> Engeloji

Translate

19 Ocak 2020 Pazar

ESİM



Sağlık Bakanlığı’nın işitme engelliler için çok faydalı bir projesi var. Kısa adı ESİM olan Engelsiz Sağlık İletişim Merkezi, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni kullanamayan işitme engelliler için 7 gün 24 saat görüntülü olarak destek veriyor. Böylece işitme engelliler sağlık hizmetlerine ulaşabiliyor ve sağlık hizmetlerinde yaşanan iletişim sorunları ortadan kalkıyor. Bu uygulama dünyada bir ilk…

ESİM, Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü’nün, 2016 yılında yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiği bir uygulama… Engelsiz Sağlık İletişim Merkezi’ne ulaşabilmek için uygulama bütün akıllı telefonlarına ücretsiz olarak indirebiliyor. İndirilen mobil uygulamada yer alan özellikler aracılığıyla 112 Acil Servis’e anında bildirimde bulunabiliyor, işaret dili ile görüntülü konuşma yapabiliyor, GPS kullanılıp konum ve olay yeri fotoğrafı gönderebiliyor.

ESİM sayesinde iletişim kurulunca konumu ve durumu belirlenen işitme engelli hastanın bulunduğu yere hemen acil müdahale ekibi ve ambulans yönlendiriliyor. ESİM aracılığı ile 112 Acil Ambulans hizmeti yanında tercüme hizmetiyle de Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nden randevu verilebiliyor. Hastanelerde tüm işlemlerini yapabiliyorlar. Muayene ya da tedavi olurken de iletişim problemi ortadan kalmış oluyor.



Engel tanımayan mobil uygulama ESİM’in amacının; işaret dili bilen personellerden oluşan bir iletişim merkezinden, son teknoloji mobil uygulamalar aracılığıyla işitme engellilerin her an ve her yerden görüntülü görüşme yaparak her türlü sağlık hizmetlerinden faydalanmasını sağlamak ve onların hayatlarını kolaylaştırmak olarak açıklanıyor.

Engelsiz Sağlık İletişim Merkezi’nin hizmeti internet üzerinden çalışsa da internet bağlantısı bulunmadığı zamanda da SMS üzerinden koordinat gönderilerek bağlantı kurulabiliyor. SMS ücretleri Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanıyor. ESİM’de işaret dili tercümanları ve sağlık personelleri görev yapıyor. On binin üzerinde işitme engelliye hizmet verdi ve vermeye devam ediyor.

ESİM’in hizmeti, konuşamadığı için sağlık sorununu anlatamayan işitme engellilerin en zor anında yanlarında olup onların kolaylıkla iletişim kurulması sağlıyor. Böylece; sağlık sorunlarına çözüm bulunuyor ve işitme engelliler bağımsız bir şekilde yaşamını sürdürmesinde çok büyük bir katkı sağlıyor. Sağlık en önemli unsur… Bu nedenle Engelsiz Sağlık İletişim Merkezi uygulaması çok önemli… Uygulama diğer alanlarda da mutlaka olmalı…

ALİYE YÜCEL

12 Ocak 2020 Pazar

HER SEYİRCİ BÖYLE YARIŞMACI İSTER



TGRT’de çalıştığım yıllardan gelen bir alışkanlık ile televizyon eleştirmenlerinin yazılarını ilgiyle okuyorum. Ama içlerinde Yüksel Aytuğ’un yeri başka… Geleyim yazacağım konuya… ATV’de yayınlanan “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasının dün gece yayınlanan bölümünün tanıtımını izlemiş ve “Bunu seyretmeli ve yazmalıyım” demiştim. Çünkü tanıtımda engelli bir genç kız yarışıyordu. Yüksel Aytuğ cuma günkü yazısında bundan bahsedince iyice merak ettim ve seyrettim.

“Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasında dün akşam konuşma engelli bir genç kız yarıştı. Ümmü Gülsüm Genç, 27 yaşında… Yarışmaya Artvin’den katıldı. Atatürk Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Mezunu ve kamuda memur olarak çalışıyor. 4 yaşında iken bir ateşli hastalık geçirmiş ve bunun sonucu konuşma engelli hale gelmiş… İlginç yanı ise duymasında bir problem yok. Duyuyor ama konuşamıyor. Çevresindekilerle yazarak ve işaret diliyle iletişim kuruyor.

