pek çok yarışmalara katılmış ve dereceler almış... Belki de en ilginç yanı Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okuma yarışmasında derece alması… Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okumada herkes gözleriyle okurken, o parmaklarıyla okuyor ve dereceye giriyor!

Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması’nda görebilen tüm rakiplerini geride bırakarak yarışmayı kazanan Kasım Şen, şimdi Suudi Arabistan‘ın Başkenti Riyad’da yapılacak olan dünya şampiyonasında Türkiye’yi temsil edecek… Ne mutlu ona… Görüyoruz ki Kur’an-ı Kerim okumaya engel yok… Bizi en iyi şekilde temsil etmesi ve başarılı olması dileğiyle…


ALİYE YÜCEL

21 Temmuz 2013 Pazar

ENGELSİZ CAMİ


Medyada zaman zaman gördüğümüz “Engelliler İçin Engelsiz Cami”, “Bu Cami Engelliler İçin Tasarlandı”, “Tarihi Cami Engelliler İçin Yeniden Düzenlendi”, “Camiye Rampa Yapıldı”, “Camiye Asansör Yapılıyor” gibi haberler pek çok tesis veya hizmet binası gibi, maalesef ki camilerin de engelliler için uygun olmadığını gösteriyor.

Camilerin fiziki yapısı da engellilerin ziyaretini, ibadetini zorlaştırıyor, hatta bazen imkansız hale getiriyor. Engellisin, camiye gitmek istiyorsun ama camiler hiç uygun değil. Bu camiye gitmek isteyen engelliler için önemli bir sorun… Camilere erişimin zorluğu anlaşıldığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı da bu konudaki eksikliği hissettiği için çeşitli düzenleme ve uygulama çalışmaları yapıyor. Ancak yeterli değil…

Pek çok caminin merdivenleri dik ve yüksek, bedensel engelli birinin çıkması çok zor. Tekerlekli sandalye için rampa yok. Asansör yok… Belki namaz kılmak için bir sandalyeye oturmak gerekebiliyor. Abdest almak için gereken lavabo ve tuvaletlere gelince... Bedensel engellilere hitap eden tuvalet bulmak çok zor hatta imkansız... Caminin abdest alma bölümünde ise bedensel engelli birinin abdest alması çok zorlukla gerçekleşiyor. Bedensel engelliler (ortopedik) için camiler erişilmez… Ancak; camiler sadece bedensel engelliler için değil, tüm engel grupları için ulaşılır ve erişilir olmalı…


Ağır işitenler için, kulaklıklardaki ses düzeyini yükselten sistem ile camilerin iç alanındaki ses düzeyi yükseltilebilir. Hiç işitmeyenler için projeksiyon ile hutbe metni yazı ile perdeye yansıtılabilir. Müftülük tarafından işaret dili bilen bir uzman görevlendirilebilir. Ezan için uyarı ışıkları yapılabilir. Görme engelliler için; hissedilebilir zemin ve özel dokuma halılar konulabilir. Böylece görme engellilerin camideki hareketleri kolaylaşmış olur.

Dinimizde caminin yeri ve önemi büyüktür. Bazı vecibeler camide yapılmaktadır. Biliyoruz ki camide cemaatle namaz kılmak, evde namaz kılmaktan çok daha fazla sevaptır. Bu nedenle “Engelli de camiye gitmesin, evinde namaz kılsın” diye düşünmek ve onları bundan mahrum etmek doğru olmaz. Engelliler de sorun yaşamadan ve rahatlıkla ibadetlerini yapabilmelidir. Hiç olmazsa mübarek gün ve gecelerde camide namaz kılmak, vaaz dinlemek engellinin de hakkıdır.

