> Engeloji : Sosyal Medya

Translate

Sosyal Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyal Medya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2017 Pazar

NOTER TASDİKLİ PİŞKİNLİK


Engellilerle ilgili uygulamalarda pek çok ilginç olaya rastlıyoruz. Ancak bu yenilir yutulur gibi değil. Pes dedirtti. Duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Engelli biri notere gidiyor. Merdiven çıkamadığı için evraklar aşağıya getiriliyor. Bunun için "yol ücreti" alınıyor. Şaka gibi... Binanın engelliye uygun olmaması yüzünde üzülüp utanacağına ve özür dileyeceğine tutmuş ücret istiyor. Pişkinliğe bakın. Hem suçlu, hem güçlü... Devletin notere ceza kesmesi gerekirken, noter engelliye kesmiş!

Gelelim yaşanan olaya; Olay tekerlekli sandalye tenisinde dereceler alan milli sporcumuz Büşra Ün'ün başından geçiyor. Ün, bir işlem için İzmir Şirinyer'deki 16. Noter'e gidiyor. 3. katta hizmet veren ve asansörü olmayan noterliğin merdivenlerini çıkamıyor. Bunun üzerine onun yerine arkadaşı işlem için çıkıyor. Ancak imza gerekiyor ve noter görevlisi imza için evrakları aşağıya getiriyor. Büşra Ün de evrakları imzalıyor.

Buraya kadar her şey normal... İş ücret ödemeye gelince; noter ücretlerinin dışında bir de yol ücreti ekleniyor. "Yol Ücreti: 17.74 TL." Büşra Ün bunu görünce görevliye soruyor. "Evrakı aşağıya getirdik, yol ücreti işlem parası almamız gerekiyor" cevabını alıyor. Ücreti ödüyor.Genç kız bunu sosyal medyada "Engellilik nedir diye soranlara 'Noterde 25 basamak merdiven çıkamadığımda kişilerin aşağıya gelmesi için 17.74 TL. ödemektir' deyin" sözleriyle çok da anlamlı bir ifadeyle paylaşıyor.


Bu konu medyaya yansıyınca çok tepki aldı. Bunun üzerine Adalet Bakanı Bekir Bozdağ olaya el koydu. Bakanın talimatıyla, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Türkiye Noterler Birliği'ne bir  yazı gönderdi. Bu fazla ücretin iadesi ve noter hakkında gerekli işlemin yapılması istendi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı. Noterler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Tutar, hata yapıldığını belirtti ve gerekli açıklamayı yaptı. Noterler Birliği adına özür de diledi. 

Konu üzerine hazırlanan rapor doğrultusunda ücret (azlığı çokluğu önemli değil, yapılan yanlıştı) geri ödendi. Eksikliklerle ilgili olarak notere ayrı ceza, engellilere uygun olmadığı için bina sahibine ayrı ceza geldi. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun hükümlerine göre; kamu kurumu olması nedeniyle notere 15 bin lira, bina sahibine 3 bin lira idari para cezası uygulandı. Noter böylece yaptığına yapacağına pişman olmuştur.

Bu tatsız olay, Rio 2016 Paralimpik Oyunları'nda tenis dalında ülkemizi temsil eden sporcumuzun başına geldi. Medyaya yansıdı. Konu ile ilgili pek çok haber yapıldı. Herkes tarafından duyuldu. Çok tepki aldı. Ama bu tür olaylar her zaman yaşanabiliyor. Her engellinin başına gelebiliyor. Her alanda düzelmesi gereken çok şey var. Bunu yapan noter olamaz, bunu yapan bir devlet kurumu da olamaz. Böyle engel olunmamalı... Engelliler için kanunlar, hükümler ve yaptırımları var. Ama her şey kanunla olmaz ki... Bunu insanlar yapmamalı... Bunu yapan insan olmamalı!


ALİYE YÜCEL

2 Şubat 2014 Pazar

ÇOK ŞEY ANLATAN FOTOĞRAFLAR



Sosyal medyada Luka'nın fotoğraflarını görüp; hikayesini öğrenince çok etkilendim. Bir fotoğrafa bakınca sadece bir "an" görürsünüz. Ama bu fotoğraflar öyle değildi... Fotoğraflar sanki harekete dönüşmüştü... Sloven fotoğrafçı Matej Peljhan'ın çektiği fotoğraflar çok anlamlıydı... Ve ne çok şey anlatıyordu.

Fotoğrafları çekilen Luka, 12 yaşında kas erimesi (Müsküler Distrofi) hastası bir çocuk... Hastalığı nedeniyle kasları zayıfladığı için tek başına yapabilecekleri çok sınırlı... Luka; yürüyemiyor, giyinemiyor ve yardımsız yemeğini bile yiyemiyor. Hayatını tekerlekli sandalyede sürdürüyor. Sadece parmakları hareket ediyor. Bu sayede tekerlekli sandalyesinin hareket kolunu kullanabiliyor. Eline kalem alıp resim yapabiliyor.

Fotoğrafçılığın yanı sıra klinik psikoloji alanında çalışan Matej Peljhan, projenin nasıl gerçekleştiğini şöyle anlatıyor: "Konuşmalarımızdan birinde Luka benden yürürken, hareket ederken ve çeşitli etkinlikler yaparken fotoğraflarını çekmemi istedi..." Yani, bu fotoğrafları çekme fikri Luka'dan çıkıyor. Büyük bir hayal gücü olduğu kesin... Fotoğraflarda, kendini hareketli, yapamadıklarını yaparken görmek istiyor. Yapabilseydi nasıl görüneceğini bilmek istiyor...