Ümmü Gülsüm’ün yarışmaya katılmasıyla birlikte yıllardır devam eden “Kim Milyoner Olmak İster?” yarışmasında bir ilk yaşandı. Ümmü Gülsüm için formatta bazı değişiklikler yapılmıştı. Yarışmacı için özel olarak bir yazı tahtası hazırlanmıştı. Kenan İmirzalıoğlu’nun sorularını ve söylemek istediklerini yazarak cevapladı. Cevap şıklarını da kartlara yazılmış şıklarla gösterdi. Telefon jokerine de soruyu Ümmü Gülsüm yerine Kenan İmirzalıoğlu okudu.



Hedefi sorulduğunda herhangi bir para hedefinin olmadığını önemli olanın orada bulunmak olduğunu söyledi. 11. soruya kadar geldi. Ondan önce yarışan birçok yarışmacı onun seviyesine bile gelemediler ve çok az para ile gittiler. Ümmü Gülsüm, tam 125 bin lira kazandı. Kazandığı ödülle ikiz kardeşlerinin eğitimine destek olmak istediğini belirtti. Ümmü Gülsüm Genç, çok başarılı bir yarışma çıkardı. Kültürü ve zekasıyla çok etkiledi. Çok sempatik ve güzeldi. Öyle güzel gülüyordu ki…

Yarışmayı büyük bir ilgi ile izledim. Performansı, öz güveni ve başarısı şapka çıkarılacak türdendi. Kenan İmirzalıoğlu’nun da onu ne kadar takdir ettiğini bakışlarından anladık. İmirzalıoğlu, “Önemli olan engelleri kırmak” dedi. Bugün baktım medyada da gündem olmuş. Twitter’da onunla ilgili öyle güzel twitler atılmış ki… Okumaya değer. Gerçekten de seyreden herkesin ilgisini çekmiş aksini düşünmek mümkün değildi. Öyle güzel anlar yaşattı ki, gönlümüz onunlaydı. Biz de onunla birlikte yarıştık.

Yüksel Aytuğ yazısında “Bu yarışmayı kaçıran, bir bilgi yarışmasından fazlasını kaçıracak ona göre… Benden söylemesi, sizden izlemesi…” diyordu. Ne kadar da haklıymış… Ne çok şey gösterdi engelli engelsiz herkese… Engellerin içimizde olduğunu, istediğimizde bunu aşabileceğimizi en güzel şekilde anlattı. “Kim Milyoner Olmak İster?” bilemem ama her seyirci böyle bir yarışmacı ister.  Bunu anlamış olduk.

ALİYE YÜCEL

5 Ocak 2020 Pazar

TEKERLEKLİ SANDALYE BASKETBOLU KONULU MANGA: REAL



Manga ve animeler çok seviliyor. Anime, Japon çizgi filmlerine denir. Manga ise Japon çizgi romanlarına verilen addır. Bu yazımda size bir mangayı yazacağım. Real’den bahsedeceğim. Real, tekerlekli sandalye basketbolu oynayan gençlerin hikayesini anlatan bir manga serisi... Takehiko Inoue, tarafından yazılmış ve resimlendirilmiştir. Inoue, çok ünlü bir manga sanatçısıdır ve Real onun en önemli eserlerinden biridir. Real, 1999 yılından bu yana yayınlanıyor.

Real’in hikayesi basketbol oynayan üç gencin etrafında dönüyor. Nomiya, Togawa ve Takahashi. Bu üç farklı kişiliğe sahip genç ortak bir noktada birleşirler bu da basketbol tutkularıdır. Onlar basketbol oynamak için çeşitli engellerin üstesinden gelmek zorundadırlar. Real, insanlara ne olduğuna ve başlarına en kötüsü geldiğinde de fiziksel ve duygusal olarak nasıl iyileşmeye başlayabileceklerine dair süreci anlatıyor. İlham verici hikayeleri engellilerin klişesine meydan okuyor. Şimdi üç gencin hikayelerini öğrenelim...