Engellilerinde camilere gitmekte zorlanmaması, cemaatle namaz kılmaktan mahrum kalmamaları için kamu alanlarında olduğu için düzenlemeler zorunlu olmalıdır. Tarihi ve tamamlanmış camilerde düzenlemeler çok zor olsa da yeni yapılacak camilerde buna mutlaka dikkat edilmelidir. Hiç olmazsa düzenlemeye uygun olan bazı camiler tespit edilip, o camiler engellilerin hizmetine uygun hale getirilmeli ve engellilerin hizmetine açılmalıdır. Üstelik yapılan düzenlemelerin bazıları, hareket zorluğu çeken yaşlı ve hasta olan cemaat içinde çok faydalı olacaktır.


ALİYE YÜCEL

14 Temmuz 2013 Pazar

FATİ’Yİ ÇOK SEVDİM


“Fati ile Birlikte Yürüyoruz” kampanyasından daha önceki bir yazımda bahsetmiştim. Geçtiğimiz hafta “ICEVI Europe 2013 Turkey” Kongresi’nde; Fati’nin yani “Birlikte Yürüyoruz” kampanyasının standı da vardı. Kampanyanın yüzü olan çizgi karakter Fati’nin canlandırılmış hali çok büyük ilgi gördü. Bu ilgi hoşuma gitti ve bu yazıyı yazmamı sağladı…

Fati, elinde beyaz bastonu, gözünde siyah gözlük olan görme engelli küçük bir çocuk… Öyle sevimli, öyle tatlı, öyle cana yakın ki onu gören herkesin yüzü gülüyor. Kongrede de ona rastlayan herkes, canlıymışçasına ona sevgi ve hayranlıkla baktı. Küçük büyük herkes Fati ile fotoğraf çektirmek için adeta yarıştı. 

“Fati ile Birlikte Yürüyoruz” engellileri ilgilendiren ama engelli olmayan kişilere yönelik bir kampanya… Bu kampanya engelliyi tanımadığımız için, engellilerle birlikte yaşama kültürünü arttırmak amaçlı olarak başlatıldı. Türkiye Beyazay Derneği tarafından da yürütülüyor.

Ailede ve çevrede engelli biri yoksa okullarda da öğretilmeyince (çünkü bildiğim kadarıyla okullarda engellilik kavramıyla ilgili bir müfredat yok ve öğretmenlerde bu konuda bir eğitim almıyor) çocuklar engelli olgusunu hiç bilmiyorlar. Bu nedenle çocuklar herhangi bir engelli biriyle karşılaştıklarında şaşırıyorlar… Engelliye nasıl davranacaklarını ve onlarla nasıl konuşacaklarını bilemiyorlar…


İşte Fati, yaşadığı çeşitli maceralarla pek bilinmeyen görme engellilerin dünyasına ışık tutuyor… Yaptıklarıyla engellilerin yaşam tarzını öğrenmek için çocuklara olduğu kadar, yetişkinlere de yardımcı oluyor… Bu kampanya ile toplum onu tanıyor, bu sayede görme engelli bireylerin farkında oluyor.

“Fati ile Birlikte Yürüyoruz” engelliyi tanıma adına yapılan en doğru kampanyalardan biri… Fati, çocukları engelliliğin bir çeşidi olan görme engellilikle tanıştırıyor. Fati’yi gören ve tanıyan bir çocuk, o günden sonra görme engelli birini görse şaşırmaz, yadırgamaz… Görme engellilik gerçeğini doğru öğrenip, ona göre davranır…

Fati karakteri görme engelliler adına çok olumlu bir sunum… Çünkü Fati; karanlıkta kitap okuyabilen, top oynayan, bilgisayar kullanabilen, satranç oynayan, sorumluluk sahibi, akıllı, özgüveni yüksek, yetenekli, esprili ve cesur bir kahraman... Bu nedenle Fati ile tanışan bir çocuk görme engeli birini gördüğünde ona çok farklı bakacak... Engelliyi tanıyacak, anlayacak ve doğru bir bakış açısına sahip olacak…

İşte tüm bu nedenlerden dolayı Fati’yi çok sevdim. Fati, görme engelli insanları tanıtmak, onlarla ilgili ön yargı ve tutumları değiştirmek için tasarlanmış ve amacına ulaşmıştır. Çünkü çocukların engellilik olgusuyla küçük yaşta tanışması, bunu öğrenmesi gerekiyor. Bundan asla kaçamayız. Unutmayalım ki engelli ve engelsiz sosyal hayatı beraber paylaşıyoruz.
  

