> Engeloji : Ortopedik Engelli

Translate

Ortopedik Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ortopedik Engelli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2017 Pazar

ENGELLİLERE UYGUN ATM HARİTASI


Türkiye Bankalar Birliği (TBB), engelliler için yaptığı bankacılık hizmetlerini geliştirme yönünde çeşitli çalışmalar yapıyor. Bankalar, engelli bankacılığı için yatırımlarını arttırmaya başladı. Bankalarda engeller kalkmaya başladı. Bunun sonucu; banka şubelerinin girişleri ve kapıları ortopedik engellilere uygun hale getiriliyor. Görme engelliler için şubelerinin içine hissedilebilir zemin yapılıyor. Tekerlekli sandalyeyi kullananlar engelliler için alçak gişe bankoları ve alçak ATM'ler yapılıyor. Müşterinin engel bilgileri bankada kayıtlı olursa sıralama sisteminde engelli müşteriye öncelik tanınıyor.

Engelli müşteriler, ATM'lerde büyük zorluklar yaşıyor. Görme engelliler farklı, ortopedik engelliler farklı zorluklarla karşılaşıyor. Yüksek ATM'lerin tekerlekli sandalye kullanan ve boyu kısa olanlar için ne büyük bir zorluk olduğunu söylemeye gerek var mı? Görme engelli birinin ATM'yi kullanamaması ne demek? Herkes gibi engellilerin de bankacılık hizmetlerinden eşit şartlarda faydalanabilmesi gerekiyor.


Türkiye Bankalar Birliği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yayımlanan "Bankacılık Hizmetlerinin Erişilebilirliğine Dair Yönetmelik" kapsamında engellilere uygun ATM'lerin adres ve coğrafik konumlarını gösteren bir harita hazırladı ve yayınladı. Bu haritaya, Türkiye Bankalar Birliği'nin internet sitesi üzerinden giriliyor. Engellilere uygun ATM'ler nerede; il, ilçe ve banka seçilerek sorgulama yapılabiliyor.

Haritadaki son verilere göre;
Türkiye genelinde hizmet veren 21 bankanın;
Toplam ATM Sayısı 42485,
Ortopedik Engellilere Hizmet Veren ATM Sayısı: 2897
Görme Engellilere Hizmet Veren ATM Sayısı: 5310.
Gördüğümüz bu sayı oldukça az. Ancak bu sayı artacak. Çünkü engellilerin bankalarla ilişkisi var. İhtiyaç olduğu görülüyor.

Bu harita engelliler için çok önemli... Çünkü, bankacılık gibi bir alanda engelli olmak oldukça zordur. Gittiğimde basamaklarını (öyle yüksekti ki hiçbir engeli olmayan kişiler ve yaşlılar bile zor çıkıp iniyordu) çıkamadığım için başka bir ATM aradığımı bilirim. Şimdi bu haritaya göre gidebileceğim ATM'yi seçebilmek büyük kolaylık. Bulunduğum yere daha uzak bile olsa, bana uygun kolaylıkla erişebileceğim bir ATM'ye gitmeyi tercih ederim. Bunu sadece ben düşünmüyorum sanırım. Çünkü, bankacılık gibi bir alanda herhangi birinden yardım istemek hiç kolay değildir. 
                                                                                                                 
ALİYE YÜCEL


25 Aralık 2016 Pazar

BENİM HİKAYEM


25 Aralık doğum günüm... Benim hikayem bugün başladı. Bugün yazmayı düşündüğüm başka bir konu vardı. Ancak "25 Aralık" olunca kendi hikayemden bahsetmek istedim. Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde doğdum. Doğduğum yıllarda çocuk felci çok yaygın bir hastalıkmış... Ben de 9 aylık iken çocuk felci geçirdim. Bu nedenle bedensel (ortopedik) engelliyim. Çocukluğum ev, okul ve hastane üçgeninde geçti.  Ameliyatlar, doktor kontrolleri, fizik tedavi süreçleri...

Ailem benim için en büyük şans... Çok farklı karakterde olan annem ve babamdan ayrı ayrı konularda, ayrı ayrı güçler aldım. Annem, babam ve kardeşlerim bana hiç bir zaman engelli gibi davranmadılar. Eksikliklerimi gördüler ama hep artılarımı ön plana çıkardılar. Bu da beni daha güçlü yaptı. Böyle olunca çevreden gelen olumsuz etkilere aldırmamayı öğrendim. Ailem eğitim almam konusunda da maddi ve manevi desteği hiç esirgemedi.

Eğitim herkes için ilk şart... Ancak engelliyseniz bu çok daha önem kazanıyor. Sadece çalışan bir birey olmak için değil... Çevreye kendini kabul ettirmenin de bir yolu bu... Başarılı bir öğrenciydim. Tabii böyle olunca çevrede bir kabul görüyorsunuz, bu da bir özgüven sağlıyor... Özgüven çok önemli. Yoksa engelli olmak çok daha zor.


İlk, orta ve lise öğrenimimi ilçemde, Mustafakemalpaşa'da tamamladım. Üniversite öğrenimi için İstanbul'a geldim. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ilk tercihimdi. Oradan mezun oldum. Mezun olduğum yıllarda maalesef engellilere öğretmenlik hakkı verilmiyordu. Bu nedenle öğretmen olduğum halde, mezuniyet için gerekli olan stajımı yaptığım halde, mesleğimi  yapamadım.