Togawa, en hızlı kısa mesafe koşucusuyken kemik kanseri olduğunu öğreniyor ve sağ bacağını diz altıdan itibaren kaybediyor. Hayatını tekerlekli sandalyede sürdürmeye başlıyor. Bacağını kaybettikten sonra zamanını yalnız olarak geçiriyor ve hayatının bittiğini düşünmeye başlıyor. Bir gün kendisi gibi engelli olan yaşlı adam Tora ile tanışıyor. Tora,  ona moral veriyor ve tekerlekli sandalye basketbol ekibi Tigers ile tanıştırıyor. Böylece basketbol oynamaya başlıyor. Bir ara takımdan ayrılınca rakip takımdan teklif alıyor. Japon milli takımına bile seçiliyor…


Takahashi, oldukça popüler bir lise öğrencisidir. Aynı zamanda basketbol takımının kaptanıdır. Bir gün bisikletle giderken bir çöp kamyonu ona çarpar. Bu kaza sonucu belden aşağısı felç olur. Takahashi, artık eskisi gibi olamayacağı anlar. Popüler günlerinin sona erdiğini düşünmeye başlar. Yaşamayı istemez. Eski takım arkadaşı Nomiya ona gelen ziyaretçilerden biridir. Ona moral verip, yaşama sevinci vermek için uğraşır…

Nomiya’nın ise bir engeli yoktur. Liseden ayrılmıştır. Basketbolu çok sevmektedir. Ancak bu konuda başarılı değildir. Bir kaza sonucu bir kızın engelli olmasına sebep olmuştur. Suçluluk duyan Nomiya, genç kızı gezmeye çıkarmaktadır. Yine bir gün Yasumi’yi gezdirirken Togawa’ya rastlar. Onunla tanışır. Nomiya, Togawa’yla arkadaş olur ve Tigers takımının da amigosu olur…

Her üç kahramanda günümüz toplumundaki insanlara benzer özellikler taşıyor ve herkes onlara benzer birilerini tanıyor. Farklı karakterlere sahiptir olsalar da her üç karakterin de hayatlarında mücadele var. Takehiko Inoue, engelli bir kişinin nelerle mücadele ettiğini okurlarına çok başarılı bir şekilde aktarıyor. Ayrıca, karakterlerin psikolojik engellerini nasıl aştığını bize gösteriyor. Real, adı gibi gerçeklik temeli olan bir manga... Hem hikaye olarak hem de görsel sanat olarak son derece iyi anlatıldığı için okunması gereken bir seri…

ALİYE YÜCEL

29 Aralık 2019 Pazar

MAMA CAX'IN ÖLÜMÜ



Daha önce ünlü model Mama Cax ile ilgili bir yazı yazmıştım. Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybettiğini öğrendim. Cax, sıradan bir model değildi. Küçük yaşta kansere yakalanmış, kanseri yenmiş ama bacağını kaybetmişti. Ancak o yılmamış, modellik yapmıştı. Protez bacağıyla moda dünyasının engellerini yıkmış, pek çok engelliye ümit aşılamış ünlü bir moda ikonu ve bloggerdi. Çok ilginç bir hayat hikayesi vardı.
    
Mama Cax, 1989 yılında Brooklyn'de doğmuş. Montreal ve Haiti'de büyümüş. Ona daha 14 yaşında iken kemik ve akciğer kanser teşhisi konmuş. Üstelik 3 haftalık bir ömrünün olduğu söylenmiş. Çocuk yaştaki biri için büyük bir travma yaşamış. Geçirdiği ameliyat sonrasında sağ bacağı kalçasından itibaren kesilen Cax, ampute bacağına takılan protez bacağı ve kol değnekleri ile yürümeye başlamış... Daha 17 yaşında iken Kosta Rika'ya gitmiş. Seyahat etmeyi çok sevdiği için o günden sonra tam 5 kıtada 20 ülkeyi gezmiş...

Cax, modelliğinin yanı sıra aynı zamanda çok tanınan bir bloggerdi. Kendi adının taşıyan blogunda önce seyahatlerini yazıyordu. Daha sonra modaya yer vermeye, yediklerini, içtiklerini ve yaşadıklarını yazmaya başlamıştı. Birçok markanın da ilham kaynağı olmuştu. Blogunda ve sosyal medyada da pek çok takipçisi vardı. Her gün farklı bir protez bacakla bir fotoğraf paylaşıyordu. Renkli ve desenli protezleri öyle etkileyici ve çarpıcıydı. Görülmeye değerdi. 


