> Engeloji : Yabancı Dizi

Translate

Yabancı Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yabancı Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2021 Pazar

KIRMIZI ODA'DA MBPS SENDROMU


"The Act", dizisini daha önce ele almıştım.  Hulu'nun suç dizisi The Act'in en önemli özelliği gerçek hayatta yaşanması... Munchausen By Proxy Sendromu (MBPS)  sendromlu bir anne ve kızının hikayesini anlatıyordu. TV 8'de yayınlanan Kırmızı Oda dizisinde de bu konu işleniyor. 

Munchausen By Proxy Sendromu (MBPS) özel bir çocuk istismarı durumu... İlk kez 1977'de Meadow tarafından tanımlanmış. Anne ya da koruyucu kimse çocukta bir hastalık varmış gibi yapmakta ya da hastalık semptomlarını kendi uydurmaktadır. Anneler, çocuğun her zaman yanında olabilmek için onun hasta olmasına ihtiyaç duyuyor, çocukları sevgi adı altında kendine muhtaç ediyorlar.

Bu çocuğun en yakınında oldukları için şüphelenmek, suçlamak zor. Bu durumda yakalanmaları da imkansız gibi... Böyle bir hastalık varlığını bilmek, tanı koymak çok zor. Belki de ancak çocuğun başına bir şey geldiğinde anlaşılır olması en korkuncu...

Kırmızı Oda'da da Rezzan'ın hasta olan annesi, ablasına bu istismarı uygulayıp onun ölümüne yol açıyor. Rezzan'ın da hasta olmasına sebep oluyor. Dizide Rezzan'ı Nihal Yalçın canlandırıyor. 

Her iki diziyi de izlerken bir çok sahnede irkilmemek imkansız. Çok sarsıcı ve rahatsız edici... Annenin yıllar boyunca kızına yaptıklarına şaşırıp kalmamak mümkün değil. Bu nasıl bir anne diye düşünüp dehşete düşüyorsunuz. 

ALİYE YÜCEL

25 Ağustos 2019 Pazar

GERÇEK BİR HİKAYE: THE ACT


Sıkı bir yabancı dizi izleyicisi değilim. Ama zaman zaman oyuncuları ya da konusu ile ilgimi çeken diziler oluyor. Hele de yazın televizyonda seyredilecek bir şey olmayınca izliyorum. Bu yıl yayınlanan "The Act" bunlardan biri... Dizideki fotoğrafta tekerlekli sandalyedeki genç kızı görünce seyretmeden olmazdı. "The Act", Munchausen by Proxy sendromlu bir anne ve kızının hikayesini anlatıyor. Dizi, Netflix gibi internet üzerinden video yayın hizmeti veren web bir sitesi olan Hulu'da yayınlanıyor. Hulu'nun  yeni suç dizisi The Act'in en önemli özelliği gerçek hayattan alınması... 

Munchausen by proxy sendromu (MBPS) özel bir çocuk istismarı durumu... İlk kez 1977'de Meadow tarafından tanımlanmıştır. Anne ya da koruyucu kimse çocukta bir hastalık varmış gibi yapmakta ya da hastalık semptomlarını kendi uydurmaktadır. Böylece "sözde hasta" olan çocuğu doktora götürmektedir. Anneler, çocuğun her zaman yanında olabilmek için onun hasta olmasına ihtiyaç duyuyor, çocukları sevgi adı altında kendine muhtaç ediyorlar. Bu kişiler herkesin güvenini kazandıkları ve çocuğun en yakınında oldukları için şüphelenmek, suçlamak zor. Bu durumda yakalanmaları da imkansız gibi... Böyle bir hastalık varlığını bilmek, tanı koymak güç... Belki de ancak çocuğun başına bir şey geldiğinde anlaşılır olması en korkuncu...