Sevdiğim bir alan olduğu için medya sektöründe çalışmaya başladım. 1989 – 1990 yıllarında Kadın ve Aile Dergisi’nde editör olarak; 1991 – 1994 yılları arasında engellilere yönelik Yaşama Sevinci Dergisi’nde editör, yine engellilere yönelik hazırlanan ve TRT’de yayınlanan Her Şeye Rağmen programında yapım yardımcısı olarak çalıştım. Sonra TGRT'ye girdim.

TGRT'de uzun yıllar çalıştım. 1994 ile 2010 yılları arasında... Metin Yazarlığı, Yapım - Yönetim Yardımcılığı (Kadın ve Sağlık Programlarında), TGRT - Basın ve Halkla İlişkiler Basın Tanıtım Sorumlusu ve TGRT HABER Medya Sorumlusu olarak görev yaptım. 2010 yılından bu yana da Beyazay Derneği ve İŞ-KUR’un ortak projesi olan engelli istihdamına yönelik Engelli Kariyeri’nde Değerlendirme Uzmanı olarak çalıştım.

Bu arada engellilere yönelik çeşitli projelerde çalıştım. Danışmanlık yaptım. 2011 yılında yazmaya başladığım halen yazmaya devam ettiğim engelli ve engellilik hakkında yazdığım "Engeloji" isimli kişisel bir blogum var. Bu yazıyı okuduğunuza göre  biliyorsunuz! Ve aynı isimli bir kitabım var.

ALİYE YÜCEL

13 Kasım 2016 Pazar

OKULA RAHATÇA GİDEBİLMEK


Herkesin yaşadığı bir duygudur. Güzel bir şey karşısında bazen kendi yararınıza olmuş gibi sevinirsiniz. Geçen gün böyle bir duygu yaşadım. Haberde "Bedensel (fiziksel) engelli öğrencilerin okula gidişini kolaylaştırmak için asansörlü okul servisi aracı uygulaması başlatıldı" yazıyordu. Milli Eğitim Bakanlığı ile Ankara Valiliği işbirliği ile yürütülen uygulamayla bedensel engelli öğrenciler evlerinden okullarına, okullarından evlerine erişilebilirlik standartlarına uygun, kimsenin yardımı olmadan asansörlü servis araçlarıyla taşınacaklar.

Bu hizmetten şimdilik, Ankara Doğan Çağlar Ortopedik Engelliler İlkokulu, Ortaokulu ve Meslek Lisesi öğrencileri ile Çankaya Gökkuşağı Özel Eğitim Anaokulu, İlkokulu ve Ortaokulu öğrencileri yararlanmaya başlamış. Engelli öğrencilerin taşıtlarında koltuk sayısı azaltılıyor. Otomatik asansör sistemi, rampa ve güvenlik mekanizmaları bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı ile Ankara Valiliği işbirliği ile yürütülen çalışmanın tüm Türkiye'de yaygınlaştırılması planlanıyormuş...

MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Celil Güngör, engelli öğrencilerin okullara daha kolay ve rahat bir şekilde ulaşabilmeleri amacıyla bu uygulamaya başladıklarını açıklıyor. Tekerlekli sandalyeyle servis aracına binmenin zor ve zahmetli olduğuna dikkat çeken Güngör, "Asansörlü servislerle örencilerimiz daha rahat bir şekilde servislere erişebilecek. Görevliler ve aileler çocuklarımızı tekerlekli arabayla servis aracına bindirmeye çalışıyordu. Çocuklarımızın servisten inmeleri de yine aynı şekilde çok zor bir süreçti..." diye anlatıyor. 


Haberi okurken okula gidip gelişlerimi düşündüm. Ne zorluklar yaşadım. Çoğu öğrenci sabah uyandığında o gün olacağı sınavı düşünür değil mi? Bense o gün okula gidip gidemeyeceğimi düşünürdüm. Okuldaki dersler, sınavlar kolaydı! Onları başarabilirdim. Ama ya arabamız çalışmaz da okula gidemezsem, diye çok korkardım. Bedensel engelli biri için ulaşım en büyük sorundur. Bu sorunun çözülmesi ise engelli için en büyük özgürlüktür.

Şimdi bu asansörlü okul servisi uygulaması sayesinde tekerlekli sandalye kullanan öğrenciler rahat ve güvenli bir şekilde okullarına gidip gelecekler... Tekerlekli sandalye ile başkalarının yardımıyla servislerine binerken zor anlar yaşayan öğrencilerin, artık yardımsız olarak servislerine binmeleri ne büyük bir rahatlık... Bunu yaşamayan bilemez. Bunu anlatmak ve anlamak zordur. Yaşamak lazım.

Bu haberi gören tekerlekli sandalye kullanan öğrenciler ne kadar çok sevinmiştir. Bu uygulama yapılamayacak ve zor bir şey değil. Her okula ve her güzergaha  böyle bir taşıt konulması gerekmiyor aslında... Bedensel öğrencileri tespit edip, sadece onların evlerinin bulunduğu güzergahların servislerinin böyle olması yeterli. Umarım bu güzel uygulama Türkiye genelinde de yaygınlaşır. Böylece tekerlekli sandalye kullanan öğrencilerin engeli kalkar.

