> Engeloji : Kas Erimesi

Translate

Kas Erimesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kas Erimesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2015 Pazar

YÜK DEĞİL ARKADAŞ!


Fotoğrafa bakınca bir engelli ve onu sırtında taşıyan birini görüyorsunuz. Bu benim için çok bilindik bir resim! Sanıyorum pek çok engelli de bu durumda yakınları tarafından taşınmıştır. Bu çok olağan bir durum… Ama fotoğrafın hikayesini okuyunca sıradan olmadığını anladım. Xie Xu, engelli arkadaşını sırtında taşıyor. Evet, ailesinden biri değil bir arkadaşı Zhang Chi’yi her gün okula götürüyor. Hem de tam 3 yıldır.

19 yaşındaki Zhang Chi, Muskuler Distrofi (kas erimesi) yüzünden ayağa kalkamıyor ve yürüyemiyor. 18 yaşındaki Xie Xu da okula giderken her gün arkadaşının kaldığı yurda uğruyor ve onu sırtına alarak okula götürüyor. Bu ilginç durum birilerinin dikkatini çekmiş ki pek çok fotoğrafı çekilmiş… Çin’in sosyal medya sitesi Sina Weibo’da paylaşılan bu fotoğraflar, İngiltere’nin internet sitesi Independent’te haber yapılmış... Böylece tüm dünya Çin’de yaşanan bu olayı öğrenmiş oldu.

Kas erimesi olarak bilinen Muskuler Distrofi kas hastalıklarının en ağır ve en sık görüneni… Hastalığın belirtileri 3 yaşından önce ortaya çıkıyor. Yürümede isteksizlik, hareketlerde azalma, koşma ve zıplama güçlük, düşmeler oluyor. Çünkü kaslarda kuvvet kaybı oluşuyor. Kişi 10 - 12 yaşlarında da yürüme yeteneğini kaybediyor. İşte Zhang Chi’n de bu hastalık nedeniyle kasları zayıflamış ve yürüme yeteneğini kaybetmiş…


Zhang Chi ve Xie Xu, Çin’in Xuzhou bölgesi Jiangsu eyaletinde Daxu Lisesi’nde okuyorlar. Okudukları Daxu Lisesi’nin Müdür Yardımcısı iki öğrencinin bu ilişkilerinin “etkileyici ve ilham verici” olduğunu söylüyor ve “Xie Xu aynı aileden olmadığı halde 3 yıldır arkadaşını taşıyor” diye ekliyor. Başöğretmenleri ise iki arkadaşın devamsızlığının olmadığını belirterek “Xie Xu sayesinde Zhang Chi bir tek dersini bile kaçırmadı. Xie Xu “Çin’in En Güzel Öğrencisi” seçildi. Arkadaşına bu yardımı yaparak diğer öğrencilere de iyi bir örnek oluyor” diyor.

Fotoğrafların anlattığına göre onlar sadece okula giderken değil. Her yer de beraberler. Xie Xu, yemeğe giderken ve diğer günlük işlerinde de Zhang Chi’ye yardımcı oluyor. Onlar gerçek birer dost… Ailesinden biri olmadığı halde, gönüllü olarak arkadaşını taşıması çok etkileyici… Bu güzel dostluk insanlığın bitmediğine dair umutlar veriyor. Bazıları Xie Xu’nun sırtındakini bir yük olarak görse bile anlaşılan o ki, o bunu öyle görmüyor. Ona göre sırtındaki asla bir yük değil, arkadaş!