The Act'ın konusuna gelirsek şöyle: Aşırı koruyucu bir anne olan Dee Dee Blanchard, tekerlekli sandalyedeki küçük kızı Gypsy Rose'u ağır hastalıklar, evsizlik ve Katrina kasırgası gibi bir çok güçlüğe karşı korumuştur. Biz yeni geldikleri şehirdeki yeni yaşantılarını izlerken annenin hiç kimsenin görmediği hastalıklı, karanlık ve korkutucu yüzünü de görmeye başlıyoruz. Gypsy Rose annesinin en yakın arkadaşı olmadığını ve ona yaptıklarının anladığı zaman işler değişiyor. Annesiyle arasındaki zarar veren ilişkiden kurtulmak isterken bir cinayet ortaya çıkıyor...



Dizi 8 bölüm halinde yayınlandı. Dizide anne Dee Dee Blanchard'ı ünlü oyuncu Patricia Arquette, kızı Gypsy Rose'u ise genç oyuncu Joey King canlandırıyor. Diğer rollerde ise Calum Worthy, Betty Lynn Allison, Steve Coulter ve Juliette Lewis yer alıyor. Patricia Arquette ve Joey King rollerinde çok başarılılar. Joey King'in oyunculuğuna hayran kalıyorsunuz. Patricia Arquette'de ise nedense hep Hülya Avşar'ı gördüm. Yerli versiyonu çekilirse o oynamalı diye düşündüm. Bu arada anne ve kızının hikayesi anlatan 2017 yılında HBO'da yayınlanan "Mommy Dead and Dearest" isimli bir belgesel de var.

Diziyi izlerken bir çok sahnede irkilmemek imkansız. Çok sarsıcı ve rahatsız edici... İnsan bir an bu sahnelerin bir çoğunun gerçekten yaşanmış olduğuna inanamıyor. İnanmak istemiyor. Gerçek hayatın bir dizi senaryosundan çok daha kötü ve korkunç olması gerçeği insanı derinden sarsıyor. "Dizi bu... Film işte..." diyerek kendinizi rahatlatamıyorsunuz. Diyelim ki dizide bazı sahneler abartıldı. Ama bir gerçek var ortada...

Annenin yıllar boyunca kızına yaptıklarına şaşırıp kalmamak mümkün değil. Dee Dee'nin kızının üzerinden çeşitli kişi ve kuruluşlardan para yardımı alması, çevredeki herkese hatta doktorlara bile hasta olduğunu düşünmeye ikna etmesi, gereksiz tedavilere tabi tutması, başını daima traş etmesi, yemek yemeğe bir engeli olmasa da karnından tüple beslemeye zorlaması, zekasında problem olmadığı halde öyleymiş gibi yansıtması, yürüyebildiği halde hayatının tekerlekli sandalyede geçirmesini istemesi inanılır gibi değil. Bu nasıl bir anne diye düşünüp dehşete düşüyorsunuz.

Bu arada gerçek hayatta Gypsy Rose, annesinin ölümünden ikinci derecede cinayet ile suçlanıp on yıl hapis cezası alıyor. Sevgilisi Nick ise ömür boyu hapse mahkum oluyor. Ruhsal sorunları olan Nick'in rehabilite edilmesi gerekiyordu. Bu kadar ceza almasını anlayamadım. Halbuki ona bunu yaptıran Gypsy on yıl alıyor. Hikaye çok şaşırtıcı... Gerçek olmasa "Böyle bir hikaye yazan bir senarist olabilir miydi acaba?" diye düşünüyor insan. Yabancı dizileri seviyorsanız mutlaka seyredin. Dizinin bu yılın seyredilmesi gereken dizilerinden biri olduğu kesin...

ALİYE YÜCEL  


12 Temmuz 2015 Pazar

EMMA'NIN HASTALIĞI


Yabancı dizilerin izleyeni çok... Ancak takip etmek mümkün değil. Ardı arkası kesilmiyor. Benim bu diziler konusunda uzman iki arkadaşım (Feray ve Sema) var. Onların tavsiyesi üzerine bir diziye başladım. Bates Motel, 3. sezonu bitmiş bir dizi... 10'ar bölümden 30 bölüm... "Yok olmaz, bitiremem... 4. Sezon'a gelmiş..." diye düşünürken başladım. Bırakamadım. Birinci sezonu bir kaç gün içinde bitirdim. Film ve dizileri izlerken algıda seçicilik olmalı ki engelli bir karakter hemen ilgimi çekiyor. Bu dizide de Kistik Fibrozis hastası bir genç kız vardı; Emma...