ALİYE YÜCEL

25 Eylül 2016 Pazar

ENGELLİ DOSTU BANKALAR


Çoğu zaman engellilerin banka isyanı ile ilgili haberlere rastlıyoruz. Yüksek ATM'lerin tekerlekli sandalye kullanan için ne büyük bir zorluk olduğunu söylemeye gerek var mı? Görme engellinin bankadan içeri girdiğinde ne tarafa gideceğini bilememesi ne demek? Bankaya gelen işitme engellinin iletişim kurma çabası... Herkes gibi engellilerin de bankacılık hizmetlerinden faydalanabilmesi gerekli... İşte geçtiğimiz günlerde bununla ilgili güzel bir haber vardı. Bankalarda engellerin kalkmaya başladı haberi...

Bir bankanın girişindeki yüksek basamak nedeniyle içeriye giremediğim ve başka bir şubeye gittiğim olmuştur. Nasıl bir mimar, mühendis ve usta tarafından yapılmışsa öyle bir basamağı vardı ki, engelli olmayanlar bile zorlanıyordu. Bu benim yaşadığım bir zorluk. Bir gerçek var ki engelli müşteriler, bankalardaki çeşitli zorluklar yaşıyor. Her engel grubu farklı engelle karşılaşıyor. Görme engelliler farklı, ortopedik engelliler farklı, işitme engelliler farklı zorluk yaşıyor. İşte bunu gören bankalar, engelli bankacılığı için yatırımlarını arttırmaya başladı.

Türkiye Bankalar Birliği, ihtiyaçlar üzerine engelliler için bankacılık hizmetlerini geliştirmek için çalışmalar yapıyor. Bunun sonucu; banka şubelerinin girişleri ve kapıları ortopedik engellilere uygun hale getiriliyor. Görme engelliler için şubelerinin içine hissedilebilir zemin yapılıyor. Tekerlekli sandalyeyi kullananlar engelliler için alçak gişe bankoları ve alçak ATM'ler yapılıyor. Müşterinin engel bilgileri bankada kayıtlı olursa sıralama sisteminde engelli müşteriye öncelik tanınıyor...


Habere göre; son üç yılda ortopedik engelli kişilere hizmet veren ATM sayısı yüzde 393 oranında artmış ve 4362 sayısına ulaşmış. Görme engellilere hizmet veren post sayısı da yüzde 185 oranında artmış. 2014 yılında engellilere hizmet veren banka sayısı 21 iken, şubelerini engellilerin rahat kullanımı için düzenleyen banka sayısı şimdi 25'e ulaşmış... Bu sayı az. Ancak anlıyoruz ki bu sayı artacak. Çünkü ihtiyaç olduğu görülüyor.

Engellilere hizmet veren 25 bankanın 3229 şubesinde görme, 3754 şubesinde ortopedik engellilere hizmet veriliyor. Bankalar; sadece görme engelliler ve ortopedik engelliler için değil,  işitme engelliler için de çalışmalar yapmaya başlıyor. Bankalarda, işaret dili bilen personel alımı artıyor. Banka çalışanlarından işaret dili eğitimi almak isteyenlere kurs imkanı tanınıyor. Şubede işaret dili bilen personel bulunmadığı zaman da görüntülü destek sunulması zorunlu oluyor.

Engellilerin bankacılık işlemlerine kolayca ulaşması sektöre yeni kaynak girişini de sağlamış. Uzmanlar; engellinin gerek yatırım, gerekse kredi bazında bankalarla ilişkisi olduğunu belirtiyorlar. Her engelli için en az 2 bin liralık işlem yapılsa, 5 milyon engellide işlem hacmi 10 milyar civarında olacağı gözleniyor. Bu bile bankaların engellileri dikkate alması için yeterli oluyor.

Bankaların engellilere bu hizmeti vermesinde yönetmelikte etkili oluyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yapılan yönetmelik ve esaslar belirlendi. Bankalar, engellilerin sorunsuz hizmet alabilmesi için düzenlemelerini 1 Ocak 2018 tarihine kadar tamamlamaları gerekiyor. Dileriz bu süreden bile önce bu düzenlemeler yapılır. Çünkü, bankacılık gibi bir alanda engelli olmak oldukça zor...


ALİYE YÜCEL

22 Mart 2015 Pazar

GAZZELİ ÖĞRETMEN


Reuters Haber Ajansı’nın Gazze’deki engelli öğretmenin fotoğraflarını dünya medyasına sunmasıyla Ahmed Savaferi’yi tanıdık. Ahmed Savaferi, 2008 yılında İsrail’in hava saldırısı sonucu her iki bacağını ve sol kolunu kaybetmiş… Tekerlekli sandalyede hayatını sürdürüyor. 25 yaşındaki Savaferi, öğretmen ve şimdi bir ilkokulda görev yapıyor. Tekerlekli sandalyesinde okula gidiyor ve öğrencilerine ders veriyor. Aynı zamanda da üniversitede eğitimine devam eden Savaferi, haziran ayında İslam çalışmalarıyla ilgili lisans diploması da alacak…

Gazze’deki çatışma ve bombardımanlarda pek çok kişi yaralanıyor. Bunun sonucu bazıları engelli hale geliyor. Bu nedenle Gazze pek çok engelli hikayesi barındırıyor. İşte iki çocuk babası Ahmed Savaferi de bunlardan biri… Reuters Haber Ajansı, onu bulup, bir gününü fotoğraflamış… Foto muhabiri Suayb Salem, çok güzel bir iş çıkarmış… Örnek bir hayatı, bir başarı hikayesini bu fotoğraflar sayesinde bütün dünya da öğrenmiş oldu. Fotoğrafların hepsi birbirinden çarpıcı ve etkileyici… Buraya koymak için seçimde zorlandım.