Bu güzel tabloda üzücü bir durum var. O da lise eğitimlerinin sonuna gelmeleri… Lise bitince yolları ayrılacak gibi görünüyor. Her ikisi çok başarılı birer öğrenci olan Zhang Chi ve Xie Xu mutlaka yüksek eğitimlerine devam edecekler. Ancak isteseler de aynı okulları, hatta aynı şehirdeki okulları kazanmaları çok kolay değil… İşte bu yüzden belki ayrılacaklar… Dileğimiz hiç ayrılmamaları ve dostluklarının ömür boyu sürmesi… Bu zamanda böyle arkadaş; engelli, engelsiz herkesin başına…

ALİYE YÜCEL

2 Şubat 2014 Pazar

ÇOK ŞEY ANLATAN FOTOĞRAFLAR



Sosyal medyada Luka'nın fotoğraflarını görüp; hikayesini öğrenince çok etkilendim. Bir fotoğrafa bakınca sadece bir "an" görürsünüz. Ama bu fotoğraflar öyle değildi... Fotoğraflar sanki harekete dönüşmüştü... Sloven fotoğrafçı Matej Peljhan'ın çektiği fotoğraflar çok anlamlıydı... Ve ne çok şey anlatıyordu.

Fotoğrafları çekilen Luka, 12 yaşında kas erimesi (Müsküler Distrofi) hastası bir çocuk... Hastalığı nedeniyle kasları zayıfladığı için tek başına yapabilecekleri çok sınırlı... Luka; yürüyemiyor, giyinemiyor ve yardımsız yemeğini bile yiyemiyor. Hayatını tekerlekli sandalyede sürdürüyor. Sadece parmakları hareket ediyor. Bu sayede tekerlekli sandalyesinin hareket kolunu kullanabiliyor. Eline kalem alıp resim yapabiliyor.

Fotoğrafçılığın yanı sıra klinik psikoloji alanında çalışan Matej Peljhan, projenin nasıl gerçekleştiğini şöyle anlatıyor: "Konuşmalarımızdan birinde Luka benden yürürken, hareket ederken ve çeşitli etkinlikler yaparken fotoğraflarını çekmemi istedi..." Yani, bu fotoğrafları çekme fikri Luka'dan çıkıyor. Büyük bir hayal gücü olduğu kesin... Fotoğraflarda, kendini hareketli, yapamadıklarını yaparken görmek istiyor. Yapabilseydi nasıl görüneceğini bilmek istiyor...


Peljhan, önce bunun imkansız olduğunu düşünüyor. Sonra bu fikir ona da ilginç geliyor. Luka'nın çizdiği resimlerden esinlenen Matej Peljhan hareket hissini arttırmak için fotoğrafları kuşbakışı açıdan ve perspektifi değiştirerek çekiyor. Zemin üzerine renkli çarşaf ve çeşitli objelerden hayali bir dünya oluşturuyor. Oluşturduğu bu sahnelere, o sahnelere uygun kıyafetlerle Luka'yı yerleştiriyor. Fotoğraflarında fotoğraf hilesi, fotoshop kullanmıyor. Bu serinin adını da ünlü Fransız romanından esinlenip "Küçük Prens" (Le Petit Prince) koyuyor.  

"Küçük Prens" serinin ilk fotoğrafı Luka'nın balon çizmesiyle başlıyor. Sonra Luka balonla uçuyor, merdivenlerden çıkıyor, kaykaya biniyor, denize dalıyor, kayak yapıyor, basketbol oynuyor, koşuyor, breakdance yapıyor... Tüm bunları yapamasa da hep hayal etmiş... Böylece yapabilse nasıl olacağını görüyor. Fotoğraflarda hiç engellenmiyor... Matej Peljhan, Luka'yı böyle fotoğraflayarak Luka'nın engellerini kaldırıyor. Onun hayallerini gerçekleştiriyor.

Bu fotoğraflar küçük çocuk için çok mutluluk verici ve unutulmaz bir hatıra oluyor. Luka'yı iyi tanıyan Peljhan, onunla ile ilgili şunları söylüyor: "Luka, kendisine acınmasını, hatta empati kurulmasını istemiyor. Hayata pozitif bakmak ve sadece yapabileceklerine odaklanmak istiyor..."  Bunlardan anlıyoruz ki Luka engelini ve bu nedenle oluşan fiziksel kısıtlamaları hiçe sayarak "Ben de varım..." diyor. Fotoğrafları gören herkesin de yüreğine dokunuyor...