Bates Motel dizisi, Robert Bloch'un aynı adlı romanından 1960 yılında Alfred Hitchcock  tarafından uyarlanan Psycho (Sapık) adlı filminin ana karakterinin gençliğini anlatıyor. Dizinin türü psikolojik gerilim.... Konusuna gelince kısaca şöyle; Norma Bates (Vera Farmiga) kocasının ölümünü ardından 17 yaşındaki oğlu Norman (Freddie Highmore) ile yeni bir hayat için bir kasabaya taşınır ve burada diziye adını veren bir motel alır. Onlar, yeni ve sakin bir hayat isterken yaşadıkları hiç de öyle olmaz...

Kistik Fibrozis hastası Emma, dizinin genç kahramanı Norman'nın yakın kız arkadaşı... Emma Decody rolünü Olivia Cooke canlandırıyor. Norman, onu normal bir arkadaş gibi görse de Emma, Norman'dan hoşlanıyor. Norman ile birlikte bazı gizemli olayların peşine düşüyorlar... Dizide kötü karakterler kaynarken, Emma iyi bir rolde... Hatta dizinin en iyisi diyebiliriz. Zeki ve girişken biri... Okulunun da en başarılı öğrencilerinden. Alışılmadık bir rolü var. Emma, dizide önemli bir karakter. Emma karakterine ait bir blog bile var.


Norma, Emma'yı seviyor ve motelinde part-time çalıştırıyor. Norma'nın Emma'yı böylesine tasvip etmesi pek de alışıla gelmiş bir durum değil... Güzel, popüler ve çekici Bradley varken... O; oğlunu, hasta ve engelli olmasına rağmen Emma'ya yönlendiriyor. Emma, Kistik Fibrozis hastası olduğu için bu nedenle oksijen tüpünü (oksijen tankını) devamlı yanında taşıyor. Kendi deyimiyle tüpü "evcil bir hayvan" gibi dolaştırıyor.

Emma'nın hastalığı; Kistik Fibrozis (Cystic Fibrosis). Kısa adıyla KF genetik bir hastalık... Öncelikle solunum ve sindirim sistemi olmak üzere birden çok sistemi etkileyebiliyor. En çok etkilenen organlar ise dış salgı bezlerinin olduğu organlar... Salgı bezlerinin ince ve akışkan bir sıvısı vardır... KF'li hastalarda bu salgıların kıvamı artıyor. Akıcılığı ve saflığı kayboluyor. Bu nedenle hastaların balgam çıkarması zorlaşıyor. Küçük hava yollarının tıkanmasıyla akciğer rahatsızlıkları ve enfeksiyonlar başlıyor. Kistik Fibrozis bir süreğen engel türü... Yani bu hastalığı taşıyanlar en az % 40 engelli raporu alıyor.

Kistik Fibrozis, hayati risk içeren ve hayat kalitesini düşürebilen bir hastalık... Ancak, bu hastalığı taşıyanlar bir de Emma'yı bir görsün! Elinde tüpüyle dere tepe geziyor. "Ben de hastayım..." deyip, kendini hiç bir şeyden mahrum etmiyor. Engelini aşan örnek biri... Senarist neden bu hastalığı seçmiş, neden böyle bir karakter oluşturmuş merak ettim. Çok yaygın bir engel türü de değil. Bakalım diğer sezonun bölümlerinde Emma'yı neler bekliyor? Emma'yı merak ettiniz değil mi? Öyle ise seyredin. Oyunculuklara bayılacak... Diziyi zaten seveceksiniz...


ALİYE YÜCEL