Bedensel (ortopedik) engellilerin özellikle de tekerlekli sandalye kullananların yaşadığı için en büyük zorluk merdivenler Ahmed Savaferi için de sorun olmuş… Tekerlekli sandalye ile her gün okuluna giden öğretmenin yaşadığı tek problem merdivenler… Üst katlara çıkıp, inebilmek için merdivenlerde öğretmen arkadaşları ya da okul görevlileri ona yardım ediyorlar. Tekerlekli sandalyesiyle birlikte onu çıkarıp, indiriyorlar. Objektiflere yansıyan böyle bir fotoğraf da var.

Gazze denilince akla savaş, çatışma ve karışıklık gibi ortamlar geliyor maalesef… Ancak hayat orada da devam ediyor. Bu yüzden eğitim de gerekli… Tahmin ediyoruz ki Gazze de öğretmen olmak zor, hele de engelli olarak öğretmenlik yapmak çok daha zor. Ama genç öğretmen bunu başarıyor. Objektife yansıyanlara göre Savaferi, öğrencilerini bahçeye çıkararak spor bile yaptırıyor. Her şeye rağmen eğitime, öğretmeye yönelik çabası çok değerli. Ahmed Savaferi engel tanımıyor. Bu yüzden ayrı bir takdiri hak ediyor.

Gazze’den gelen hep kötü haberlerin yanında böyle azim, umut ve başarı hikayesi insana çok iyi geliyor. Öğretmenlik başlı başına bir fedakarlık gerektiren bir meslek, bir de bu şartlarda yapabilmek gerçekten çok daha önemli. İnsan istedikten sonra yapamayacağı, her şartta başaramayacağı şey yok. Bunu bir kez daha görüyoruz. İşte Ahmed Savaferi de öğretmenlik yapıyor. Hem de bal gibi yapıyor…


ALİYE YÜCEL  


12 Ocak 2014 Pazar

YILDIZLAR ENGEL TANIR MI?



"Yıldızlar Engel Tanımaz" kitabını yeni çıktığında bir arkadaşım hediye etmişti. Kitap engelli sahabelerin hayatını anlatıyordu. Kitabı elime alıp; Hadis-i Şerif’lerde ve siyer kitaplarında zaman zaman okuduğumuz engelli sahabelerin isimlerini, engellerini ve hayatlarını toplu halde görünce "Ne güzel bir çalışma... Keşke bu çalışmayı ben yapabilseydim..." diye düşünmüştüm.

Kitabın adı bile başlı başına çok şey anlatıyordu. Yıldızlar Engel Tanımaz... Biliyoruz ki; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) döneminde yaşayan sahabelerin hepsi birer yıldızdır. Hepsi bizlere yol gösterir. Bu yıldızların içinde elbette ki engelli olanları da vardı. İşte Prof. Dr. Ali Seyyar yaptığı bu çalışma ile onları tek tek ele almış ve anlatmıştı.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) döneminde engellilerin sayısı oldukça fazlaydı. Çünkü o dönemde hastalıklar ve savaşlar sebebiyle el, kol, ayak, bacak ve göz gibi organlarını kaybedenler çoktu. Yıldızlar Engel Tanımaz'da biri kadın (Ümmü Ümare Nesibe (R.A)) olmak üzere, tam yirmi sekiz engelli sahabenin hayatından kesitler var. Her birinin hikayesi çok etkileyici ve ibret dolu...


Yıldızlar Engel Tanımaz, Prof. Dr. Ali Seyyar'ın engelliler üzerine yazdığı ilk kitabı değil... Seyyar, engelliler konusunda pek çok araştırma yapmış ve eser meydana getirmiş bir bilim adamı... Prof. Dr. Ali Seyyar, halen Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde Öğretim Üyesi... Engelliler konusunda yaptığı çeşitli çalışmalarla da bu konuda bilirkişi sayılacak düzeyde... Aslında yaptıkları sadece bilimsel değeri olan çalışmalar olarak görülmemeli; aynı zamanda engellilere sabır, güç ve özgüven aşılayan çalışmalar...

Kitap, iki bölüm halinde ele alınmış; ilk bölümde Ortopedik (Bedensel) Engelli Sahabeler, ikinci bölümde ise Görme Engelli Sahabeler var. Kitabı okuyup, engelli sahabelerin yaptıklarına ve örnek hayatlarına baktığımızda; o devirde engellilere verilen önem ve değeri görmek çok etkileyici... Engelliler, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) döneminde negatif bir ayrımcılık görmemiş... İnsan sadece insan olarak kabul edilmiş... İmamlık, valilik, peygamber katipliği yapmış ve engelli olduğu halde savaşa katılmış sahabeler var.