Peljhan, önce bunun imkansız olduğunu düşünüyor. Sonra bu fikir ona da ilginç geliyor. Luka'nın çizdiği resimlerden esinlenen Matej Peljhan hareket hissini arttırmak için fotoğrafları kuşbakışı açıdan ve perspektifi değiştirerek çekiyor. Zemin üzerine renkli çarşaf ve çeşitli objelerden hayali bir dünya oluşturuyor. Oluşturduğu bu sahnelere, o sahnelere uygun kıyafetlerle Luka'yı yerleştiriyor. Fotoğraflarında fotoğraf hilesi, fotoshop kullanmıyor. Bu serinin adını da ünlü Fransız romanından esinlenip "Küçük Prens" (Le Petit Prince) koyuyor.  

"Küçük Prens" serinin ilk fotoğrafı Luka'nın balon çizmesiyle başlıyor. Sonra Luka balonla uçuyor, merdivenlerden çıkıyor, kaykaya biniyor, denize dalıyor, kayak yapıyor, basketbol oynuyor, koşuyor, breakdance yapıyor... Tüm bunları yapamasa da hep hayal etmiş... Böylece yapabilse nasıl olacağını görüyor. Fotoğraflarda hiç engellenmiyor... Matej Peljhan, Luka'yı böyle fotoğraflayarak Luka'nın engellerini kaldırıyor. Onun hayallerini gerçekleştiriyor.

Bu fotoğraflar küçük çocuk için çok mutluluk verici ve unutulmaz bir hatıra oluyor. Luka'yı iyi tanıyan Peljhan, onunla ile ilgili şunları söylüyor: "Luka, kendisine acınmasını, hatta empati kurulmasını istemiyor. Hayata pozitif bakmak ve sadece yapabileceklerine odaklanmak istiyor..."  Bunlardan anlıyoruz ki Luka engelini ve bu nedenle oluşan fiziksel kısıtlamaları hiçe sayarak "Ben de varım..." diyor. Fotoğrafları gören herkesin de yüreğine dokunuyor...

Fotoğrafların Tamamı İçin: http://mate.1x.com/gallery/144270

ALİYE YÜCEL

24 Kasım 2013 Pazar

MOSES'İN AŞKI VE ZEKASI


Sosyal medyada defalarca paylaşılan bir hikaye var. Okumayan kalmamıştır diye tahmin ediyorum. Ama bir engelli hikayesi olduğu için bir kez de ben yazmak istedim. Gerçek olamayacak kadar ilginç bir aşk hikayesi... Ancak masallarda olabileceğini düşüneceğiniz türden... Hatırlatmak ve bilmeyenler için hikaye şöyle:

Moses Mendelssohn, çirkin bir adammış... Çok kısa boylu olmasının yanı sıra bir de kamburu varmış... Moses, günün birinde Hamburg'da yaşayan bir işadamını ziyarete gitmiş... İşadamının Frumtje adında çok güzel bir kızı varmış... Moses, kıza umutsuz bir aşkla kıza tutulmuş... Fakat kız çirkin görünüşünden dolayı ondan hiç hoşlanmamış, hatta ürkmüş... Değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyormuş...

Moses aşkıyla baş edememiş bütün cesaretini toplayarak, onunla son defa konuşma girişiminde bulunmuş... Fakat kızın başını kaldırıp da yüzüne bile bakmaması Moses'i çok üzmüş... Güçlükle başarabildiği konuşması sırasında kıza bir soru sormuş:

- "Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna, cennette kararlaştırıldığına inanır mısınız?"

- "Elbette!" diyerek cevaplamış kız ve gözlerini kaçırarak Moses'in yüzüne yine bakmadan ona aynı soru sormuş...

- "Peki ya siz inanır mısınız buna?" Moses bir an bile duraksamadan:

- "Evet, ben de inanırım!" demiş ve eklemiş...


- "Biliyor musunuz?" Her çocuk doğduğunda Allah onun evleneceği kişiyi belirlermiş... Benim doğumumda da  evleneceğim kızı belirlemiş ve bana:

- "Senin karın kambur olacak!" demiş... O zaman bir istekte bulunmuşum:

- "Allah'ım! Kambur kadın bir trajedi olur... O kız acımasız ve sert huylu biri olabilir! (Kız niye oluyorsa? Ayrımcılığa bak! Bu konuda yazacaklarım bu yazıdan daha uzun olur. Bu yüzden parantezi kapatayım...)  Bir kız güzel olmalıdır. Ne olursun, onun kamburunu bana ver ve onu güzel biri yap!" demiş... Moses'in bu sözlerinden sonra Frumtje çok duygulanmış, gözlerini yerden kaldırmış, Moses'in gözlerini içine bakmış ve gülümsemiş... Evlilik hikayesine güzel bir başlangıç yapmışlar... Daha sonrada evlenmişler...

Bu hikaye gerçek bir hayattan...  Ünlü Alman besteci Felix Mendelssohn'un büyükbabasıyla büyükannesinin evlilik hikayesi... 1729-1786 yılları arasında yaşayan Alman filozof Moses Mendelssohn çirkin olmasına rağmen, çok güzel ve ona aşık bir karısı varmış... Karısını kendine aşık etme hikayesi işte böyle anlatılıyor.

Frumtje, Moses'in anlattıklarına inanmış mıdır? Hiç sanmıyorum. Buna kim inanır? Bence sadece söyledikleri kızı derinden etkilemiş ve adamın pratik zekasına hayran kalmıştır... Zekası ona çekici gelmiş, ruhuna aşık olmuştur... Fiziki görünümün bu kadar önem taşıdığı günümüzde olması çok zor bir durum... Bu olsa olsa masal olur...

ALİYE YÜCEL