Fotoğrafların Tamamı İçin: http://mate.1x.com/gallery/144270

ALİYE YÜCEL

10 Şubat 2013 Pazar

İÇİMDE DANS EDİYORUM


Engelli filmleriyle ilgili en merak ettiğim şey bir engellinin engeliyle nasıl baş ettiği, engeline rağmen neyi başardığı ve bunun nasıl anlatıldığı olmuştur. “İçimdeki Dans" filminde dayanışmanın ve tüm engellere rağmen bağımlı olmadan yaşamayı başarmanın önemi anlatılmış… Film ülkemizde İçimdeki Dans, ismiyle gösterime girmiş, ancak “İçimde Dans Ediyorum” çok daha uygun… Dans etmesi mümkün olmayan birinin, hayalinde dans etmesi ancak böyle anlatılır. Ama seyredince anlıyoruz ki, kahramanlar içlerinde dans etmekten çok daha fazlasını yapıyorlar!

İçimdeki Dans, engelli iki arkadaş Michael (Steven Robertson) ile Rory’nin (James McAvoy) hikayesi… Michael, engelliler için özel olarak yapılan bir bakımevinde kalmaktadır. Bir gün kısa bir süre orada kalmak için Rory gelir. Asi ruhlu Rory ile Michael arasında bir dostluk başlar ve o günden sonra ayrılmazlar. Hatta bakımevinden ayrılıp beraberce bir eve çıkmanın yollarını arar ve bulurlar…
Michael ile Rory yollarına birlikte devam etseler de çok zıt karakterde iki gençtir.  Her ikisinin de farklı hayat deneyimleri vardır. Aslında tek ortak özellikleri engelli olmalarıdır. Michael, sakin, durumunu kabullenmiş ve uyumlu biridir. Rory ise deli dolu, kurallara uymayı sevmeyen ve özgür ruhludur. Olumsuz özellikleri olsa da; ağır engeline rağmen Rory’nin özgüvene imrenmemek elde değil…
Engellerine gelince; Michael beyin felci geçirmiştir. Tekerlerli sandalyede yaşamaktadır. Kol ve ellerini zor hareket ettirmektedir. Konuşması zor anlaşılmakta daha doğrusu anlaşılmamaktadır! Söylemek istediği kelimeyi ancak harfleri tek tek göstererek anlatabilmektedir. Hiç kimsenin anlayamadığı konuşmalarını Rory anlayabilmiş ve bir anlamda onun tercümanı olmuştur. Rory ise kas erimesi hastasıdır. Vücudunu hareket hiç ettirememektedir. O da tekerlekli sandalye de yaşamaktadır. Sadece başı ve bir elinin iki parmağı hareket edebilmektedir. Rahat konuşabilmektedir. Her ikisinin de zeka problemi yoktur.
Filmde engelliler dünyasından çarpıcı tespitler ve çok etkileyici sahneler var. Michael’in onu engelli olduğu için terk eden babasını buldukları sahne çok çarpıcı… Ev ararken emlakçının onları merdivenli bir eve götürmesiyle; engelli birinin durumunun nasıl dikkate alınmadığı ve neye gereksinimi olduğu bilinmediği çok güzel anlatılmış… Kendi başına yaşama izni ve ödeneği için başvuru sırasında yaşananlar, engellilere nasıl bakıldığını gösteriyor. Michael’in bakıcı kıza duyduğunun aşk mı, minnet mi olduğu tartışılır. Ama bu duygu yüklü sahnelerden etkilenmemek elde değil.
Engelli kişilerin dünyasını ve engellilik konusunu eğlenceli bir dille anlatan filmin oyuncuları da çok başarılı… Oyuncuların gerçek hayatta da engelli olduğunu düşünenler olmuştur. Engelli olmayan kişileri nasıl etkiler bilemem ama seyredilmeye değer bir film olduğu kesin… Bu film, belki de engellilere bakış açınızı değiştirmenize yardımcı olabilir.

ALİYE YÜCEL