Kitapta yazılanlardan engelli sahabelerin hiç bir engeli olmayan pek çok kişiden daha önemli işler başardığını görüyoruz. Onların örnek hayatları engellilere büyük bir moral kaynağı olacak türden... Yıldızlar, gerçekten de engel tanımamış... Kitabı okuyan engelli ya da engelsiz herkes, farklı dersler ve sosyal mesajlar çıkaracak... Ayrıca, çevresindeki engellilerle olan ilişkilerini de bir daha gözden geçirecek...

ALİYE YÜCEL


21 Temmuz 2013 Pazar

ENGELSİZ CAMİ


Medyada zaman zaman gördüğümüz “Engelliler İçin Engelsiz Cami”, “Bu Cami Engelliler İçin Tasarlandı”, “Tarihi Cami Engelliler İçin Yeniden Düzenlendi”, “Camiye Rampa Yapıldı”, “Camiye Asansör Yapılıyor” gibi haberler pek çok tesis veya hizmet binası gibi, maalesef ki camilerin de engelliler için uygun olmadığını gösteriyor.

Camilerin fiziki yapısı da engellilerin ziyaretini, ibadetini zorlaştırıyor, hatta bazen imkansız hale getiriyor. Engellisin, camiye gitmek istiyorsun ama camiler hiç uygun değil. Bu camiye gitmek isteyen engelliler için önemli bir sorun… Camilere erişimin zorluğu anlaşıldığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı da bu konudaki eksikliği hissettiği için çeşitli düzenleme ve uygulama çalışmaları yapıyor. Ancak yeterli değil…

Pek çok caminin merdivenleri dik ve yüksek, bedensel engelli birinin çıkması çok zor. Tekerlekli sandalye için rampa yok. Asansör yok… Belki namaz kılmak için bir sandalyeye oturmak gerekebiliyor. Abdest almak için gereken lavabo ve tuvaletlere gelince... Bedensel engellilere hitap eden tuvalet bulmak çok zor hatta imkansız... Caminin abdest alma bölümünde ise bedensel engelli birinin abdest alması çok zorlukla gerçekleşiyor. Bedensel engelliler (ortopedik) için camiler erişilmez… Ancak; camiler sadece bedensel engelliler için değil, tüm engel grupları için ulaşılır ve erişilir olmalı…


Ağır işitenler için, kulaklıklardaki ses düzeyini yükselten sistem ile camilerin iç alanındaki ses düzeyi yükseltilebilir. Hiç işitmeyenler için projeksiyon ile hutbe metni yazı ile perdeye yansıtılabilir. Müftülük tarafından işaret dili bilen bir uzman görevlendirilebilir. Ezan için uyarı ışıkları yapılabilir. Görme engelliler için; hissedilebilir zemin ve özel dokuma halılar konulabilir. Böylece görme engellilerin camideki hareketleri kolaylaşmış olur.

Dinimizde caminin yeri ve önemi büyüktür. Bazı vecibeler camide yapılmaktadır. Biliyoruz ki camide cemaatle namaz kılmak, evde namaz kılmaktan çok daha fazla sevaptır. Bu nedenle “Engelli de camiye gitmesin, evinde namaz kılsın” diye düşünmek ve onları bundan mahrum etmek doğru olmaz. Engelliler de sorun yaşamadan ve rahatlıkla ibadetlerini yapabilmelidir. Hiç olmazsa mübarek gün ve gecelerde camide namaz kılmak, vaaz dinlemek engellinin de hakkıdır.

Engellilerinde camilere gitmekte zorlanmaması, cemaatle namaz kılmaktan mahrum kalmamaları için kamu alanlarında olduğu için düzenlemeler zorunlu olmalıdır. Tarihi ve tamamlanmış camilerde düzenlemeler çok zor olsa da yeni yapılacak camilerde buna mutlaka dikkat edilmelidir. Hiç olmazsa düzenlemeye uygun olan bazı camiler tespit edilip, o camiler engellilerin hizmetine uygun hale getirilmeli ve engellilerin hizmetine açılmalıdır. Üstelik yapılan düzenlemelerin bazıları, hareket zorluğu çeken yaşlı ve hasta olan cemaat içinde çok faydalı olacaktır.


ALİYE YÜCEL

8 Temmuz 2012 Pazar

ENGELLİ KOMŞUYA HAYIR!


Sabancı Vakfı, Toplumsal Gelişme Hibe Programı (TGHP) kapsamında 2009 yılından bu yana kadın, genç ve engellilerin topluma daha fazla katılımlarını hedefleyen projelere destek veriyor. Bugüne kadar 20 projeyi destekleyen Sabancı Vakfı'nın hibe verdiği engelli yaklaşımına sahip 14 projeden biri olan "Engelli Ayrımcılığını Önleme ve Mücadele Platformu" projesi, Türkiye'deki engelli ayrımcılığını ortaya koyan bir araştırmaya imza attı. "Ayrımcılığı Önle" projesi kapsamında halkın ayrımcılığa bakışının tespit edilmesi için bir kamuoyu araştırası yapıldı.
Engelli Konumlandırma, Algı ve Ayrımcılık Araştırması; engelli ve engelsiz olmak üzere iki farklı gruba uygulanmış... Anket; Türkiye'nin genel demografik yapısını yansıtacak şekilde 9 ilde, 241 engelli ve 178 engelsiz kişiyle yüz yüze görüşmek suretiyle gerçekleştirilmiş… Ankette çok çarpıcı sonuçlar elde edilmiş… Bu araştırma, Türkiye'de engelliye bakışı da gözler önüne seriyor.