Genç kadın, pek çok kişinin umutsuzluğa düşeceği durumu karşısında oldukça metanetliydi ve yaşama sevinci ile hayata dört elle sarılmıştı. Moda dünyasında protez bacaklı bir mankenin yer alması farkındalık açısından oldukça etkili olmuştu. Mama Cax, "Yaralar, izler... Onlardan ne kadar nefret etsek de gün sonunda hala bir parçamızdır ve hikayemizi ancak onlarla anlatabiliriz…" diyordu.

Ünlü model bir röportajında ise "Bu dünyanın daha fazla bloggera ihtiyacı yok ama farklı deneyimler içeren bloggerlara ihtiyaç var…" diyerek farkını ortaya koymuştu. Bana göre de bedensel engelli bir kadın olarak onun seyahat blogunun olması da çok ilginç gelmişti ve engelliler için çok ilham verici olduğunu düşünmüştüm. Bloguna zaman zaman bakıyor. Paylaştıklarını görüyordum.

Mama Cax, birçok insanın tedavilerini karşılayamadığını ve engelleri yüzünden ayrımcılığa maruz kaldığını biliyordu. Bu yüzden de şanslı olduğunu düşünüyordu. Engellilerin dünyanın pek çok yerinde politik olarak ve sosyal anlamda dışlandığını görüyor ve bu nedenle "Farklı bir pozisyonda olduğumu görüyorum. Bir gün engellileri savunacağım…" diyordu. Savunuyordu da… Yaşasaydı yine engellilere rol model olacak ve onları savunmaya devam edecekti. Ancak hayat bu… Ömrü bu kadarmış… Otuz yaşında aramızdan ayrıldı.

ALİYE YÜCEL

22 Aralık 2019 Pazar

PARA BADMİNTON TÜRKİYE ŞAMPİYONASI



Para Badminton Türkiye Şampiyonası, 19-21 Aralık tarihleri arasında Antalya’da düzenlendi. Antalya’nın Kemer ilçesinde gerçekleşen şampiyonaya 19 il ve 24 kulüpten toplam 57 sporcu katıldı. Şampiyonada yapılan mücadeleler kadınlar ve erkeklerde tekler, çiftler ve karışık çiftler olmak üzere farklı kategorilerde yapıldı.  Para Badminton Türkiye Şampiyonası’nda ilk dörde giren sporculara madalya verildi.

Badminton (tüytop), raket ve bir tür tüylü topla oynanan tenise benzeyen bir oyundur. Badminton kaz tüyünden yapılan bir top ve raketle oynanır. Topun file üzerinden rakip alana atılması ve geri dönmesini sağlamak amacına dayanan bir spor dalıdır. Para Badminton ise bedensel engellilerin oynadığı badminton çeşididir. Sporcuların bedensel özellikleri önemli değildir. Farklı bedensel engellere sahip kişiler de badminton oynayabilir.

Bedensel, işitme ve zihinsel engelliler engel durumlarına göre farklı kurallarla badminton sporunu yapabilirler. Bedensel engellilerde badmintonda klasik badminton karşılaşmalarından farklı olarak sporcular tek, çift ve karışık olmak üzere üç kategoride de yarışabilirler. Bu uygulama engelli sporcuların daha çok yarışabilmesini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Kadın ve erkeklerin beraber oynadığı nadir sporlardan biridir.


Bedensel engellerde badminton müsabakaları; Tekerlekli Sandalye Badminton, Ayakta Oynanan Badminton ve Cüceler olmak üzere üç ana sınıflandırma üzerinden düzenlendirilir. Onlarda kendi içinde çeşitlere ayrılırlar. Bedensel engellerde badminton yarışmaları kapalı alanlarda oynanır. Ayakta Oynanan ve Cüceler sınıflandırmalarında müsabakalar için her türlü saha zemin uygun olabilir. Tekerlekli Sandalye Badminton'da ise yumuşak veya tekerlekli sandalyenin hareketini engelleyecek bir yüzey olmaması gerekir. Sınıflandırmalara göre saha ölçüleri ve verilen puanlamalar farklılıklar gösterir.

Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Arif Ümit Uztürk şampiyona öncesi yaptığı açıklamada: “Badminton branşı daha önceki dönemlerde paralimpik özellik taşımıyordu. 2020 yılında International Paralimpik Komitesi’nin almış olduğu kararla paralimpik spor dalı olarak kabul edildi. Tokyo’da ilk defa badminton branşında yarışmalar yapılacak. Biz yaklaşık 15 yıldır zaten badminton branşında faaliyet gösteren bir federasyonuz. Olimpiyatlardaki hedefimiz, 2016 yılında Rio’da 2 altın madalya almıştık. Altın madalya sayısı çok önemli bu tür oyunlarda... Şimdi madalya sayısını arttırma hedefimiz var…” diyor. 

Türkiye’de engellilerin oynadığı para badminton sporu on yıl önce 2009 yılında Ankara’da başlamıştır. Para Badminton Milli Takımımız, uluslararası bedensel engelliler badminton müsabakalarında şampiyonluklar ve çeşitli dereceler elde etmiştir. Milli Takımızın 2020 Paralimpik Oyunları’nda her kategoride derecelere girip madalyalar alması temennisiyle…

ALİYE YÜCEL

15 Aralık 2019 Pazar

LEGO KOL


Legoyu bilmeyen, legoyu sevmeyen, legoyla oynamayan çocuk yok gibidir. Lego ile evler, kaleler, arabalar, gemiler ve burada sayamayacağımız birçok şey yapılmıştır. Peki legodan protez (takma) kol yapılabilir mi? Evet yapılmış… İspanya’da yaşayan David Agullar, legolardan kendine protez bir kol yapmış. Şimdi 19 yaşında ve biyomühendislik öğrencisi olan David, sağ kolu olmadan dünyaya gelmiş...

Lego parçaları David için bir oyuncaktan daha fazlası olmuş… Yatağının altında duran legolarla sabahın erken saatlerinde ilginç bir araba, uzay aracı ya da farklı gibi şeyler yapıyor ve ailesini şaşırtıyormuş… Bir gün kendine kol yapmayı düşünmüş ve ilk protez kolunu dokuz yaşında iken yapmış. Ancak bu ona yetmemiş. Daha iyisini yapmak istemiş. Normal bir kolun çalışma prensibini uygulamak istemiş. Dirseğin bükülmesi ve hareket etmesi gibi… Lego setinin yanı sıra olta ipi ve gitar teli de kullanmış… Neyin ne iyi olacağını anlamak için defalarca söküp, tekrar tekrar yapmış.

Yaptığı tasarımları kendi ihtiyaçlarına uyarlamak için çok fazla deneme yapmış. Protezini zaman içinde geliştirmiş. Bugüne kadar dört protez kol yapmış. Her birini yapmak için tek bir lego seti kullanmış. İlk kolunu helikopterden, ikincisini bir uçaktan, üçüncü ve dördüncüsünü de vinçten yapmış… Son yaptığı beş parmağıyla normal kola benzetmiş. Ancak parmakları bağımsız hareket edemiyor. Yeniden yapacağı kolda ise parmakları da hareket ettirmeyi düşünüyor. Kapıları açmak, bir şeyleri eline alabilmek için…



Genç adam, legolarla protez kol yapmaya giden hikayesini kısaca şöyle anlatıyor: “Çocukken diğer insanların önüne çıkmak beni çok geriyordu. Çünkü farklıydım. Ama bu benim hayallerime inanmamı engellemedi” diyor. Sonra da “Kendimi aynada diğerleri gibi görmek istedim, iki elli olarak…” diye ilave ediyor. Tek kol ile doğmak onun için fark etmemiş, her zaman çok bağımsızca hareket etmiş ve yaptığı şeyin en iyisini yapmış.

David, tüm dünyada teknoloji geliştiği için protezlerin de geliştiğini ancak herkesin bu protezlere ulaşamadığını düşünüyor. Çünkü, bir kullanıcıya uygun verimli bir protez için sürekli ölçüm, donanım ve testler gerekiyor. Bunun içinde maddi imkanların olmasının şart olduğunu söylüyor. Kendi de bu konuda zorluk çektiği için ihtiyaç sahiplerine de ucuz robotik kol yapmak istiyor.  Eski bir protezi alıp yeni bir kişiye uyarlamak için protez uzmanı veya biyomühendislik gerektiriyor. David Agullar şu an bunun üzerine çalışıyor.

