> Engeloji : Sen Olmak

Translate

Sen Olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sen Olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2015 Pazar

EMPATİ


Engelliler Haftası'nda engelli hakların sağlanması, engellilerin topluma kazandırılması, engelli farkındalığının oluşması için çeşitli etkinlikler düzenleniyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Tesisleri,  bu yıl Engelliler Haftası (10-16 Mayıs) boyunca misafirlerini tekerlekli sandalyelerde ağırladı. Bu uygulama empati yapabilmek, tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren birini anlamak adına yapıldı.

Sloganı "Engelleri Aşmanın İlk Adımı Anlamak" olan projeyi; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı ve Engelliler Müdürlüğü ortaklaşa gerçekleştirdi. Florya Sosyal Tesisleri ve Dragos Sosyal Tesisi'ne gelen misafirler,  hazırlanan temsili tekerlekli sandalyelerde ağırlandı. Bu dikkat çekici uygulamanın benzerleri pek çok yerde yapılıyor. Böylece tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren kişilerle empati kuruluyor.

Yapılan bu proje bana izlediğim bir filmi hatırlattı. "Sen Olmak" filmini... 2007 yapımı kısa filmin başrollerinde Şevval Sam, Ömer Şahin ve  Asiye Dinçsoy oynuyor. Yönetmenliğini Tayfur Aydın'ın yaptığı film, 7. Ulusal Kısa Film Festivali'nde "En İyi Film" seçilmiş. 9 dakikalık kısa filmde tekerlekli sandalyedeki bir engellinin ve engelli yakınının neler yaşayabileceğini görüyoruz. Bu açıdan başarılı bir film... Şevval Sam, bu filmin senaryosunu çok beğenmiş ve hiç ücret almadan rol almış...


Sen Olmak, adı gibi başkası olmayı anlatıyor. Filmde; tekerlekli sandalyede bir adam İstanbul caddelerinde dolaşıyor ve tahmin edeceğiniz gibi karşısına pek çok engel çıkıyor. Merdivenler, kaldırımlar gibi... Sonra evine dönüyor. Bakıyoruz adam birden tekerlekli sandalyesinden kalkıyor ve yürüyor! Evde kendisini bekleyen karısının yanına geliyor. O an anlıyoruz ki; adam bunu empati için, engelli karısının neler hissettiğini anlamak için yapıyor.

Pek çok engelsiz kişi zaman zaman yürüyemeyen birini anlamak için tekerlekli sandalyeye oturuyor. Görme engelli birini anlamak için gözlerini bağlıyor. Böylece engelli kişinin yerine koyuyor, empati yapıyor. Empati yapabilmek karşımızdaki kişiye kuracağımız en anlamlı iletişim şekli... Empati, insan ilişkilerinin belki de en önemlisi... Başkalarının duygularını anlamaya çalışmak, onların bakışıyla bakabilmek, onların durumlarına göre davranmak çok insanca... Ama engelliyi anlamak için yeterli olur mu? İşte burası biraz tartışmalı...

Herkesin bildiği bir hikayedir. Nasrettin Hoca damdan düşünce çevresindekilerin "Hemen bir doktor çağıralım" sözüne, "Bana doktor değil. Damdan düşen birini çağırın. Damdan düşenin halini damdan düşen anlar..." demiş... Ancak empatiyi de bir kenara atamayız. Burada sadece empatinin yetmeyeceğini söylemeye çalışıyorum. "Peki öyle ise ne yapalım?" derseniz. Biri bizi engelliyor! Bu siz olmayın!

ALİYE YÜCEL