Anket sonuçlarına göre, toplumun % 57.3'lük bir bölümü engelliler için ayrı okullar yapılmasını destekliyor. Engelsiz kişilerin % 67.5'lik bölümü, engellilere yönelik özel yapılmış mahalle ya da site projelerine destek vermiyor. % 80.2'lik bölümü buna sebep olarak engellilerin toplumdan soyutlanmamaları gerektiğini gösteriyor. Bununla birlikte, engelsiz kişilerin % 70.3’lük gibi büyük bir çoğunluğu ortopedik engelli bir komşu istemediğini belirtiyor.
Araştırmadan çıkan en ilginç sonuçlardan biri hiç kuşkusuz, engelsiz kişilerin büyük bir çoğunluğunun engelli komşu istemediğini belirtmesi... Evet, engelsiz kişilerin, yüzde % 70,3’lük bir çoğunluğu ortopedik engelli bir komşu istemiyor… Neden? Niçin? Anlamak zor… Engelin türüne göre ele alırsak; zihinsel ve psikolojik engelli olsa, zarar verir ya da gürültü yapar gibi faktörler yüzünden (ki onları bile istememek doğrudur, diyemeyiz…) istemediğini varsayalım… Ama araştırmaya göre, bedensel (ortopedik) engelli komşu da istenmiyormuş!
Çok garip! Bedensel engelli komşu neden istenmez? Estetik kaygı yüzünden mi? Acıma duygusu yüzünden mi? İtici buldukları için mi? Neden acaba? Aslında ankette bu da sorulmalıydı. Neden istemiyorsun? Sebebi nedir? Diye… Yapılan açıklamada makul ve mantıklı bir cevap çıkar mıydı? Gerçekten çok merak ettim.
İnsan… Bakın “insan” diyorum! Sadece engelli olduğu için bir komşusunu nasıl istemez? Gelin ve damat istenmediğine çok şahit olduk… Bu tamam da! Komşu niye istenmez? Anlamak zor. İnsanoğlu daha ne kadar çirkinleşebilir diye düşünüyorum da, galiba sonu yok!
Diğer bir taraftan da insanlar ne kadar farklı diye düşünmeden edemedim. Bazı engelsiz kişiler; engelli birini eş olarak düşünebiliyor, hatta evleniyor… Bazıları ise komşu olmak bile istemiyor! Engelli komşuya “hayır” diyebiliyor!

ALİYE YÜCEL

24 Haziran 2012 Pazar

BUNLARI BİLELİM!


“Bedensel (Ortopedik) Engelliye Nasıl Davranmalı?” konusunu ele almak istedim. Bu bilimsel bir çalışma değil! Sadece bu güne kadar gördüklerim, okuduklarım, duyduklarım, izlenimlerim ve yaşadıklarım…
Ülkemizde maalesef engellilerle ilgili algılama ve tanımlama zorluğu yaşanıyor. Genelde normal insanlar (!) engellileri; korku, acıma ya da küçümseme unsuru olarak görüyor. Öncelikle engelli birine farklı gözle bakmamak gerekiyor. İlk tanışmada herkese nasıl davranılıyorsa engellilere de öyle davranmak gerekir.  Farklı olmak ekstra bir ilgiyi ya da dışlanmayı gerektirmez.
Bedensel engelliye “sakat, aciz, cüce, topal, çolak…” gibi etiketlerle ya da empati kurmadan yaklaşmak nasıl yanlışsa; engelliye acıyarak yaklaşmak, acıyan davranışlarda bulunmak ve acıma hissi veren ses tonu ile konuşmakta yanlıştır. Sonuçta onlar sadece birtakım engellere sahiptir. Hasta ya da mutsuz değildir!
Engelli kişiler karşısında çok dikkatli ve özenli olmaya da çalışmamalıdır. Diğer insanlarla nasıl konuşuluyorsa engellilerle de öyle konuşulmalıdır. Kelimeleri vurgulayarak veya yüksek sesle konuşulmamalıdır! Bedensel engelli bir kişinin duyma sorunu yoktur! Ayrıca onun zeka ve algılama sorunu olduğunu ima eder gibi tane tane ve vurgulayarak konuşulmamalıdır. Özellikle spastik engellilere bu şekilde davranılmaktadır. Bu büyük bir yanlıştır!
Tekerlekli sandalyede ya da koltuk değneği ile yürüyen engellilere karşı yardım etmek amacıyla aniden atılmamalıdır. Onların yardım istemesini beklemeli ya da yardım etmeden önce yardım isteyip istemediğini mutlaka sormalıdır. Onlardan bir istek olmadan kendimize göre yardımda bulunmak, aniden koluna girip tutmamak gerekir. Çünkü istemeden onun düşmesine ya da psikolojik olarak rahatsız olmasına sebep olunabilir. Eğer yardım istiyorsa, sizi yönlendirmesine göre davranılmalıdır.
Tekerlekli sandalyeli kişinin sandalyesine yaslanmamak ve dokunmamak gerekir. İstenmediği sürece tekerlekli sandalyeyi asla itmemelidir. Tekerlekli sandalyedeki kişinin görme seviyesinde, tam karşısında rahatlıkla göreceği şekilde sohbet etmelidir.
İncitirim korkusuyla normal konuşmalarının ya da davranışların dışına da çıkmamak gerekir. Örneğin; engelli bir insanın eli ve kolu olmasa da, normal bir şekilde elimizi uzatabiliriz. O buna uygun davranıp ve bir cevap verecektir.
Sanıldığının aksine engelliler engeliyle ilgili soru sorulmasından rahatsız olmazlar. Çünkü hiç bir şey yokmuş gibi davranmakta bazen doğru olmaz. Sadece soruyu samimiyetle, uygun bir dille sormayı bilmek gerekir. 
Engellinin kullandığı koltuk değneği ya da baston varsa, onları alarak kişiyi taklit etmemek gerektiğini de unutmamak gerekir!
Sonuç olarak kişi “Bedensel Engelliye Nasıl Davranmalı?” sorusunun cevabını sadece teoride biliyorsa (!) onlarla hiç karşılaşmadıysa durum tabii ki zor! Engellilik ve engelliler hayatın gerçeği; bu gerçekten habersiz olanlar ve onlarla tanışma fırsatını yakalayamayanlar için bu yazılanların da belki bir anlamı yok! Ama yine de bunları bilelim!