Çok şanslı olduğunu düşünen David; ailesi, öğretmenleri ve arkadaşlarının desteği ve sevgisi sayesinde engelinin üstesinden geldiğini söylüyor. Engeli onda bir farkındalık sağlamış. Kolunun eksikliği onun herhangi bir engelin üstesinden gelmesini, yeteneğini keşfetmeye ve sınırlarını zorlamaya teşvik etmiş. Engelli olduğunu düşünmüyor. Kendisini "engelli" kelimesi ile özdeşleştirmiyor. Farklı olduğunu düşünüyor bunun da kötü bir şey olmadığına inanıyor. Kendisinin lego setiyle kol yapabildiğini her engellinin de farklı yetenekleri olduğuna inanıyor.

ALİYE YÜCEL

8 Aralık 2019 Pazar

TEKERLEKLİ SANDALYE CURLİNG DÜNYA ŞAMPİYONASI’NIN ARDINDAN



Tekerlekli Sandalye Curling (Körling) B Klasman Dünya Şampiyonası, 27 Kasım - 2 Aralık tarihleri arasında düzenlendi. Dünya Curling Federasyonu (WCF) tarafından düzenlenen şampiyona bu yıl Finlandiya’nın Lohja kentinde yapıldı. Şampiyonada Curling Milli Takımımız da mücadele etti. 3 galibiyet ve 3 mağlubiyet elde eden millilerimiz bir üst tura çıkamadı ve şampiyonaya veda etti.

Millilerimiz şampiyonanın ilk maçını Polonya ile yaptı ve Polonya’yı 8-4 yendi. Japonya’yla yaptığı maçı da 8-6 kazandı. Ancak İsveç’e 12-8, Kanada’ya 10-3 ve İtalya’ya 10-1’lik skorlarla yenildi. Türkiye milli takımı, 6. maçında ev sahibi Finlandiya’yı 8-2 yenmesine rağmen, ilk üç sırada yer alan takımların A klasmanına yükseleceği şampiyonada bir üst tura yükselemedi ve şampiyonayı noktaladı.

Tekerlekli Sandalye Curling B Klasman Dünya Şampiyonası’na Türkiye’yle beraber toplamda 15 ülke katıldı. Bu ülkeler; Amerika, Kanada, Çekya, Danimarka, İngiltere, Almanya, Macaristan, İtalya, Japonya, Polonya, Slovenya, İsveç, Litvanya ve ev sahibi Finlandiya’ydı. Tekerlekli Sandalye Curling Milli Takımımızda; Züleyha Bingöl, Kenan Coşkun, Savaş Şimşek, Turan Akalın ve Deren Özgen yer aldı.


Curling, bir buz pistinin üzerinde stratejik hamlelere dayalı bir spor olduğu için “Buzun Satrancı” diye anılıyor. Curling, dikdörtgen bir buz pistinde 4 kişiden oluşan takımlar halinde oynanıyor. Oyunun amacı granitten yapılmış dairesel taşı buz üzerinde kaydırarak “ev” adı verilen hedefin merkezinde durdurmaktır. Ev, iç içe geçmiş halkalardan meydana gelir. Hangi takım evin merkezine en yakın şekilde taşları ulaştırırsa o oyunun galibi olur.

Curling, Türkiye’de çok bilinmese de dünyada bilinen ve izleyicisi olan bir spor dalı… Zor bir spor olarak kabul edilen curling, bedensel engelliler tarafından da yapılıyor. Bedensel engelliler bu sporu yapmak istedikleri taktirde tekerlekli sandalyeyle oynayabilmeleri için özel ekipmanlar bulunuyor. Tekerlekli Sandalye Curling, paralimpik oyunlarının da en yeni spor dallarından biri... Paralimpik oyunlarına 2006 yılında dahil edildi.

Türkiye’de ilk Tekerlekli Sandalye Curling Takımı 2014 yılında Erzurum’da kuruldu. Geçirdikleri kazalar nedeniyle tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren gençler, Tekerlekli Sandalye Curling Takımı’nı kurdular. Önceleri Türkiye’de başka bir takım olmadığı için yurtdışında düzenlenen müsabakalara katıldılar. 2016 yılında da Finlandiya’da dünya şampiyonası elemelerinde yer aldılar. Şampiyonaya katılmaya hak kazandılar ve ülkemizi en iyi şekilde temsil ettiler.

ALİYE YÜCEL