ALİYE YÜCEL

7 Temmuz 2013 Pazar

ICEVI EUROPE 2013 TURKEY


“ICEVI EUROPE 2013 TURKEY” 30 Haziran - 5 Temmuz 2013 tarihleri arasında; Cumhurbaşkanlığı’nın himayesinde, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Türkiye Beyazay Derneği’nin ev sahipliğiyle İstanbul’da düzenlendi. Bilmeyenler için açıklayayım: “ICEVI”, Görmeyenlerin ve Az Görenlerin Eğitimi ve Rehabilitasyonu Uluslararası Konseyi’nin kısa adıdır.

Bu yıl 8.si düzenlenen ICEVI Avrupa 2013 Türkiye Kongresi 1 Temmuz Pazartesi günü Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Aylin Çiftçi, Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva, Dünya ICEVI Başkanı Colin Low, ICEVI Avrupa Başkanı Hans Welling’in açılış konuşmalarıyla başladı. Kongrenin açılışına ünlü sanatçı Ajda Pekkan da katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen yaptığı konuşmada engellilik alanında yapılan çalışmalarla ilgili olarak “Bu meselede asıl aşılması gereken zihni engellerdi. On yıllık süre içinde yapılan en önemli işlerden birisi, zihni dönüşümün ortaya çıkmış olmasıdır. Zihni dönüşüm aşıldıktan sonra artık onun önündeki problemler, kendiliğinden teker teker yok olmaya mahkumdur” dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Aylin Çiftçi “On yıl önce Türkiye’de engellilik konusuna, “engelli kişi yardım edilecek kişidir” gözüyle bakılıyordu. Bu nedenle de bütün hizmet anlayışı, sosyal yardıma yönelikti. Son on yılda yaşanan zihinsel dönüşümle, bu durumun “topluma katılım”, “birlikte yaşama zihniyetinin kazandırılması” çalışmasına dönüştü. Bizim de yapmaya çalıştığımız en önemli şey: Birlikte yaşamayı öğrenmek, birlikte yaşayabilmek” diye konuştu.


Türkiye Beyazay Derneği Başkanı Lokman Ayva “11 yaşında görme duyumu kaybettim. Sonra fark ettim ki, ben aslında görürken karanlıkta yaşıyormuşum. Görürken, bazı konulara körmüşüm. Görme duyumu kaybettikten sonra insanların gerçek davranışlarını görmeye başladım. İnsanların pek çoğunun, herhangi bir engeli olan insanların bir şeyi başaramayacağına inanıyor. Hiçbir zaman gerçek bu şekilde değildir. Herkesin bir potansiyeli vardır…” diyerek engelliye bakışın değişmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

“ICEVI İle Değişmekte Olan Bir Gelecek” sloganı ile uluslararası çalışmalar yapan konseyin, Kaya Ramada Plaza’da gerçekleşen kongresine yüzün üzerinde ülke katıldı. Çeşitli ülkelerden gelen yabancı ve yerli katılımcılar; her yaştaki görme engellileri, topluma ve günlük hayata dahil etmek için yaptıkları çalışmaları kongrede paylaştı. Görme engellilerin eğitiminde ve rehabilitasyonunda gelinen son nokta masaya yatırıldı.

ICEVI’nin düzenlediği kongreye Türkiye’nin ev sahipliği yapması; Türkiye’de de engellilik adına bir şeylerin yapıldığını ve engelliye bakışın değişmeye başladığını gösterdiği için çok çok önemli… “ICEVI İle Değişmekte Olan Bir Gelecek” dileğiyle…

ALİYE YÜCEL