ALİYE YÜCEL


29 Ocak 2012 Pazar

GERİ SAYIM BAŞLADI!


 
5378 sayılı ve 01 Temmuz 2005 tarihli Özürlüler Kanunu göre, tüm Türkiye’de fiziki çevre düzenlemeleri ve ulaşılabilirliği için 7 yıl süre tanımıştı. Bu süre, Temmuz 2012’de doluyor. Yani, 5 ay kadar zaman kaldı. Geri sayım başladı!
Ülkemizde çevre şartları, ulaşılabilirlik, mimarı engeller tam anlamıyla anlaşılmış ve aşılmış değil! Maalesef pek çok eksiklik var. Her engel grubunun farklı sorunları var. Mimari engellerde en çok ortopedik engellilere büyük sorun oluyor. Mimari engeller kaldırılmadan sosyal hayatta katılmak ve istihdam gibi konulara da çözüm bulunamıyor.
Türkiye’de bedensel engelli olmak gerçekten çok zor! Eğitim, kültür, sosyal hayat gibi pek çok yerde karşımıza hep aynı engeller çıkıyor! Engelli için bina girişindeki küçük bir yükselti veya yüksek bir merdiven aynı anlama geliyor! İkisini de aşmak zor oluyor.
Şehirlerdeki pek çok kamuya açık yerlerin mimari planları engelsiz insanlar düşünülerek yapılmış… Sinema, tiyatro, alışveriş merkezleri, kafe, restoran gibi yerlerde rampa ve asansör yok. Aslında kamu binalarında bile rampa ve asansör yok. Kimsenin aklına bedensel engelliler gelmiyor.
Binalardaki koridor, merdiven, rampa, asansör, tuvalet ölçülerinin ve zeminin bir kez daha gözden geçirilmesi, konuya gerekli hassasiyetin gösterilmesi ve tadilatların mutlaka yapılması gerekiyor. Kamu kurum ve kuruluş binaları, kamuya açık alanlar ve toplu taşıma araçları engellilerin kullanımına uygun hale getirilmelidir. Konuyla ilgili en büyük görev de yerel yönetimlere düşüyor.

Sadece merdivenleri çıkmam zor diye çok istediğim ve başarılı olacağımı inandığım bir işe görüşmeye gittiğimde yukarı çıkamadan telefonla arayıp “Maalesef, kabul edemiyorum” dedim. Bir yere gittiğinde sadece tuvalet sorunu yüzünden bir daha oraya gidemeyenleri bilirim! Mimari engeller yüzünden değil sosyal hayata katılmak eğitim göremeyen pek çok kişi tanıdım. Bunun gibi öyle çok örnek var ki…
Toplum olarak bilinçli değiliz. Belki de durumun hassasiyeti bilinmiyor. Ya da “Cezası neyse öderiz! Ne diye uğraşalım!” diye düşünülüyor. Oysaki dışarı çıkmak, bir yere gitmek, bir işini halletmek isteyen pek çok engelli sadece bu yüzden evinden dışarı çıkamıyor, çıkmak istemiyor, çıkarsa da çok zorlanıyor.
Bu konu ile ilgili olarak; Birleşmiş Milletlerin Engellilere İlişkin Sözleşmesi, 5378 Sayılı Özürlüler Kanunu, 3194 Sayılı İmar Kanunu, İmar Yönetmelikleri, Kat Mülkiyeti Kanunu, Toplu Taşımaya İlişkin Mevzuat, Başbakanlık Genelgesi ve Başbakanlık Talimatı gibi pek çok yasal yaptırım ve düzenleme olduğu halde sorunlar sürüyor. Çevrenin engelliler için yaşanılabilir, ulaşılabilir olması için yapılan imar planları ve teknik alt yapılarda Türk Standartları Enstitüsü’nün ilgili standardına uyulması zorunlu… Ancak, kanunda belirtilen düzenlemeler standartlara uygun mu belli değil.
Evet!  5 ay kadar bir süre kaldı. Sanki bir arpa boyu yol alınmadı! Kanunlar ve talimatlar olduğu halde hiçbir alanda uygulanmıyorsa sorumlu kimdir? Yerel yönetimler, ilgili kurum yetkilileri, sivil toplum örgütleri ve biz, hepimiz! Bir şeyler yapmalı ve bunun hayatı bir önem taşıdığını anlatmalıyız! Mimari engelleri ortadan kaldırmak için kamuoyu baskısı oluşturmalıyız!
İlgili kanunlar kapsamında hükümlülüklerini yerine getirmeyen kamu kurum ve kuruluşlar ile özel sektör temsilcilerine Temmuz 2012 tarihinden sonra tazminat davaları açabileceğiz. Ancak; keşke davalar açılmadan bir şeyler yapılabilse bu konudaki sorunlar ortadan kalksa!


ALİYE YÜCEL

ÖZÜRLÜLER VE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN
Kanun No   : 5378
Kabul Tarihi : 1.7.2005
GEÇİCİ MADDE 2.- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlülerin erişebilirliğine uygun duruma getirilir.
GEÇİCİ MADDE 3.- Büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerine sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerinin özürlülerin erişilebilirliğine uygun olması için gereken tedbirleri alır. Mevcut özel ve kamu toplu taşıma araçları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde özürlüler için erişilebilir duruma getirilir.

1 Ocak 2012 Pazar

KAHRAMANLARI ENGELLİ BİLGİSAYAR OYUNU



Günümüzde oyun denilince akla hemen bilgisayar oyunları geliyor. Bilgisayar oyunları o kadar çok çeşitli ki… Değil çocukları, biz büyükleri bile cezp ediyor. Artık hemen hemen her yaştaki kişinin, farklı amaçlarla oynamayı tercih ettiği bilgisayar oyunları var. Bu nedenle oyunların hayatımızdaki yerini görmekten gelmek imkansız gibi…
Bu oyunlar arasında bir de kahramanları engelli olan bilgisayar oyunu var! Bunu öğrendiğimde bu oyunu merak ettim ve nasıl bir oyun olduğunu araştırdım. Engellileri konu alan ilk bilgisayar oyununun adı: “Handigo The Game”. Oyunun kahramanları engellilerden seçilmiş…

Handigo The Game, 10-14 yaş arasındaki çocuklara, engelliler konusundaki duyarlılığını arttırmak ve empati kurabilmelerini sağlamak amacıyla; Avrupa Birliği’nin Fransa, Almanya, Belçika, Lüksemburg ve İngiltere ile ortaklığıyla geliştirilmiş… Bu da farklı bir sosyal sorumluluk projesi!

Oyunun üç ana kahramanı var. Her biri farklı engel gurubundan olan üç oyuncu: Ortopedik Engelli ve Tekerlekli Sandalyede Spidigo, Görme Engelli Rigoligo ve Zihinsel Engelli Rochongo. Kahramanlar günlük yaşantılarındaki gibi rastladığı engellerle (düşüncesiz yayalar, otomobiller) uğraşıyor…



Üç mini oyundan oluşan oyununu oynayan çocuklar, kendilerini engelli birinin yerine koyarak aşamaları geçmeye çalışıyorlar… Böylece oyuncuların; engelli kişilerin engellilik gerçeklerinin yanı sıra, günlük yaşamda karşılaştıkları belki de diğer insanların hiç fark etmediği gerçekleri görmeleri sağlanmış oluyor… Engelliler tarafından yaşanan zor yaşam koşullarını öğreniyorlar. Handigo The Game, çocukları bilinçlendirmek için çok zevkli bir uğraş!

Oyunlar çocukları eğlendirmek için değil, aynı zamanda eğitmek için olabilir. Bu nedenle çocukların hayatında olumlu bir rolü de var. Bu oyun da eğlendirmek için tasarlansa da aynı zamanda engellilerin her gün yaşadığı zorlukları görmek, onları anlamak, farklı engel çeşitlerinin zorluklarını öğrenmek ve belki de ”Onlara nasıl faydalı olabilirim?” düşüncesini yaratmak için etkili bir deneyim…

Bir güzel gelişmede bu oyunu hazırlayan Ubisoft firmasının hazırladığı oyunlara alt yazı koymaya karar vermiş olması… Firma çıkaracağı tüm oyunları işitme engellilere uygun alt yazı desteği ile çıkaracak… Böylece işitme engellilerde bu oyunları oynayabilecek… Engellilerin de oyun oynayabilmesi açısından umarız diğer firmalara da örnek olur. Bütün bunlardan sonra da bize de bu oyunu bulup oynamak kalıyor, öyle değil mi?


ALİYE YÜCEL